.: İhsan Dağı

Demirel Kim? Merkez Sağ Neresi?

Cindoruk kılığında. Merkez sağ üzerinde bir ara sahip oldukları ‘vesayetlerini’ geri almaya çalışıyorlar. Söz DP delegelerinde; ya merkez sağın köklü partisi DP’de dizginler ‘derin devlet’in kontrolüne geçecek ya da DP çizgisi 1960 darbesiyle üzerine konulan ipotekten kurtularak yoluna devam edecek, AK Parti iktidarına gerçek bir merkez sağ alternatif yaratacak. Dolayısıyla DP kongresinde tarihî bir yüzleşmeye, hesaplaşmaya tanık olacağız. Türk siyaseti üzerinde kurulan askerî vesayetin ‘gizli elleri’ ile Menderes’in mirasına sahip çıkan ‘genç Demokratlar’ yarışacak. Aslında bu yarış, bir parti içi ‘iktidar’ yarışı değil; ‘Darbesever’ bir marjinal sağ kliğin dışarıdan gelip Menderes’in partisini ele geçirmesine razı olmayanların verdiği ‘sembolik’ bir mücadele.

DP’yi kuşatanların akıl hocası Demirel. Kongre için bütün ağırlığını koymuş Cindoruk’tan yana. Siyasî kariyerine 28 Şubat’ta ‘muhteşem’ bir nokta koyan Demirel, ‘Geçmişimde Cumhurbaşkanlığı hüviyetim olmasa oralara -delegelerin arasına- da inerim.’ demiş. Cumhurbaşkanlığı mani değil sahaya inmeye de; sorun, Demirel’in o makamda kendini tüketmiş olması. Sonuçta, ‘eski’ demokratlar 1960 darbesinin cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’i ne kadar kendi cumhurbaşkanları olarak gördülerse, ‘yeni demokratlar’ da 28 Şubat’ın cumhurbaşkanı Demirel’i o kadar kendilerinden görüyorlar şimdi.

Yani Demirel’in siyasete dönmesi için asıl mani, 28 Şubat’ta yaptıklarıyla merkez sağı temsil kabiliyetini tamamen kaybetmesidir. Bazı saf veya çok akıllı gazeteciler Demirel’den hâlâ ‘merkez sağın doğal lideri’ olarak söz ediyorlar. Gerçekten böyle bir ‘doğal liderlik’ olsa Çankaya’dan indikten sonra Demirel’i kim tutabilirdi evinde? Şimdi bile delege peşine düşen Demirel gerçekten merkez sağın doğal lideri olsaydı çoktan aktif siyasete girmez miydi? Biliyor tabii, 28 Şubat sürecinde ve sonrasında kendisinin merkez sağı temsil etmediğini. Darbeseverlikle merkez sağ siyasetin uyuşmayacağını Demirel de biliyordur herhalde. Darbeyi yapan askerler bile çıkıp 28 Şubat’ı savunamazken hâlâ darbeyi ve darbecileri savunan biri ‘merkez sağın doğal lideri’, öteki DP genel başkanı olabilir mi? Bu komik.

28 Şubat sürecinde aktif rol oynayan, hatta askeri kışkırtan, derin devleti savunan, başörtülü kızlara Arabistan’a gitmelerini söyleyen Demirel’i bağrına basacak merkez sağ taban yok. O ancak ADD konferanslarında Onuncu Yıl Marşı söylerken arkasında birkaç kişi bulabilir. Bunu bile bile DP’yi ele geçirmeye çalışıyorlar. Gidip yeni bir siyasî parti kurabilirler, alt tarafı 30 kişi bulacaklar. Neden ısrarla DP’yi almak istiyorlar? ‘Senelerce başını çektiğim siyasî hareketin ölmesine gönlüm razı olmaz.’ demiş Demirel, o hareketi öldürenin bizzat kendisi olduğunu bile bile. Darbelere arka çıkan, milli iradeyi küçümseyen, Onuncu Yıl Marşı’yla millete karşı psikolojik terör estirenler aslında merkez sağı değil, kendilerini öldürmüşlerdi.

Gönlünün razı olmayacağı ise DP’nin misyonuna geri dönmesi; demokrat, özgürlükçü ve darbelere karşı bir siyaset izlemesi. DP’nin bu çizgisi galiba psikolojik olarak da rahatsız ediyor Demirel-Cindoruk ikilisini, suçluluk duygusuna kapılıyorlar. Belki de o yüzden susturmak istiyorlar Süleyman Soylu ve ekibini. Ama derinlerdeki nedenin merkez sağı yeniden kendi ipotekleri altına alarak iğdiş etmek, derin devletin hizmetine sunmak olduğundan kuşku yok. Bütün ‘ağırlığına’ rağmen kongreden yenik ayrılabileceği endişesi taşıyor Demirel. DP’yi alamazlarsa yollarına devam edeceklerini söylüyor. Nereye? DP delegelerinin kapıyı gösterdiği Demirel-Cindoruk ikilisi CHP’ye sığınabilir belki. Ama bir ara CHP genel başkanlığı yakıştırılan Demirel ile Cindoruk’u CHP’de artık ‘delege’ bile yapmazlar. Onlar artık sıradan birer CHP seçmeni.