.: Melik Nazır Esirci

Demirtaş’ın manifestosu, HDP’nin beyannamesi

Daha önce yayına gönderdiğim seçim beyannameleriyle ilgili yazı dizim için “çok uzun olduğu, o yüzden okunmadığı” eleştirileri aldım. Doğru olabilir. Ama benim burada yapmak istediğim makale yazmak değil. Amacım, parti ayrımı yapmadan, hiçbir partiyi kayırmadan, seçim beyannamelerindeki, tabii olarak kendi görüşüme uygun olan, aykırı olan, orijinal olan, harika olan ve hatta saçma olan vaatleri, özet halinde ilgilenenlerin görüşüne sunmaktır. 360 sayfalık Akparti’nin seçim beyannamesini 9, 240 sayfalık CHP’nin beyannamesini 14, 100 sayfalık İyi Parti’nin beyannamesini 11 ve şu anda okumakta olduğunuz toplamda 178 sayfalık HDP beyannamesini de 8 sayfaya indirerek özet sunmaya çalıştım. Daha da kısaltmak, partilerin emeklerine ve metne haksızlık olurdu. Her ne kadar bu beyannameleri okumak verilecek oyları pek değiştirmeyecekse bile, bu kadar siyasileşmiş insanların, kendi partisinin veya rakip partinin seçim beyannamelerini hiç okumadan da tarafgirlik ve propagandistlik yapmalarının sadece kuru bir holiganlık olacağı kanaatindeyim.

Demirtaş’ın manifestosu;

Seçime en dezavantajlı parti olarak giren HDP’nin, doküman olarak en iyi hazırlanan parti olduğunu söyleyebilirim. HDP, hem Demirtaş için manifesto, hem parti olarak Beyanname, hem de “Kadın Meclisi Seçim Bildirgesi” adıyla üçüncü bir belge ile hazırlanmış. İçindeki sloganlardan ve vaatlerden bağımsız olarak, en iyi görsel ve mizanpaja sahip belgelerin de HDP’nin ki olduğunu söyleyebilirim.

Cumhurbaşkanlığı adaylarının tutuklu olması sebebiyle kendisinin sunamadığı manifestoyu da eş genel başkanlar sundular. Manifesto, hemen her sol/sosyalist broşürün/söylevin başındaki şu sloganla başlıyor;

“Üreten SEN’sin,

Yöneten de SEN olacaksın!”

Peşinden de şu ana kadar inceleyebildiğim diğer iki muhalefet partisi gibi “OHAL’i derhal kaldıracağız. OHAL’den kaynaklanan ve KHK’lerle doğan zararları telafi edeceğiz. Haksız yere işten atılanların işlerine dönmesini sağlayacağız.” vaatleriyle devam ediyor.

Sadece Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde olan bir hakkı, genel ve geniş bir şekilde kullanacağı vaadiyle “Hiçbir ayrım yapmadan tüm hasta mahpusların derhal serbest kalmalarını sağlayacağız.” ve kendi partilerinden seçilen belediye başkanlarının görevlerinden el çektirilmesi uygulaması olan “OHAL’e dayanılarak kayyım atanan belediye eş başkanları görevlerine geri dönecek”, “KHK’lerle kapatılan tüm muhalif medya ve sivil toplum kuruluşları yeniden açılacak” taahhüdü de verilmiştir.

