.: Hasan Kaya

CHP halkla barışırsa iktidar şansı olur

Yıllardır SHP, CHP gibi sol/sosyal demokrat düşünceye sahip siyasi parti ve anlayışlar iktidar olamamayı liderlere ya da kendileri dışındaki sol partilere bağlamışlardır. 12 Eylül sonrası HP+SODEP=SHP’nin başında bulunan Sayın Prof. Dr. Erdal İnönü, kendi tabanınca pasif, heyecanlı konuşamayan, bağırıp-çağırmayan lider olarak görülürdü.

Sert, bağıran çağıran bir lider ile SHP’nin dolayısıyla da ‘sol’un iktidar olabileceği hep savunulurdu. SHP+CHP birleşmesinden sonra liderliğe gelen Deniz Baykal’ın bağıran-çağıran bir lider ve iyi bir hatip olması nedeniyle CHP’yi iktidar yapabileceği savunuluyordu. İktidar olma umuduyla partinin başına getirilen Baykal, CHP’nin tarihinde ilk defa Meclis dışında kalmasına da liderlik ediyordu. Baykal’a karşı olanlar, hizipçi kimliği nedeniyle eleştiriyor, CHP’yi iktidar yapamadığı için gitmesi gerektiğini savunuyorlardı. Hatta CHP’nin başına, Baykal’ın yerine herhangi biri geçirilse dahi CHP’nin kesin iktidar olacağı hayalleri kuruluyordu.

Baykal’ın malum nedenlerden dolayı CHP Genel Başkanlığı görevini bırakması, yerine Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle birlikte parti içerisinde iktidar olabilme umudu ve rüzgarı esmeye başladı. 12 Eylül Referandum ve 2011 Genel Seçimler sonucunda CHP umduğu ve beklediği oyu alamadı. Bütün bunlarda gösteriyor ki CHP’nin iktidar olamaması sadece lider kaynaklı değildir.

NEDEN İKTİDAR OLAMIYOR?

CHP’nin en büyük sorunlarından biri CHP hala 1923’ün dünyasında gezinmeye devam etmektedir. 1923’den günümüze çok şey değişti. Bugün içinde yaşadığımız dünya 1923’lü yılların dünyasından çok farklıdır. 1923’lü yıllarda içe kapalı ekonomi, siyaset ve toplum modelinden. Bugün, küreselleşen dünya ile entegre olan, bir çok ülkeyle ithalat-ihracat yapan, uzaya kendi yaptığı uyduyu fırlatabilen bir duruma gelinmiştir.

CHP’de bir paradigma değişimine ihtiyaç vardır. CHP kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmeden ve hesaplaşmadan iktidar alternatifi olamaz. Böyle bir yüzleşme ve hesaplaşma yapmak CHP’nin tarihsel misyonu açısından hiç de kolay görünmemektedir. CHP’nin büyümesi iktidar olması böyle bir depremi yaşamasını da kaçınılmaz kılmaktadır. Ne kadar ötelenirse ötelensin, öncü sarsıntılar yaklaşan depremin büyüklüğünü ve şiddetini bizlere hissettirmektedir. Önemli olan depremi en az kayıpla sonuçlandıracak tedbirleri alabilmektir.

Özgürlükçü CHP’yi savunanlar şimdilik istendiği şekilde etkin olamaslarda ileleyen günlerde parti içerisindeki durumları daha netleşeçektir. Sarıgül’ün CHP’ye geçip/geçmemesi bu anlayışın şekillenmesinde önemli bir basamak olacaktır. Ve bu mücadele sonucunda CHP’nin topyekün bir arada durması zordur. CHP bir yol ayrımına gelmiştir.

İKTİDAR OLABİLMENİN YOLU

Demokratikleşmeden yana, halka inanan, demokrasi dışı yöntemlere yönelmeyen siyaset anlayışı solda ve siyasette bir rüzgar yaratabilir ve iktidar alternatifi olabilir.

Rejim korkusu üzerinden oy devşirmek artık iflas etmiştir. ‘Yeni CHP’ yeni politikalar üretmelidir. ‘Yeni CHP’ iktidar olmak istiyorsa, Kuruluşundan bu yana tabulaştırdığı ideolojik paradigmasından/prangalarından kurtulmalıdır. İçselleştirdiği ilkelerini yeniden gözden geçirmeli ve değiştirmelidir ve bunun sonucunda da demokratik bir partiye doğru dönüşmelidir.

‘Yeni CHP’, ‘eski CHP’ ile yüzleşmeli ve hesaplaşmalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin önemsendiği, bireyin ön plana çıktığı, insan onuruna saygının güçlendirildiği, farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği, bedenlerin, sermayenin ve düşüncenin özgürce dolaşacağı, inançlara saygılı, insan haklarına dayalı ‘açık toplum’dan yana liberal politikalara ve ‘liberal düşünce’ye açık, yeni siyaset anlayışına ihtiyaç vardır. Böyle bir bakış acısı CHP’nin ve ülkenin normalleşmesi için önemli bir başlangıç olacaktır.

Yeni Şafak, 31.12.2012