.: Harun Kaban

CHP’de Kılıçdaroğlu’nun Yerine Kim Gelecek?

Kılıçdaroğlu’nun ByLock’çu danışmanının deşifre olması, FETÖ’nün CHP’de nereye kadar sızdığının en somut göstergelerinden birisi oldu. Böylece, FETÖ’nün stratejisiyle ile neredeyse eşzamanlı giden bazı CHP politikaları, bazı CHP’lilerin söylemleri ve bizzat Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’nün argümanlarını siyasî platforma taşımasının arkasında yatan ilişki ağını az çok görmüş olduk.

FETÖ ile mücadelede alınan mesafe, birçok alanda olduğu gibi CHP’de de taşların yerinden oynamasına neden oldu. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün “vurucu tim” diyebileceğimiz, operasyonel kadrosunda önemli zayiat vermesi, siyaset dahil birçok alanda mevzi kaybetmesine neden oldu. FETÖ birçok alanda olduğu gibi, CHP’de de mevzi kaybediyor.

FETÖ’nün Kaybettiği Mevziler

Akın Atalay Cumhuriyet Gazetesi’nin sahibi olan vakfı yönetmeye başladıktan sonra, gazete hızla değişmeye başladı. Bir süre sonra, adeta kapatılan FETÖ gazetelerinden biri haline geldi, hatta onlardan daha radikal bir FETÖ yayını yapmaya başladı. Gazete Can Dündar yönetiminde bir dönüşüm geçirdi.

Cumhuriyet yazarlarının hapse girmesini ve FETÖ ile ilişkili olarak tutuklanmaları, gazetenin Kemalist okur kitlesinde açıkçası bir aydınlanmaya neden oldu, CUMOK denilen ve dindarların her türlüsü ile ilişkisine tepkisel olan “Cumhuriyet Okurları”, öyle veya böyle FETÖ ile birliktelikten rahatsız oldu. Bunun en net ortaya çıktığı olay Nuray Mert’in Cumhuriyet Gazetesi’nden kovulması oldu. Bu ayrılık, aslında her ne kadar Kemalistleri gülünç duruma düşürse de bir şeyi netleştirdi: Kemalistler Cumhuriyet Gazetesi’ni yeniden ele geçiriyor veya şöyle de diyebiliriz, FETÖ Cumhuriyet Gazetesi’nde de mevzi kaybediyor.

Peki aynı şey CHP’de de yaşanacak mı?

CHP’de içindeki FETÖ Mücadelesi

Aydınlık Gazetesi’nin “haber sınırları” içinde değerlendirilebilecek bir yayınla “MİT Tırlarının Durdurulması” meselesini daha önce yayınlaması bir kamuoyu oluşturmamışken, Can Dündar’ın haberi “casusluk” olarak yaptığı, görüntü ve ayrıntılarla “MİT Tırları” meselesinin tekrar yayınlanması olayın boyutunu değiştirmiştir. Dündar, Celal Kara gibi şimdi firari olan FETÖ’nün kamikaze yargı operasyonlarını gerçekleştiren savcıların iddialarına zemin yaptığı gazete, olayı bir adım ileriye taşıyarak, FETÖ’nün “Erdoğan’ı Lahey’de yargılatma” stratejisinin argümanlarını oluşturması ve sonrasında bu söylemin bizzat Kılıçdaroğlu eliyle siyasî tartışma platformlarına taşınması, FETÖ’nün CHP üzerindeki yönlendirmesini açık kanıtlarıyla ortaya dökmüştür.

Yargıya intikal eden süreçte, Can Dündar bir itirafta bulunmak zorunda kaldı. Dündar tutuklu kaldığı süreçte yazdığı “Tutuklandık” isimli kitabında belgeleri CHP’li bir milletvekilinden aldığını yazdı. Bu vekilin Enis Berberoğlu olduğu anlaşılmasından sonra süreç Berberoğlu’na uzandı ve Berberoğlu casusluktan müebbet hapse mahkûm oldu.  Her meselede birkaç adım sonrasını hesaplayan FETÖ kendisi açısından kritik olan Can Dündar’ı Almanya himayesinde kaçırdı.  Berberoğlu ise tutuklanıp, 25 yıl hapis cezası ile cezaevine gönderildi. Bu olaydan sonra süreç biraz hızlandı ve tabiri caizse bir panik başladı. Kılıçdaroğlu apar topar Ankara’dan İstanbul’a kadar yürümeye karar verdi. Bu yürüyüş aslında FETÖ’nün CHP ve Kılıçdaroğlu özelinde kullandığı “son koz”du. Nitekim yürüyüşün formatı tam bir FETÖ stratejisini açık ediyordu. Kirletmediği kavram kalmayan FETÖ, bu yürüyüşteki “adalet” vurgusuyla “adalet” kelimesine de el atmış oldu. Yürüyüşü FETÖ kalemşörleri sosyal medyada sahiplendi, katılanlar FETÖ yönlendirmesindeki CHP’liler haricinde Kemalist çevreyi pek dahil edemedi, Kılıçdaroğlu’nun yanında “KHK Mağdurları” adı altında FETÖ mensuplarını gördük, Kemalist kesim çok steril ve temkinli bir katılım sağladı. Yürüyüş FETÖ’nün arzu ettiği “kaos ortamı”nı sağlamayınca CHP’nin FETÖ kanadında asıl panik başladı.

