.: Birol Kovancılar

Çevre sorunları – teknoloji: Ekolojik modernizm

BİLİŞİM Teknolojileri hızla gelişiyor. “Arttırılmış gerçeklik” (augmented reality – gerçek içine sanal objelerin ve bilgilerin eklenmesi) eğer günlük yaşamımızın bir parçası haline gelirse, hem eğlence hem de iş ve aile ortamında kendi çevremizle etkileşim yolumuzu temel bir şekilde değiştirecek. İnsan makine arayüzleri, özellikle sağlık alanında kullanılmaya başlıyor. Tıp ve spor alanında gittikçe artan bir şekilde giyilebilir sensörler sayesinde vücudumuzu içerden gözlemek, desteklemek ve belki de sağlımızı iyileştirmek için nano-ölçekli makinalar hayatımızın bir parçası olacak. Beyinlerimizle bilgisayarların doğrudan birbirine bağlanması yakındır, bu sayede şu an yapamadığımız birçok şeyi becerebileceğiz.

Yeni ilaçlar insanların zekâ konsantrasyonunu ve ruhsal kapasitelerini arttırıyor. Genetik taramalardaki gelişmeler ebeveynlere gebeliklerini belli handikaplar durumunda sonlandırmanın ötesinde, diledikleri “optimal yavruları” seçmelerini sağlayacak düzeye ulaşıyor. Bu teknolojiler, “faydaları” sadece varlıklı kesimlerle sınırlandırıldığında, sorunlar yaratma potansiyeline sahip. Robotlar fabrikalarda işçilerin yerini alıyor…

Tüm bu devasa teknolojik gelişmelerin yaşandığı dünya, devasa çevre sorunları ile karşı karşıya. Çevreci hareketlerin savunduğu görüş, özellikle endüstri devrimi sonrasında teknolojik gelişmelerin, doğrudan ve dolaylı bir şekilde ekolojik ve çevresel sorunların temel nedeni olduğu doğrultusunda. Al Gore’un “Gelecek: Global Değişimi Yaratan 6 Dinamik” eserinde belirttiği gibi “Devrimci nitelikte bir dizi güçlü biyolojik, biyokimyasal, genetik teknolojinin ve malzeme bilimi teknolojilerinin ortaya çıkışı, tüm katı maddelerin moleküler tasarımını yeniden yapmamızı, hayatın kumaşını yeniden dokumamızı, bitkilerin, hayvanların ve insanların niteliklerini değiştirmemizi, evrimin denetimini elimize geçirmemizi, türleri birbirinden ayıran çizgileri belirsizleştirerek, doğanın tasavvur edemediği yeni çizgiler çizmemizi sağlıyor.” Tüm bunlar ise küresel bir çevre krizine işaret ediyor.

Al Gore’a göre, insanoğlu ile Dünya’nın ekolojik sistemi arasındaki temel ilişki üç ana unsurun kesişmesi ile aniden dönüşmüştür. Birincisi, bir asırdan kısa bir sürede insan nüfusunun dörde katlanması ve artmaya devam etmesi. İkincisi, gerek bireysel gerek toplumsal düşünce biçimimizin kısa vadeye odaklı olması. Üçüncüsü ise şu anda yaygın olarak kullanılan teknolojilerin daha öncekilere göre çok daha güçlü olması.

Bio-teknoloji süreçlerinin ve bio-temelli ürünlerin iklim değişimi potansiyeli yıllık 1-2,5 milyar ton CO2 olarak belirtilmektedir. Nano ve bioteknolojilerin 2040-2050 yıllarında hayatın her alanında yaygınlaşacağı ve entegre olacağı bekleniyor. Kaynak verimliliğini arttıracak ve düşük karbon ekonomisine geçişi teşvik edecek yeni ürünler geliştirilmesi karbon kaynaklı çevresel sorunların çözümünde önemli bir aşama olacaktır.

TEKNOLOJİ KARŞITLIĞININ TARİHİ ESKİ

Çevreci akımları incelediğimizde, küresel çevre sorunları ile ilgili olarak teknolojik gelişmelerin suçlanması doğrultusunda genel bir eğilimin ve teknoloji karşıtı genel bir tutumun var olduğunu söyleyebiliriz. Dünya tarihinde teknoloji karşıtlığının çok eski tarihlere kadar gittiği bilinir. St. Augustine, “İnsanın zararına daha kaç tür zehir, kaç çeşit silah ve yıkım makinesi icat edilecek” diyerek insanları uyarmış, Oswald Spengler “Batı’nın Çöküşü” adlı eserinde, insanın kendi eseri olan makineler tarafından ölüme sürükleneceğini söylemiş, George Orwell, “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” adlı eserinde gelişmiş teknolojilerin totalitarizme yol açacağı doğrultusunda uyarmıştır. Endüstri devrimi döneminde modern teknolojilerin kullanımı vasıtasıyla bu çevresel sorunlar çözümlenebilir.

Ekolojik modernistler yeni teknolojilerin geliştirilmesini çevre sorunlarının çözümünde önemli bir adım olarak görmektedir. Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi alternatif enerji formlarının gelişmesi ve diğer çevre dostu teknolojiler kirletici olmayan teknolojilerdir ve daha kirletici teknoloji formlarının yerini almaktadırlar.

Çevreciler ile ekolojik modernistler arasındaki temel fark çevrecilerin teknolojiye ve teknolojik yeniliklere daima şüphe ile bakmaları ve çoğu durumda fayda sağlamayacaklarına yönelik inançlarıdır.