Yine, açıldığı ilk günden beri muhalefetin tepkisine sebep olan ‘Cumhurbaşkanlığı sarayı’ hakkında “Tek adamın hizmetine tahsis edilen Saray’ı boşaltacak, Saray’ın hangi amaçla kullanılacağını halka soracağız.” denmiş ve “Savurganlığa ve israfa dayanan yönetim ve bürokrasi anlayışına son vereceğiz. İtibarımızı şatafatla değil, şeffaf ve halka hizmete adanmış yönetimimizle sağlayacağız; itibar için israf yapmayacağız”, Koruma ordusuyla dolaşan, halktan uzak, ulaşılmaz ve eleştirilmez bir Cumhurbaşkanlığı anlayışına son vereceğiz.”,  vaatleriyle mevcut Cumhurbaşkanının uygulamalarına ve “Eş Cumhurbaşkanlığı sistemini, halkın ortak yönetimini hedefleyen çoğulcu bir yönetim mekanizmasıyla güçlendireceğiz,”, “Cumhurbaşkanına hakaret suçunu kaldıracağız”,Cumhurbaşkanlığında toplanan yasa yapma hakkını, denetleme ve bütçe hakkı gibi yetkileri Demokrasiye Acil Geçiş Programı’yla en kısa sürede parlamentoya iade edeceğiz. Güçlü ve çoğulcu bir parlamenter sistem inşa edeceğiz” vaatleriyle de yeni sistemin Cumhurbaşkanına verdiği yetkileri parlamentoya iade edeceğini, bazı haklarını kaldıracağını beyan etmiştir. Gerçi, “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma yetkisini, “Cumhurbaşkanında toplanan yasa yapma hakkı” gibi olmayan bir haktan bahsetmiş olmakla birlikte, başkanlık sistemine tamamen karşı olduğunu net bir şekilde ifade etmiştir. En çarpıcı cümle olarak da “Bu makama bir çuval yetki ile geleceğim, sürenin sonunda bir ceketle gideceğim” gibi iddialı bir taahhütte bulunmuştur.

Doğal tabanının sorunları konusundaki çözüm vaatlerini ise “Kürtlerin sorunlarına barışçıl çözümü, dağların da cezaevlerinin de boşalmasını ve anaların gözyaşlarının dinmesini sağlayacağız”, “Kürt sorununu şiddet alanının dışına çıkararak, şiddeti ve çatışmayı onurlu bir barışla sonlandıracağız”, “Ülkemizin farklı dillerini bir tehdit olarak değil bir zenginlik olarak göreceğiz. Resmi dili değiştirmeden eğitimden sağlığa, ulaşımdan haberleşmeye kadar herkesin anadilinde hizmet almasını anayasal güvence altına alacağız” şeklinde sıralamıştır.

Ekonomi vaatlerine baktığımızda ise, tam bir sosyalist parti vaatlerini görüyoruz. En yakın örnek olarak da Yunanistan’da iktidarda olan Syriza’nın vaatleri arasında bulunan ve sanki dünyada kimsenin göremediği bir hazine varmış da “çalışmaya ne gerek var, cennet burada, buyurun hepsi sizin olsun yeyin-için” der gibi en azından benim gibi düşünenlerin aklının alamayacağı vaatler sıralanmış;

  • “Ücretlerde düşüş olmadan haftalık çalışma saatini 35 saate indireceğiz” vaadiyle başlayan;
  • “Çalışan, işsiz, öğrenci tüm gençlere, her ay 500 TL yükleyeceğimiz GENÇ KART dağıtacağız”,
  • “Su ve elektrik kullanımı asgari ihtiyaç miktarına kadar ücretsiz olacaktır. Böylece, bu miktarların aşılmaması sonucuyla enerji tasarrufu sağlanacak ve kaynak israfı önlenecektir. Bu miktarları aşan tüketimi olanlar ise artan oranlı fiyatlandırmaya tabi olacaktır”.
  • “Asgari ücreti ve en düşük emekli gelirini 3 bin TL yapacağız”,
  • “Tüm işsizlere şartsız, süresiz olarak en az bin TL maaş bağlayacağız”,
  • “Kamu emekçilerine bin TL zam yapacağız”,
  • “50 bin TL’ye kadar banka borçlarının faizlerini silerek yeniden yapılandıracağız”,
  • “Tarım ve hayvancılıkta destekleri 2 katına çıkaracağız”,
  • “Yolları, köprüleri ücretsiz yapacağız” vaatlerinin peşi sıra çevrecilik adına da
  • “Sermayenin çıkarı için yapılan baraj, HES, termik, nükleer vb. projelere, ekolojik yıkıma yol açan maden işletmeciliğine, endüstriyel atık ve kirlilik sonucunda yaşam alanlarının tahribine yol açan uygulamalara son vereceğiz”,
  • “Kanal İstanbul gibi doğayı ve kaynakları katleden israf projelerinin tümünü başlatılmış olsa dahi durduracağız” gibi radikal vaatler verilmiş.

