.: Yavuz Selvi

Darbeler ve Medya

Darbeler olurken hiç şüphesiz medya kritik öneme sahip olur. Medya, darbelerin zemininin oluşmasında oynadığı rol ve söylemleri ile taraf olur. Taraf olduğu gibi kendini takip eden kitleyi de belirli bir görüşe yönlendirme potansiyeli taşır. Malcom X’in bu konu hakkında “Eğer dikkat etmezseniz medya, mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur!” söylemi yerinde olacaktır. Peki Türkiye’de darbeler ve medya arasında nasıl bir ilişki vardır? Medya darbelerde zalimi sevmemize yardımcı oluyor mu?

1960 darbesi tarihimizde ilk darbe olmasa da Cumhuriyet tarihimizin ilk darbesi oldu. 1950 seçimlerinden sonra uzun soluklu CHP iktidarı son bulmuş yerine ise Demokrat Parti gelmiştir. Demokrat Parti’nin on yıllık iktidarı sonucunda ise askeri darbe ile yönetim el değiştirmiştir. Bu darbe sonrasında ise Türkiye on yılda bir sistematik olarak darbe girişimlerine maruz kalarak demokrasisi zarar görmüştür.

Darbeler veya darbe girişimleri yapılmadan önce toplumsal bir zemin hazırlanır. Bu, darbe metni okunduğunda tanklar meydanlarda göründüğü zaman toplumun darbeye destek vermesi için yapılır. Önce sokak eylemleri köpürtülür sonra bu eylemlerde karşıt iki grup arasında kavgalar oluşturulur. Bu eylemlerin sonucunda sokaklarda huzursuzluk olduğu gibi güvensizlik ortamı da oluşturulur. Tüm bunlar olduğunda darbeciler ‘kurtarıcı’ olarak gelir ve sözüm ona bir gecede huzur ve sükûnet ortamını sağlar. Tam bu noktada kimin kurtarıcı kimin düzeni bozan olduğunu da büyük oranda medya yönlendirir.

1960 darbesine giden süreç de bu yönde şekillenmiştir. Darbenin hemen ardından “Buzhanelerden toplu cesetler çıktı”, “Korkunç cinayetler aydınlanıyor: Bir çukura gömülen üç ceset çıktı” gibi haberler ile darbeye meşruiyet kazandırılmak istenmiştir. Darbenin oluşmasında büyük rol oynayan 6 Eylül olayları da yine medyanın manipülasyonu ile oluşmuştur. Yine darbe sonrasında Hasan Polatkan’a ait sözde yolsuzlukların açıklanmasıyla da siyasetçilerin yıpratılması hedeflenmiştir. 1980 darbesinde darbecilere verilen destek ve 28 Şubat’ta sivil yönetime tehdit şeklinde atılan manşetler ile darbecilerin yolu açılmış sivil iktidar yıpratılmıştır. 27 Nisan E-muhtırası sürecinde de kimilerinin yazdığı köşe yazıları ile iktidar hedeflenmiş ve yeni bir darbenin sinyali verilmiştir.

Bu darbeler sırasında ise medya, elitlerin sözcüsü olarak görev alarak statükodan yana bir tavır sergilemiştir. Medyanın bu rolü gerçekleştirmede başarısını ise 1980 darbesinde darbecilerin halk tarafından alkışlarla karşılanmasında görebiliriz. Konvansiyonel medyanın çeşitlenmesi ve dijital medyanın gelişmesi ile medyanın bu işlevi de değişmiştir. 15 Temmuz’da medyanın çeşitliliği ve dijital medyanın gelişmesinin iyi bir örneği olarak yalan haberler anında ortaya çıkmış ve darbeye karşı bir direniş gerçekleşmiştir. Medya bu anlamda 15 Temmuz ile bir dönüşüm gerçekleştirildiğini gösteriyor. Medya bu dönüşümü gerçekleştirmesiyle darbe karşıtı fikirlerin ve taraftarların artmasına sebep oluyorken darbe zemininin oluşmasını da engelliyor.