.: İhsan Dağı

Demokrasi kime gerek?

Demek ki neymiş? Demokrasi sandıktan ibaret değilmiş.

Öyle olsaydı, demokrasinin sandıktan ibaret olduğunu söyleyenler ‘demokratikleşme paketi’ hazırlama gereği duymazlardı şimdi. Paket, ‘sandık demokrasisi’nin talepleri karşılamaya, ihtiyacı gidermeye, sorunları çözmeye yetmeyeceğinin bir itirafı… Sandık, demokrasinin ‘gerek şartı’dır, ama ‘yeter şartı’ değildir. Sandık var işte. Gelecek yıl iki defa da milletin önüne konulacak. Kimsenin sandığa itirazı olamaz. İtirazı olanlarla da zaten işimiz olmaz. Ama demokrasiyi sandığa indirgemek de ‘demokrasi seviyesi’ açısından büyük bir irtifa kaybıdır. Türkiye’yi yönetenlerin ‘demokrasi ufku’nun daha geniş olması beklenir. Demokrasi, iktidar oluncaya kadar gerek duyduğumuz ‘şey’ değildir. Asıl, ‘iktidar olmayanların’ güvencesidir, sığınağıdır demokrasi; özgürlüktür, hukuk devletidir, çoğulculuktur. ‘Nasıl olsa sandıktan biz çıkıyoruz’ deyip demokrasiyi sandığa indirgemek demokrasiyi ‘iktidara giden yol’dan ibaret görmek demektir. Oysa demokrasi bir o kadar da iktidardakilerin nasıl yönettiği, iktidar olmayanların ne kadar özgür olduklarıyla alakalıdır.

    Paket, bütün eksiklerine rağmen ‘katılım, çoğulculuk, ayrımcılık yasağı’ gibi konularda getirdiği açılımla ‘daha nitelikli bir demokrasi’ ihtiyacını teyit ediyor. Birkaç hafta önce ‘demokrasinin sandığın ilerisine giden nitelikleri olmalıdır’ diyenlere söylenmedik söz bırakmayanlar bugün ‘paket’i alkışlıyorlar! Neredeyse Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bile ‘demokrasi sandıktan ibaret değildir’ dediği için hedef haline getirilmişti. Partinin yetkili kişileri ‘demokrasi sandıktan ibarettir’ sözlerini çekinmeden, gururla söyleyip duruyorlardı. Şimdi, ‘bu da yetmez, arkası gelecek’ diyorlar. Bravo… Madem demokratikleşme paketinin arkası gelecek, eksikleri, yanlışları söylemeye devam edelim ki düzeltilsin, değil mi?

     Önceki gün açıklanan Uluslararası Af Örgütü’nün ‘Gezi Raporu’ demokrasi, özgürlükler ve hukuk devletine ilişkin ciddi eleştiriler içeriyor. Raporun alt başlığı; Türkiye’de Toplanma Özgürlüğü Hakkı Şiddet Kullanılarak Engelleniyor’. Birçok ayrıntı içeren 70 sayfalık raporda, ‘AK Parti hükümeti 10. yılında temel insan haklarına hâlâ saygı göstermiyor. Eylemlerde ağır hak ihlalleri gerçekleştirildi’ sonucuna varılıyor. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner’a göre, “Gezi Parkı eylemleri bastırılmaya çalışılırken çok geniş çaplı bir dizi insan hakları ihlali gerçekleştirildi. Bunların arasında barışçıl toplanma hakkının tamamen engellenmesi ve yaşam, özgürlük ve işkence ve kötü muameleye tabi tutulmama hakkının ihlal edilmesi bulunuyor”.

    Raporu ‘tek taraflı, hükümet karşıtı, kötü niyetli vs.’ olarak niteleyenler var. Gezi olaylarını tümüyle uluslararası komplolarla izah etmeye kalkışınca hazırlanan raporları da böyle nitelemek lazım tabii. Uluslararası Af Örgütü dünyanın en itibarlı insan hakları kuruluşu. Raporları medyayı, diplomasiyi, siyasetçileri, analistleri etkiler. Raporda dile getirilen eleştirilere odaklanmak yerine Af Örgütü’nü itibarsızlaştırmaya çalışmak anlamsız. Geçmişte bunu yapmaya çalışanlar oldu. 12 Eylül döneminde Türkiye’de demokrasinin askıya alınmasını, kitlesel tutuklamaları, işkenceleri, gözaltında kayıp ve ölümleri raporladığı için de Uluslararası Af Örgütü Türkiye yönetiminden ve yönetimin destekçilerinden benzer eleştiriler almıştı. Muktedirler hiçbir zaman sevmez ‘insan hakları örgütleri’ni. Zaten, Af Örgütü’yle sorunu olan ülkeler hep insan hakları sicili sıkıntılı olan ülkelerdir. Bu tür raporları ‘Türkiye kendini iyi anlatamadı’, ‘raporu hazırlayanlar hep muhaliflerle konuşmuş’, ‘amaçları başka’ gibi yaklaşımlarla reddetmek de beyhude. Eskiden de böyle takıntılarımız vardı; ‘bir türlü dışarıya kendimizi anlatamıyoruz’ deyip dururduk. En iyi anlatımın ve tanıtımın içerideki sorunları çözmek, dile getirilen insan hakları ihlallerini bitirmek olduğunu unutarak.

    Bağlarsak; bu paket daha başlangıç, devamı var diyorsanız Gezi raporunu ciddiye almanız beklenir. Dikkat edin; Uluslararası Af Örgütü’ne verdiğiniz tepki eskinin ‘statükocu’, ‘devletçi’ reflekslerine benzemesin. Evren Paşa’nın ve adamlarının UAÖ için söylediği sözlere bir bakın!

Bu yazı Zaman Gazetesi’nde yayınlanmıştır.