Hemen hiçbir seçmenin itiraz etmeyeceği ve artık yeni parlamentodan gerekli yasaların çıkması için hiçbir engel bırakmayan, bütün partilerin ortak vaadi olarak da;

  • “Hayvan Hakları Kanunu çıkaracağız”,
  • “Hayvanlara yönelik işkence, kötü muamele, cinsel saldırı, öldürme gibi suçlarda cezaları caydırıcı olacak şekilde arttıracağız”,
  • “Hayvanların ticari amaçlı deneylerde kullanılmasını önleyeceğiz.”,
  • “Hayvanların sirk ve sokak tanıtımı vb. her türlü gösteri amaçlı etkinliklerde kullanılmasına son vereceğiz”,
  • “Hayvanların itlaf edilmesini, kürkleri ve varlıkları ile sermaye birikiminin parçası haline getirilmesini sağlayan düzenlemeleri ve yasaları iptal edeceğiz”,
  • “Toplama kamplarına dönüşmüş hayvan barınaklarını kaldırılacağız” vaatleri verilmiştir.

Son cümle olarak da sloganik şu vaat verilmiş; “Başkanlığı bitirmek için Cumhurbaşkanı olacağım. Süreç tamamlandığında benim yetkilerim de sınırlandırılmış olacak, Cumhurbaşkanlığı bir temsil ve toplumsal uzlaşı makamına dönüşecek.”

HDP’nin seçim beyannamesi

Beyanname yeni bir anayasa yapılacağından hareketle, bu anayasanın anahatlarını “Demokratik Anayasa’da bütün özgürlükler ve haklar garanti altına alınacak. Demokratik anayasa, merkezin tahakkümüne karşı yereli, devletin tahakkümüne karşı toplumu, erkek egemen zihniyetin tahakkümüne karşı kadını, sermayenin tahakkümüne karşı emeği ve doğayı temel alan yerel demokrasi anlayışını esas alacak” şeklinde belirlemiş.

Yine anayasal kurum olan “HSK’nin yapısı yeniden düzenlenerek özerk bir kurum haline dönüştürülecek. Adalet Bakanı HSK yapısından çıkarılacak” vaadi verilmiş, diğer partilerin beyannamelerinde görmediğim orijinal bir öneri olarak da “Savcılık ve savcıların çalışma büroları adliye binaları dışında ayrı bir kamu binasında olacak” vaadi verilmiş.

CHP’nin vaatleri arasında yer alan vaat, HDP’de bir adım ileri götürülerek, daha işlevsel bir halde verilmiş. “Savcılığa bağlı adli kolluk teşkilatı oluşturulacak. Adli kolluk teşkilatı soruşturma sırasında avukatlara da hizmet sunacak”

Adalet alanındaki vaatler şöyle sıralanıyor.

  • “15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağı açığa çıkarılarak yasal işlem başlatılması için adım atılacak”,
  • “Herkesin anadilinde hizmet alabileceği yargı koşulları oluşturulacak, mahkemelerdeki tercümanların parasının yargılananlar tarafından ödenmesi uygulamasına son verilecek”,
  • Seçim barajı kalkacak. Temsilde adaleti sağlamak için Meclis’te bütün partilerin aldıkları oy oranında temsil edilebilmesinin yolu açılacak”,
  • “Gözaltı süresi tüm suçlamalar için en fazla 1 gün olacak”
  • “Başta cezaevinde bulunan 70 bine yakın öğrenci olmak üzere haksız yere tutuklu olan gazeteciler, kadınlar, siyasetçiler TCK’da yapılacak adil düzenlemeler ile özgürlüğüne kavuşacak”,
  • “Siyasi tutsaklara genel af getireceğiz”,
  • “Terörle Mücadele Yasası, İç Güvenlik Yasası, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası ve Polis Vazife ve Salahiyet Yasası’nı kaldıracak”.

Çok şükür dedirten, bütün partilerin ortak vaadi metinde “Başta Cemevleri olmak üzere, Alevilerin bütün ibadet mekânlarını “ibadethane” olarak tanıyacak ve kamu güvencesi altına alacağız” şeklinde geçmiş, din eğitimi konusunda ise “Her öğrencinin kendi inancı ile ilgili ders alma özgürlüğü olacak” vaadi verilmiştir.

Yine diğer partilerin beyannamelerinde görmediğim orijinal bir vaat daha verilmiş. “Eline silah almak istemeyen, militarizme karşı olan gençlerin zorunlu askerlik yapmama hakkını güvence altına alacağız”. Yani “vicdani red hakkı” verileceği vaat edilmiş.

