.: Murat Yılmaz

CHP’nin denetleyemediği Vali…

Vergiler köylünün belini büktü.

CHP Parti Müfettişi Muhittin Hacım Çarıklı’nın İzmir valisi Kazım Dirik’i şikâyetiyle başlayan sürece, Atatürk’ün partiye karşı devleti tutarak müdahale edişini geçen hafta anlatmış ve eğer parti, valiyi denetleyemeyecekse, tek partili bir yönetimde valiyi kimin denetleyeceğini sormuştuk. Bu hafta da, vali ile parti müfettişi arasındaki meselenin basit bir mesele olmayıp, adı geçen parti müfettişinin yanında hemen herkesin kendisinden şikâyetçi olduğunu göreceğiz. Şimdiden söyleyelim ki, bu şikâyetlere rağmen vali terfi ederken, şikâyetleri parti adına en üst düzeyde dile getiren CHP Genel Sekreteri Recep Peker de tıpkı parti müfettişi gibi, görevinden olacak ve parti il başkanlığı valilerin, genel sekreterlik de İçişleri Bakanının uhdesine verilecektir.

Vergilerden Köylüler İzmir’den Kaçıyordu

CHP İzmir müfettişi Avni Doğani, İzmir Valisi Fazlı Güleç’le görüşerek, 7 Ağustos 1935’te Trakya Umumî Müfettişliğine atanan eski İzmir Valisi Kâzım Dirik’in çalışmaları hakkındaki şikâyet ve eleştirileri 9 Haziran 1936’da CHP Genel Sekreterliğine bir raporla bildiriyor. Avni Doğan’ın raporunda Kâzım Dirik’in, köycülük uygulamalarının köylülerde yarattığı malî şikâyetler şöyle anlatılıyor:

“İzmir’de köy kalkınması adıyla yapılan işlerin reklam tarafı atılınca geri kalan kısmı tavukçuluk, ağaçlamak [ağaç dikmek], heykel ve anıt taşları dikmekten ibaret kalır. Köylünün bu işlere karşı ödediği para yani köy bütçeleri imece hariç olarak geçen yıl sekiz yüz bin liradır. İzmir vilayeti halkının devlete verdiği vasıtasız vergiler ise bu paranın yarısı kadardır. Ödemiş ve Bergama kazalarında yılda bin lira salgın parası verenler bile olmuştur. Köylü bu ağır yükün altında bunaldığı için muhacerete kalkmıştır, Tireden Aydına göç eden köylerin adedi sekizdir. İzmir’e yarım saatlik mesafedeki Dedebaşı ve Yamanlar köyü de salgın parasının ağırlığından Karşıyakaya göçmeye başlamışken müdahale edilerek salgınlar kaldırtılmıştır.”

Raporun devamında köylülerin sıkıntıları yanında, Kâzım Dirik’e ilişkin ağır yolsuzluk ithamları yer alıyor. Buna göre:

Köylünün paraları valinin yeğenine

1-General Kâzım Dirik mühendis olan yeğeni Aziz Bey’in çiftliği marifetiyle köylüleri pahalı yumurta, horoz, piliç ve fidan almaya zorlamaktadır. Hâlbuki köylüler bu ihtiyaçlarını çok daha ucuza veya değiştokuş yöntemiyle aralarında giderebilmek imkânına sahiptirler. Halk bu yüzden General Kâzım Dirik’in Aziz Bey’in çiftliğine ortak olduğunu söylemektedir.

2- Yeni Vali Fazlı Güleç gelinceye kadar hususî idare bütçesi sonsuz bir laubalilikle hazırlanmış ve yolsuzluklar yapılmıştır.

3- General Kâzım Dirik’in başkanlık yaptığı asari atika, muhipler cemiyeti, bölge spor teşkilatı gibi teşekküllerin bütçe ve evrakları eksiktir.

4- General Kâzım Dirik’in bir yolsuzluk iddiası örneği de Avni Doğan tarafından şöyle anlatılıyor:

“Şarktan nakledilen ve Aydına mürettep [tayin edilen] olan Bitlisli Osmanı vekâlete müracaat ederek mahalli mürettebi olan Aydından İzmir’e aldırmıştır. Bitlis’te yedi dönüm arazisi ve bir evine mukabil İzmir’de yirmialtı odalı bir konak ile vaktiyle 350 Ruma ait beş bin hektar arazi verilmiştir. Generalin Bitlis’ten beri tanıdığı bu zat bu gün üç köyün arazisine muadil bir yeri elinde tutmaktadır.