FETÖ CHP’de de Mevzi Kaybedek mi?

Melih Gökçek’in tweetleri sonrasında, Savcı Sayan’ın iddiaları ve CHP’nin “resmî” olarak olayı görmezden gelişi, Enis Berberoğlu’nun konuşacağı iddialarını güçlendirdi. Berberoğlu’nun eşinin kocasının Kılıçdaroğlu yüzünden tutuklandığını iddia etmesi, belgelerin Berberoğlu’na bizzat Kılıçdaroğlu tarafından verilmiş olduğu iddiaları ortaya dökülünce Kılıçdaroğlu iyiden iyiye panikledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında çeşitli haberler geldiğini söylemesi ve Kılıçdaroğlu’nun ”ön alma” çabaları, olayın ciddiyetini ortaya seriyor. Görünen o ki, kısa bir süre içerisinde Türkiye siyaseti ciddi anlamda ısınacak.

Kılıçdaroğlu “beni de tutuklayacaklar” şeklindeki açıklamaları şu anda arkaplanda devam eden FETÖ’nün son kozlarını oynadığının en önemli kanıtı. Zira anlaşılan o ki, CHP içinde Kemalist kanat, FETÖ birlikteliğinin sona erdirme konusunda bir çaba varolduğunu gösteriyor.

Kılıçdaroğlu, casusluk faaliyeti olarak yargı tarafından tescil edilen süreçte, olayın başlangıcı olan belgeleri Berberoğlu’na verdiği iddiasını reddetmedi, hedef saptırmakla meşgul. Tam da bir FETÖ taktiği olan “yapmakadık” demek yerine “ispatlayamazsınız” şeklinde bir kulağının üstüne yatma çabasında, Kılıçdaroğlu.

CHP’nin Kemalist kanadı da sessiz bir bekleme halinde. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başında artık daha fazla kalamayacağı ortada, Kemalist kanat Kılıçdaroğlu sonrasına hazırlık yapıyor, süreçteki FETÖ gölgesi nedeniyle Kılıçdaroğlu’nun MİT Tırları tavrını sahiplenmiyor. Bir kongre ile doğal yollarla Kılıçdaroğlu ile yollarını ayırıp, Cumhuriyet Gazetesi’nde olduğu gibi “Kemalist kaygılar”la partiyi tekrar sahiplenmeyi istiyor. FETÖ kanadı ise Kılıçdaroğlu’nun tutuklanıp, bir infial yaratarak olaydaki “suç üstü hali”ni iktidara yıkıp aradan sıyrılmak istiyor, tıpkı 15 Temmuz darbe girişimini beceremeyince “kontrollü darbe” acuzeliğini ortaya attığı gibi.

Şimdi soru şu: Kılıçdaroğlu’nun yerine kim gelecek?

FETÖ’nün stratejisi işleyip, Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı iken tutuklanıp, yerine yine bir FETÖ kuklasının partinin başına geçirilmesi mi, yoksa Kemalist kanadın Kılıçdaroğlu’nu bir kongre ile yerinden edip, partiyi Kemalist bir figür ile yeniden alıp, Kılıçdaroğlu’nun emekli bir siyasetçi olarak tutuklanmasıyla ilgilenmemesi ile mi sonlanacak süreç?

Ayrıca bakınız...

Sozyalizm Eşitlik mi kölelik mi

Sosyalizm: Eşitlik mi kölelik mi?

“Din, dil, ırk, cinsiyet ve siyasî görüş farkı gözetilmeksizin bütün insanlar eşittir”. Birlemiş Milletler İnsan ...