Mülteciler konusunda en güzel, en hakkaniyetli ve en makul vaatler HDP tarafından verilmiş. Hakkını yemek olmaz. Akparti dahil, diğer partilere baktığımızda, hepsi bir şekilde ülkemizdeki mültecileri geri göndermekten bahsederken HDP;

  • “Mültecilere eşit yurttaşlık hukuku kapsamında, özgür ve eşit bir toplum inşa edeceğiz”,
  • “Mülteci ve sığınmacılarla ilişkileri “yardım kampanyası” üzerinden değil, “hak konsepti” üzerinden kuracağız”,
  • “Mülteci kamplarını ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar için her zaman denetime açık tutacağız”,
  • “Mültecilere yönelik ırkçı, milliyetçi saldırılar ve nefret söylemi ile ilgili yasal düzenlemeleri yapacağız. 1951 Cenevre Sözleşmesi’ndeki çekinceleri kaldıracağız ve mülteci statüsünün Avrupa dışından gelenler için göç ve iltica kapsamına dâhil edilmesini sağlayacak düzenlemeleri gerçekleştireceğiz”,
  • “Mültecilerin can güvenliğini sağlayacağız. Göçmen işçilerin yaşadığı barınma, sağlık, kayıt dışılık, eşitsizlik, iş güvencesi, sendikal örgütlenme hakkı ile ilgili sorunlarını çözeceğiz”,
  • “Mülteci kadınların iş ve sosyal hayatta karşılaştıkları bütün zulümleri ivedi bir şekilde çözeceğiz”,
  • “Mülteci çocuklarının eğitim haklarını anadilinde almaları için gereken tüm hazırlıkları yapacağız”.

HDP’nin Ekonomik vaatlerine baktığımızda, başka partilerin “Kanaat ekonomisi, Üretim ekonomisi” gibi isimlerinin dışında “Barışçı ve Katılımcı Güven Ekonomisi” diye yeni bir isim öğreniyoruz.

Nüanslarının tam bir sosyalist argümanlar dizisi olduğunu görüyoruz.

  • “Dayanışmacı, kararların halkın iradesiyle alındığı, toplumsal ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir ekonomik bakışla, üretenlerin ekonomik ilişkiler üzerinde denetimini artırmaktır. Perspektifimiz; doğa ile uyumlu ekonomi ve insan onuruna yaraşır istihdam yaratmak, dar gelirlilere gelir artışı sağlamaktır”
  • “Bu program için gerekli parasal kaynağı; kamusal israfları önleyerek ve adaletli bir vergi politikasıyla sağlayacağız. Böylece yoksulluk sınırının altında yaşayan yaklaşık 60 milyon yurttaşımıza aktaracağımız gelir ile hem adaletli bir yaşam hem de adaletli bir ekonomi var edeceğiz”,
  • “HDP’nin ekonomi politikalarının kırmızı çizgisi, emekçinin haklarıdır, Mor çizgi kadınların hakları, yeşil çizgi ise tüm canlıların ekolojik haklarıdır”,
  • “HDP olarak, emek ve doğa dostu, verimli, adaletli bir ekonomi programı; emek ve doğa dostu bir büyüme modeli ile esnafın, çiftçinin, memurun, işçinin, emeklinin ekmeğini ve sofrasını büyüteceğiz”,
  • “Milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı dâhil, kamuda çalışan hiç kimseye, asgari ücretin 3 katından fazla maaş ödenmeyecek”,
  • “Bütçeden sosyal haklara ayrılan kaynağı ikiye katlayarak, yoksulluk sınırının altında gelire sahip tüm hanelerde uygulayacağımız SOSYAL HAKLAR PROGRAMI ile yoksulluğa son vereceğiz”
  • “Bu kapsamda; hane geliri aylık 6.000 liranın altında olan hanelerin gelirini uygulayacağımız sosyal politikalarla kademeli olarak yoksulluk sınırının üzerine çıkaracağız”,
  • “Yoksulluk sınırının altında gelire sahip kamu çalışanlarına 1.000 TL zam yapacağız”
  • “Yüzde 40 ve üzeri engel oranı olan tüm engellilere aylık 1.000 lira”,
  • “Emekli maaşı olmayan 1 milyon yaşlıya aylık 1.000 lira”
  • “Sığınma evlerinde yaşamını sürdürmek zorunda kalan tüm kadınlara uygun iş ve yaşam imkânı sağlanana kadar 1.000 lira ödeme yapacağız”
  • “KOBİ’lerde en az yarısı kadın olacak şekilde 5 milyon kişiye insan onuruna yaraşır yeni iş imkânı sağlayacağız”.