Avni Doğan’ın raporuna ekli notlarda da Vali Fazlı Güleç ile Edirne Valisinin aktardığı şikâyet ve yolsuzluk iddiaları vardır.

Trakya’da da köylüler kaçar

1- Trakya Umumî Müfettişliğinin 1936 yılı programı hakkındaki tespitler şöyledir:

“1936 yılı programındaki maddeler incelendi. Bunlardan (27) maddenin yapılması mümkün ve (31) maddenin de yapılması gayri mümkün ve çok paraya muhtaç görülmüştür. Yapılacak maddeler için muktazi paraları bulmak için nüfus başına iki liradan aşağı olmamak üzere salma yapmak icap eder ki 8,10 nüfuslu aileler bu yükün altından kalkamazlar. Bütün köylüler için en ağır yüktür. Misal: Edirne’deki salma paralar yekûnu elimizdeki cetveline göre kazaların bina ve arazi vergileri miktarının en az üç mislidir, yol vergisine göre 2 -3 misli.”

Az verenler ve hiç vermeyenler dikkate alındığında, salma verenlerin yükü daha da artacaktır.  Bu takdirlerin muhtarlar tarafından yapılması, muhtar saltanatına ve facialara yol açacaktır. Salma paralarının tahsili geldiğinde köylüler arasında sızlanma ve şikâyetler artacaktır. Daha önce bu yüzden İzmir’de köylerden kasabalara ve komşu illere göçler olmuştur.

2- Toplanan salmaların harcanması, kayıtlı kurallara tabi olmadığından kontrollere rağmen suistimale çok müsaittir.

3- Köy bütçeleri üzerinden banka için alınan % 5’lerin Trakya için toplam en az 50 bin lira tutulacağı ifade edilmektedir. Buna göre, köy bütçelerinin toplamı 1 milyondan aşağı olmayacaktır ki, bu paranın toplanmasının zorlukları yanında diğer devlet vergilerinin tahsilinde de zorluklara sebep olacaktır.

Köylü zorla borçlandırılıyor

4- Köy masrafları genellikle Umumî Müfettişlik tarafından yapılmakta ve yönetilmektedir. Bu şekilde yaptırılan arı kovanları, köylüye 11 liradan dağıtılmış ve köylüler kefaleti müteselsileyle ve faizle Ziraat Bankasına borçlandırılmıştır. Hâlbuki Edirne Valisinin bildirdiğine göre, kovanların bir kısmı istenilen nitelikte olmadığı gibi, kovanların 6-7 liraya temin edilmesi de mümkündür.

5- Köy bütçeleri ihtiyar heyetleri tarafından değil, nahiye müdürleri tarafından nahiye merkezlerinde düzenlenerek, nahiye merkezlerine çağrılan muhtarlara tasdik ettirilmektedir.

6- Köy bütçelerinin ulaştığı büyüklükleri göstermek için iki örnek veriliyor: “Uzunköprü’ye bağlı Yeniköy’ün köy bütçesi sekiz bin ve Serhanlı köyünün bütçesi üç bin beş yüz lira imiş.”

7- Köy bütçelerinde muhtarlar için fazla ücret konulmaktadır.

8- Edirne Uzunköprü’de Ziraat Bankası tarafından köylü hesabına satın alınan ipekböceği tohumlarının bir kısmı dağıtılamayınca, kalan tohumlar isteklerine bakılmadan köylülere dağıtılmış ve köylüler borçlandırılmıştır.

Görüldüğü gibi, çok partili demokratik hayata geçene kadar, aslında tek parti olan CHP’nin de bir hükmü yoktur. Yani bugün bazılarının “Atatürk’ün partisi” olarak takdim ettikleri CHP’nin, Atatürk döneminde kurumsal hiçbir ağırlığı yoktu…

Yeni Yüzyıl, 07.02.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/chpnin-denetleyemedigi-vali-1206