.: Atilla Yayla

CHP’nin yürüyüşü noktalanırken

CHP’nin Ankara-İstanbul yürüyüşü hakkında 20 Haziran’da kaleme aldığım yazıda şu noktalara işaret etmiştim:

Her protesto/talep gösteri ve yürüyüşünde yapılması gerekenler bellidir. Eylemciler şu iki şeye dikkat etmek zorunda: (1) Kamusal hayatı ciddî şekilde ve sürekli olarak engellememek; (2) şiddeti teşvik etmemek, övmemek, davet etmemek. Buna karşılık, politik olanlarından bürokratik olanlarına kamu otoritelerinin de iki vazifesi mevcut: (1) Yürüyüşü keyfi olarak (doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde, yapılış şartlarını aşırı derecede ağırlaştırmak suretiyle) engellememek; (2) eylemcilerin bilhassa dışardan gelebilecek saldırılara karşı güvenliğini sağlamak. Benim görebildiğim kadarıyla bugüne kadar bu şartlar karşılandı. Umarım bundan sonra da böyle olur. (http://serbestiyet.com/yazarlar/atilla-yayla/chpnin-yuruyusu-ve-adalet-798285)

Sonraki günlerde de bu şartların bir ölçüde karşılandığı söylenebilir. CHP liderliği çok sert söylemlerine rağmen şiddete ve provokasyonlara karşı yürüyenleri ve parti tabanını ısrarla ve tekrar tekrar ikaz etti. Dışardan gelebilecek ve tahrik olarak algılanmaya müsait karşı protesto ve sataşmalar yapılırsa soğukkanlı olunmasını telkin etti ve sadece alkışla karşılık verilmesini istedi. Bunlar yerinde ve takdire şayan çağrılardı. Yürüyüş kamusal hayatta — daha doğrusu çok işlek bir yolda trafikte — kabul edilebilecekten daha fazla aksamaya yol açtıysa da hem toplum buna tahammül etti hem de hükümet anlayış gösterdi.

Kabul etmek gerekir ki yürüyüş CHP açısından başarılı bir siyasal eylem oldu. Adalet sisteminin işleyişinde bugünden yarına bir değişikliğe sebep olması imkânsız olmakla beraber CHP’ye bir ölçüde gündemi belirleme gücü verdi. Böyle bir eylemin hem yurt içinde hem de yurt dışında ilgi çekmemesi imkânsızdı. Nitekim öyle de oldu. Özellikle zaten Erdoğan nefretiyle zehirlenmiş olan bazı yabancı medya organları yurt içindekileri aşan taşkın yorumlar yaptı. Diğer taraftan yürüyüşün siyasal kanatların kompozisyonunda ve hacminde bir değişikliğe yol açtığını sanmıyorum. Kanatların unsurları ve genişliği yürüyüşten önce ne idiyse yürüyüşten sonra da öyle olacağa benziyor.

AK Parti ve MHP kanadından yürüyüşe sert eleştiriler yöneltildi. Amaçtan katılımcılara kadar uzanan kınayıcı ve suçlayıcı yorumlar yapıldı. Yürümek serbestse eleştirmek de elbette serbest. Bununla beraber eleştirilerin işin özünü değiştirmesi zor. Yürüyenler arasında PKK, FETÖ ve diğer terör örgütlerinden birilerinin bulunmuş olması mümkün. Ancak, güvenlik güçlerinin eğer aranıyorlarsa bu kişileri bir şekilde tecrit etmesi ve gözaltına alması mümkün(dü). Bu kişiler en azından teşhir edilebilirlerdi. Diğer taraftan, CHP’nin amacı şu veya bu olabilir. Ama biz değerlendirme yaparken niyetlerden ziyade alandaki eylemlere ve sözlere bakmak zorundayız. Niyetleri yargılayacak olursak herkes bir gün bir şekilde okkanın altına gidebilir.

Şimdi olması gereken, yürüyüşün Maltepe’de düzenlenen mitingle barış içinde sona ermesi.  Bunun gerçekleşmesi için hem hükümet kanadına hem de CHP’ye düşen görevler var. Hükümet sıkı güvenlik tedbirleri alamaya ve uygulamaya devam etmeli. Şimdiye kadar iyi idare ettiği işi iyi sonlandırmaya çalışmalı. Mitingi kolaylaştırmalı. Bunun için gerekli tüm tedbirleri almalı.

CHP de kendine düşenleri yapmalı. Mitingin Maltepe Cezaevine yürüme kısmının iptal edilmesi ve son durağın miting meydanı olması kararı gayet yerinde. Can Dündar gibi tipler Maltepe Cezaevine yürümeyi daha şimdiden Fransız İhtilali’ndeki Bastille baskınına benzetmişti. Bu elbette temelsiz bir benzetme. Aç tavuğun kendini darı ambarında görmesi gibi bir şey. Ayrıca Bastille baskını da resmî ve taraflı tarih kitaplarının yazdığı kadar büyük bir olay değil. Sonradan üretilmiş bir efsane. Ama bu benzetmenin yaptığı çağrışım şiddet ve çatışma. CHP buna izin vermemeli.

Radikal unsurlar yürüyüşün İstanbul içindeki kısmını ve mitingi istismar etmek isteyecektir. Kitleyi tahrik etmeye çalışacaktır. Meşru bir partiyi demokrasinin usul kurallarını reddetmek suretiyle gayri meşruluğa sürüklemek isteyecektir. CHP buna izin vermemek için tabanına sıkı sıkıya sahip çıkmalı. Bunu yapabildiği takdirde radikal unsurlar toplumdan kopuk ve karşılığı olmayan aşırılar olmanın ötesine geçemeyecektir.

İnşallah bu barışçıl yürüyüş barışçıl bir mitingle sona erer.

Serbestiyet, 07.07.2017

Ayrıca bakınız...

Kürt anasını gömmesin

Kürt anasını gömmesin

İnsan suretinde ortada dolaşan bazı mahlûklar Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine vahşice saldırdı. Merhumeye ...