Esnaf ve Küçük Sanatkârlar için;

  • “Hakça Dağıtım Programımızla dar gelirli vatandaşlarımızın gelirini artıracağız, böylelikle alışveriş artacak, esnaf nefes alacak”,
  • “AKP döneminde mantar gibi çoğalan, ithalata bağımlılığı büyüten, kurulduğu yerlerde trafik sıkışıklığını artıran AVM’lere yeni ruhsat vermeyeceğiz”,
  • “Zincir marketleri, esnafın varlığını tehlikeye attığı bölgelerde yasaklayacağız. Esnafın vergi yükünü azaltacağız”,
  • “Esnaf dayanışma sandıkları kuracağız”,
  • “Yerel yönetimlerle işbirliği içinde ve kooperatifleşmeyle şoför esnafına mazot desteği, balıkçı esnafına balıkçılık desteği sağlayacağız”,
  • “Çiftçiye ürün alım garantisi verilecek”,
  • “Tarımsal arazilerin konutlaşmasının ve sanayileşmesinin önlenmesi amacıyla Tarımsal Sit Alanları tesis edilecek”

Belki de en liberal vaat, ilginçtir ki faiz konusunda verilmiş. “HDP iktidarında, faizleri emir ile değil güven ile düşürerek faiz giderlerimizi azaltacağız”.

Vergi konusunda ise, “HDP iktidarında adaletli ve etkin bir vergi sistemi kurarak, HAKÇA DAĞITIM PROGRAMI (HDP) için kaynak yaratacağız” denerek, klasik sermaye karşıtı vaatler sıralanmış.

  • “Gelir ve servete göre artan oranlı bir sistemle, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alacağız. Bu vergileri yoksulluğun azaltılması, istihdam yaratılması, nitelikli kamusal eğitim, ücretsiz sağlık ve ulaşım hizmetinin sağlanmasında kullanacağız. ÖTV ve KDV gibi vergilerin, gelirler içerisindeki payını düşüreceğiz”,
  • “AKP döneminde sermaye geliri elde edenler adaletli bir biçimde vergilendirilmediği için toplam servetin yüzde 60’ı nüfusun yüzde 1’inin elinde kümelenmiştir. Servete duyarlı vergilendirme ile bu haksızlığı gidereceğiz”,
  • “Türkiye’de kazanıp, paralarını yurtdışındaki vergi cennetlerine kaçıranlardan hesap soracağız. Bu kişilerin yurtdışındaki vergi cennetlerindeki varlıklarını tespit edip vergilendireceğiz. Bu durumu tespit edilen siyasetçiler ve birinci dereceden akrabaları için hukuki denetimle ağır hapis cezaları getireceğiz”.

Peşinden halkın ve işletmelerin üzerindeki vergi yükü için de;

  • “Yoksulluk sınırının altında gelire sahip vatandaşlarımızın vergi yükünü düşüreceğiz”,
  • “Vergide en düşük dilimi yüzde 5’ten başlatacağız”
  • “Ücretliler için en az geçim indirimi uygulamasına geçilmesini sağlayacağız”
  • “Kurumlar vergisini küçük kurumlar için yüzde 15’ten başlatarak ölçeğe göre artan oranlı hale getireceğiz. Üretim ve istihdamı teşvik için yatırım indirimi istisnasını yüzde 100’e kadar çıkartıp, amortisman süresini kısaltacağız”

Ekonominin modellerle yönlendirilebileceği görüşüyle Sosyal Büyüme Modeli diye bir

modeli uygulanacağından bahisle;

  • “Kamu-özel ortaklığı modeli ile normal maliyetin en az yüzde 40 üzerinde olan yatırım ve fonlama modeline son vereceğiz.
  • “Kamu finansmanında vergileme esas alınacak. Ağırlıklı olarak üst gelir gruplarından ve üretken olmayan sermayenin vergilendirilmesinden alınacak vergiler bu projelerin finansmanı için öncelikli olarak kullanılacak”
  • “Merkez Bankası finansmanı kapsamında ise kamu finansmanını tamamlayıcı olarak söz konusu projeler için yatırım bankaları uzun vadeli bono/tahvil gibi borçlanma senetleri çıkartılacak ve Merkez Bankasının öncelikli olarak bu senetleri çok düşük faizle satın alması sağlanacak”.

