.: Murat Yılmaz

Demirtaş yeni bir dolap peşinde mi?

Siyasette güven her türlü müzakere ve uzlaşmanın temelini teşkil ediyor. Eğer muhatabınız güvenilmezse, bırakın müzakere ve uzlaşmayı görüşmenin bile anlamı kalmıyor. Müzakere sürecinin neden yürümediğinin ve yeniden başlamasının neden çok zor olduğunun asıl sebebini bu güven meselesinde aramak gerekiyor. PKK / HDP hattı Türkiye kamuoyuna başka, ABD-Avrupa-Rusya veya İran’a başka, örgüt tabanına başka başka ve birbiriyle telif edilemeyecek açıklamalar yapıyor. Acaba bu açıklamalardan hangisi gerçek niyetlerini ifade ediyor? Bu sorunun sorulabilmesi, muhataba güven duyulmadığının göstergesidir. PKK / HDP hattının gerçek niyet ve fikrinin örgüt tabanına hitap eden açıklamalar olduğunu kabul etmeliyiz.

Kaç Demirtaş Var

PKK’nın şehir çatışmalarında ağır bir yenilgiye uğraması, kırsal alanda hareket edemez hale gelmesi ve büyükşehirlerdeki intihar bombası eylemlerinin ters tepmesi sonucu, yeniden müzakere dönemine dönmek için kampanya başlattığı görülüyor. PKK açıkça hata yaptığını ve şiddetten vazgeçtiğini söylemeden araya Öcalan’ın girmesiyle tabanında sorgulanmadan, örgüt içi tartışma ve çatışmalara girmeden girdiği kapandan kurtulmak istiyor.

HDP ve bilhassa Eşbaşkanı Demirtaş da bu yeni kampanyanın önemli figürlerinden. Demirtaş, PKK/ PYD ile beraber HDP’nin de terörist imajından kurtulması ve müzakere için kamuoyu oluşturmak için ABD, Avrupa ve Türkiye’de şiddetin yanlışlığını ve sorunların siyasetle çözüleceğini ima eden açıklamalar yapıyor. Hâlbuki aynı Demirtaş’ın hendeklerde ve barikatla silahlı eylem yapanları ve silahlı özyönetim mücadelesini açıkça desteklediğini görmüştük. Türkiye’deki merkez medyanın bir kısmı Demirtaş’ı sorgulamak yerine, onun propagandasına aracılık etmeyi tercih ediyor. O yüzden de, mesela Demirtaş’ın müzakere kampanyasıyla bağdaşmayan ve örgüt tabanına hitap eden mülakatlarını görmezden geliyor.

Türkiyeli Değil Ortadoğulu Çözüm mü?

Demirtaş’ın gerçek fikirlerini ve stratejisini öğrenebilmek için kritik dönemlerde Özgür Gündem gazetesine verdiği röportajları dikkate almak gerekiyor. Demirtaş’ın 23 Nisan’da Özgür Gündem’e verdiği son mülakat, bu bakımdan dikkat çekici. Demirtaş şiddete yönelik hiçbir eleştiri veya özeleştiri getirmiyor. Şiddet kullananları, direnişçi adı altında kahramanlaştırıyor ve selamlıyor, dahası toplumun geriye kalanını da direnişçilere destek olmak üzere her alanda örgütlenmeye çağırıyor. Demirtaş, Türkiye’nin önüne Erdoğan ve Öcalan’ın projeleri olmak üzere iki uzlaşmaz proje koyuyor ve toplumu Erdoğan’ın projesine direnmek üzere ittifaka çağırıyor. Erdoğan’ın projesini karikatürleştirip adeta IŞİD ile özdeşleştiriyor. Öcalan’a sadece Türkiye’yi değil, Ortadoğu ve dünyayı kurtaracak bir Mesih rolü atfediyor.

Demirtaş’ın şu iddiası ise hem müzakere sürecinin neden sona erdiğini hem de neden PKK/ HDP hattıyla yeni bir müzakere sürecinin mümkün olmadığını açıkça gösteriyor. Buna göre, Kürtler Ortadoğu’da altın bir fırsat yakalamış durumdalar ve AKP Kürtlerin bu altın fırsatı kullanmasını engelliyor. Demirtaş’ın ifadesiyle “Kürtler Ortadoğu’da tarihi bir fırsat yakaladılar ve dönme dolaba binmek üzereler. AKP’nin bütün çabası Kürtleri o dönme dolaba bindirmemek.”

Demirtaş’ın burada Türkiye perspektifini tamamen yitirerek, Ortadoğu’da yeni bir devletten bahsettiğini anlamamak için saf olmanın ötesinde bir hali ifade ediyor. Burada artık hak ve özgürlükleri arttırmak için Türkiyeli, demokratik ve siyasi bir çözüm arayan bir aktörden bahsetmek mümkün değil. PKK/ HDP müzakerelerden bahsederken Türkiye’den inip başka bir dolaba binmek peşinde olduğunu; yani, yeni bir dolap peşinde olduğunu açıkça ilan ediyor. Nitekim PKK sözcülerinin açıklamaları da Demirtaş ile paralellik arz ediyor. Demirtaş ve PKK’nın müzakere isteklerinin ardındaki bu stratejiyi görmezden gelenlerin söylediklerinin artık analitik bir değeri yok, sadece propagandif bir değeri vardır. Bu propaganda ise barışın değil, Demirtaş’ın binmek istediği dönme dolabın propagandasıdır…

Yeni Yüzyıl, 28.04.2016

Ayrıca bakınız...

Siyasî pazar mı ticarî pazar mı

Siyasî Pazar mı Ticarî Pazar mı?

24 Haziran’da seçmenler olarak sandıklara gidip partiler ve cumhurbaşkanı adayları arasında siyasî tercihimizi yaptık. Demokrasi ...