Bu harcamalara kaynak olarak da “AKP Hükümeti son yıllarda güvenlikçi politikalara artan oranda kaynak aktarıyor. Bu politikalar ülke içinde toplumsal barışı, dışarıda ise bölgesel barışı tehdit ediyor. HDP iktidarında, Türkiye’de ve bölgemizde uygulayacağımız barışçı politikalar ile bu harcamalardan büyük ölçüde tasarruf edeceğiz” formülü bulunmuş.

Demokratik Ekonomi başlığı altında da tam bir sosyalist sistem kurgusu işlenmiş.

  • “Dayanışma ekonomilerini hayata geçireceğiz”,
  • Kar amaçlı değil toplumsal yarar odaklı yapıları destekleyeceğiz”,
  • “Topluluk ekonomisi ile kooperatifçiliği destekleyeceğiz. Halk çiftliklerini inşa edeceğiz”,
  • “Tarım merkezli, doğa ile barışık, enerji tasarrufunu gözeten çiftlikler ile açlığa, yoksulluğa ve işsizliğe karşı kalıcı çözümler üreteceğiz”,
  • “Üretim sürecinde karar mekanizmalarının içinde üretenler olacak, birlikte üreteceğiz, birlikte yöneteceğiz”,
  • “Kamu özel ortaklığı kapsamındaki şehir hastaneleri, köprü-otoban projelerinde devlet garantisi kapsamındaki ödemeleri durduracağız. Kamu yararına aykırı bu proje anlayışına son vereceğiz”
  • “Büyük sermayeye yönelik vergi muafiyetine, istisna, indirim ve vergi aflarına son vereceğiz”
  • “HDP iktidarında yapılacak tek özelleştirme, makam araçları, makam helikopterleri ve makam uçakları olacaktır. Cumhurbaşkanlığı’nın uçakları özelleştirme kapsamında satılacak,
  • “Cumhurbaşkanı dâhil tüm kamu görevlileri tarifeli uçak ve toplu taşıma kullanacak”,
  • “Başta şeker fabrikaları olmak üzere özelleştirmeleri iptal edeceğiz”
  • “Kriz bahanesiyle toplu işten çıkarmaları yasaklayacağız”,
  • “Emeklilik yaşını düşürecek, mezarda emekliliğe son vereceğiz”
  • “Tüm kamu çalışanlarını kadroya alacağız. Kamuda taşeron/geçici istihdam uygulamasını sonlandıracağız”,
  • “Kiralık işçi uygulamasına son verecek, özel istihdam bürolarını kapatacak, istihdama aracılık hizmetlerini kamu eliyle yürüteceğiz”,
  • “Kıdem tazminatının gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Kıdem tazminatını alamayan işçilerin alacaklarını Hazine güvencesine alacağız”
  • “Başta KHK’lerle ihraç edilenler olmak üzere, haksız ve hukuksuz bir şekilde mağdur edilen kamu emekçilerini görevlerine iade edecek, kayıplarını tazmin edeceğiz. KHK’leri bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıracak, sadakat değil, liyakatı esas alan bir istihdam politikası uygulayacağız”
  • “Barınma hakkı doğrultusunda, tüm yurttaşların barınma sorununu çözeceğiz”,
  • “Halkın hem daha ucuza yaşayabilmesi, hem de iş sahibi olabilmesi için üretim ve tüketim kooperatifleri kuracağız ve/veya bu kooperatifleri destekleyeceğiz”,
  • “Su tüketiminde 10 metreküp ücretsiz kullanım sağlayacağız”
  • “Dört kişilik bir aile için 200 kwh/ay elektrik hizmetini bedelsiz vereceğiz”
  • “Su, doğalgaz ve elektrik faturalarından yapılan tüm vergi kesintilerini kaldıracağız”
  • “Toplu ulaşım öğrenci, engelli, emekli, genç ve yoksulluk sınırının altındaki yurttaşlarımız için ücretsiz olacak”,
  • “Bireysel zorunlu özel sigortaya yönelik katkı payı uygulamasını sonlandırarak kesintileri maaşlara yansıtacağız”,
  • “Kamu hastanelerinde toplumsal yarar esaslı çalışma ilke edinilecek”,
  • “Performansa dayalı ücretlendirme gibi kâr odaklı uygulamalara son verilecek”
  • “Sağlıktaki özelleştirmenin yeni biçimi olan şehir hastaneleri modeli kaldırılacak ve şehir hastaneleri bir an önce kamuya devredilerek bu talana son verilecek. Kent içindeki hastaneler korunacak”
  • “Eğitim bir haktır, okul kamusal bir söylem alanı ve ortak yaşam mekânıdır. Bu nedenle eğitimin finansmanını vergilerle sağlayacağız”
  • “Her ne ad altında olursa olsun velilerden asla para talep etmeyeceğiz”
  • “İdeolojik saiklerle okulları ayrıştıran 4+4+4 uygulamasına son vereceğiz”
  • “Eğitim sistemini en baştan başlayarak evrensel çocuk hakları temelinde yeniden yapılandıracağız”
  • “Bilimsel, laik, demokratik, özgürlükçü, çoğulcu, anadilinde eğitimi esas alan yeni bir eğitim müfredatını hayata geçireceğiz”
  • “Din derslerini zorunlu olmaktan çıkaracağız.”
  • “Tüm merkezi sınavları kaldıracağız. Sınav odaklı sistem yerine öğretmen ve öğrencilerin ortaklaşa gelişimini sağlayacak bir sistem kuracağız”
  • “Üniversitelerimizin bölünmesine ve kent dışına çıkarılmasına izin vermeyeceğiz”
  • “YÖK’ü kaldıracağız”
  • “Üniversite rektörleri ve dekanlarının üniversite bileşenlerince seçilmesini sağlayarak, öğrenci meclisleri/konseylerinin her düzeyde üniversite kurullarında söz sahibi olmasını sağlayacağız”,
  • “Üniversitelerde Kürtçe, Lazca, Süryanice gibi asimilasyona uğratılan dillerde yeni kürsülerin açılmasını sağlayacağız”
  • “Evlere ve tarlalara takılan ön ödemeli sayaçları iptal edeceğiz”
  • “Tarlalara geçimlik tarım için gereken suyu ücretsiz vereceğiz”
  • “Mersin Akkuyu ve Sinop nükleer santral projeleri iptal edilecek”

Dış politika vaatleri ise şöyle sıralanmış;

  • “İsrail hükümetinin etnik temizliği esas alan işgalci politikalarına karşı duracak. Filistin’in işgaline son verilmesine ve Filistin halkının kendi siyasi geleceğini belirlemesine imkân sağlayacak bağımsız devlet kurma hakkının tanınması için gerekli desteği vereceğiz”,
  • “Ortadoğu’da emperyalistler tarafından çizilmiş yapay sınırlarla kendini bağlamayacak, halklar arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel bağların güçlendirilmesi ve ilişkileri perdeleyen bürokratik engellerin ortadan kaldırılması için çalışacağız”,
  • “Ermenistan üzerinde uygulanan ekonomik ambargoyu kaldıracak, gerekli ekonomik, politik ve diplomatik ilişkileri geliştirecek”,
  • “Türkiye tarafından tek yanlı kapatılan Türkiye-Ermenistan sınırını koşulsuz olarak açacağız”,
  • “Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Karabağ sorununda barışçıl çözüm çabalarını destekleyeceğiz”,
  • “Emperyalist müdahalelere, başka ülkelerin topraklarının işgal edilmesine, komşu ülkelere askeri veya iç savaşı kışkırtıcı müdahalede bulunmak gibi politikalara karşı çıkmaya devam edeceğiz”,

Kültür, sanat, spor, medya alanında;

  • “Ülkemizde yaşayan ve kaybolan dillerdeki sanat ve kültür eserlerinin gün yüzüne çıkarılması, üretilmesi ve geliştirilmesi için her türlü koşulu yaratacağız”,
  • “Kültür ve sanat alanında Devlet Sanatçısı ünvanı verme uygulamasını kaldıracağız”
  • “Passolig uygulamasına son vereceğiz”

Çocuk hakları ve gençlik konusunda

  • “Çocuk yoksulluğunu önleyici politikalar geliştireceğiz. Tüm çocukların gıda hakkını korumak için her mahallede Gıda Bankası kuracağız. Her çocuğa temel gıda maddelerini içeren gıda paketini ücretsiz vereceğiz”,
  • “Sokakta yaşayan ve çalışmak zorunda kalan hiçbir çocuk kalmayacak”,
  • “Çocuk işçiliğini ortadan kaldıracağız”,
  • “KYK burslarını karşılıksız hale getireceğiz. Bursları her öğrenci için en az 750 TL’ye çıkaracak, bu miktarı yüksek lisans ve doktora için kademeli olarak artıracağız. 2010 yılına kadar olan geçmiş KYK borçlarını silecek, 2010 yılından itibaren ödenen borçları ise yasal faizleri ile birlikte geri ödeyeceğiz”
  • “Üniversite ve yurt yemekhanelerini ücretsiz hale getireceğiz”

KADIN MECLİSİ SEÇİM BİLDİRGESİ

Diğer partilerden farklı olarak HDP, bildirgeleri arasına bir de “Kadın Meclisi Seçim Bildirgesi” eklemiş. Bu bildirgedeki gördüğüm ilginç, orijinal, aykırı vaatler şöyle;

  • “Kadın Bakanlığı”nı kuracağız”
  • “Üç çocuk-beş çocuk doğurma baskısına karşı, ‘doğurmak istemiyorsak doğurmayacak, istediğimiz kadar çocuk dünyaya getireceğiz’”
  • “LGBTİ+’ler için istihdam seçeneklerini artıracağı”
  • “Şiddete maruz kalan kadınların 7/24 arayabilecekleri, uzman personelin görevlendirildiği ALO Şiddet Hattı kuracağız”
  • “Nüfusu elli bini geçen her kentte Kadın Bakanlığı’na ya da yerel yönetimlere bağlı kadın “sığınağı” açılacak, açmayanlar hakkında yaptırım uygulanacak”
  • “Bağımsız kadın örgütleri desteklenecek, açtıkları sığınakların giderleri Kadın Bakanlığı tarafından ödenecek”
  • “Cinsel şiddete uğrayan kadınların başvurabilecekleri “Tecavüz Kriz Merkezleri” açılacak”

“Hem evde hem işte çalışıyoruz. Çifte mesai yapıyoruz. Emeğimize evde erkekler, işte patronlar tarafından el konuluyor”

  • “Ev işçisi kadınları 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına alacağız”
  • “Sosyal güvencesi ve geliri olmayan eşi vefat etmiş kadınlara yapılan sosyal destek asgari ücretten az olmayacak”
  • “Benzer destek, boşanmış, eşi tarafından terk edilmiş, eşi cezaevinde olan, eşi kayıp kadınlara, yalnız yaşayan annelere ve şiddet mağduru kadınlara da verilecek. Ayrıca sağlık hizmetlerine erişim ve barınma desteğinin yanı sıra çocuklarının giyim, çanta, kırtasiye, servis ücreti gibi okul masraflarını karşılayacağız”
  • “İstenmeyen hamilelikler ve kürtaj önündeki engeller kaldırılacak; doğum kontrolü ve cinsel sağlık hizmetleri parasız temin edilecek”
  • “Kapitalizmin yarattığı en büyük krizlerden biri de ekolojik krizdir. İnsanlığın yok oluşu anlamına gelecek bu krize karşı en büyük mücadele gücünü kadınlar oluşturuyor”
  • “Siyasi partiler yasası değiştirilerek eş başkanlığın sadece genel başkanlıkta değil bütün yönetim organlarında geçerli olması ve kadın kotasının uygulanması sağlayacağız”
  • “Seçim yasasında değişikliğe gidilerek yüzde 50 cinsiyet kotasının genel ve yerel seçimlerin tüm aşamalarında konulmasını kadın adayların maddi olarak desteklenmesi için bütçe ayrılmasını sağlayacağız”

Ayrıca bakınız...

tartışma kültürü ve geleneği

Tartışma kültürü ve geleneği

Öğrencilik yıllarımda okuduğum bir kitapta bozkırın ortasında (sıfırdan) bir orman kurmaya çalışmak pek akıl kârı ...