NANO VE BİO-TEKNOLOJİLERİN ETKİSİ

Toparlayacak olursak, kirletici teknolojilerin neden olduğu çevresel sorunlar yeni çevre dostu teknolojiler yardımıyla çözülecek gibi görünüyor. Bio-teknolojinin gelişimi bunun güzel bir örneği aslında. Endüstri devriminden sonra ekonomik büyüme az ya da çok negatif çevresel dışsallıklarla bağlantılı olmuştur. Yani çevre sorunlarını arttırmıştır. Ancak yenilenebilir kaynaklar temelindeki bio-teknoloji, sağladığı enerji tasarrufu sayesinde CO2 emisyonlarını önemli miktarda azaltarak küresel ısınma probleminin çözümüne katkıda bulunabilmektedir. Embriyonik endüstrisi de fosil yakıt kullanımı yerine enzimler ve mikroorganizmaların kullanıldığı bio-bazlı ürünler geliştirerek, iklim değişikliği etkilerinin azaltılmasında kendini kanıtlamıştır. “Bitkiler gıda mı, yakıt mı olmalı” tarmakinaların sebep olduğu işsizliğe karşı şiddet hareketleri başlatan Ned Ludd liderliğindeki Luddist hareket de teknoloji karşıtlığının söz konusu dönemde ulaştığı düzeyi göstermektedir.

İçinde bulunduğumuz dönemde insan uygarlığı ile Dünya’nın ekolojik sistemleri arasında yepyeni bir ilişki ortaya çıkmıştır. İnsan uygarlığı, teknolojik gelişmeler, ekolojik sistem ve gelecek arasında yeni bir ilişki tanımlamamız gereken aşamadayız. Bulunduğumuz noktada teknoloji ile ekolojinin en uygun bileşimini bulma ihtiyacındayız.

Çevre sorunlarının tek nedeninin teknolojik ilerlemeler olduğunu söylemek oldukça acımasız bir yargı olur. Çünkü teknolojik gelişmelerin dışında küresel nüfus artışı, hızlı ve düzensiz kentleşme, yangınlar, göçler gibi bir çok gelişme de kirliliğe neden olabiliyor. Ayrıca kirletici teknolojiler olduğu kadar çevre dostu-temiz teknolojilerin de var olduğu unutulmaması gereken bir gerçek. İçinde bulunduğumuz dönemde insan uygarlığı ile Dünya’nın ekolojik sistemleri arasında yepyeni bir ilişki ortaya çıkmıştır. İnsan uygarlığı, teknolojik gelişmeler, ekolojik sistem ve gelecek arasında yeni bir ilişki tanımlamamız gereken aşamadayız. Bulunduğumuz noktada teknoloji ile ekolojinin en uygun bileşimini bulma ihtiyacındayız.

EKOLOJİK MODERNİSTLER VE ÇEVRECİLER

Yaratıcı Yıkım yaklaşımında Joseph Schumpeter’e göre kapitalizm, Adam Smith’in dediği gibi rekabetçi bir piyasada maliyetlerin azaltılması ve kazançların arttırılmasına yönelik içsel çabalar vasıtasıyla değil, oyunun kurallarını değiştiren (game-changer) teknolojik dönüşümlerin takip edilmesiyle ve gerçekleştirilmesiyle işler. Otomobilin icadı, Yeşil Devrim, internet ve mikrobilgisayarların hepsi dünyayı dönüştürmüş, bu dönüşümleri başlatan ve kullananlara büyük kazançlar sağlayarak eski düzeni yıkmıştır. Bu açıdan değinmek istediğim bir çevreci yaklaşım “çevresel/ekolojik modernizm” yaklaşımı.

Ekolojik modernistlere göre yeşil teknolojiler 21. Yüzyılın oyun değiştiricilerilerinden (game-changer) biridir. Onlara göre çevre sorunları konusunda gezegenin ihtiyacı Steve Jobs’un ekolojik versiyonlarıdır. Varolan mevcut geleneksel çevre koruma stratejileri kendi başına bir işe yaramaz. Dünya nüfusu artmaya devam ettiği sürece, tüketim de arazi kullanımı da artacaktır. Bu durumda var olan geleneksel koruma önlemleri teknoloji dışlandığı sürece kendinden bekleneni vermeyecektir.

Ekolojik modernistlerin tersine mevcut çevreci hareketlerin çoğu, ekolojik afetler ve çevre sorunlarının nedeni olarak “teknolojiyi” görürler. Küresel ısınma teknoloji kullanımının, yüksek üretim ve tüketim düzeylerinin ve endüstriyel atıkların bir sonucudur. Dolayısıyla çevreyi korumak için onlara göre, daha az teknoloji kullanmak hatta uç örneklerde mümkün olduğunca kullanmamak daha uygun olacaktır.

Çevreci görüşün karşısında alternatif bir görüşü benimseyen ekolojik modernistlere göre teknoloji şüphesiz çevresel problemlere katkıda bulunmuştur. Fakat atışmasını engellemek üzere 2. nesil bioyakıtlar gıda dışı bitkilerden üretilmeye başlamıştır. Endüstriyel bio-teknoloji geleneksel endüstri süreçlerinin yeniden düşünülmesini ve dönüşümünü gündeme getirmiştir. Bio-teknoloji ekonomik büyümeyi desteklerken su, hammadde ve enerji tasarrufu sağlamakta, atık miktarını da azaltmaktadır. Bio-teknoloji süreçlerinin ve biotemelli ürünlerin iklim değişimi potansiyeli yıllık 1-2,5 milyar ton CO2 olarak belirtilmektedir.

Nano ve bio-teknolojilerin 2040-2050 yıllarında hayatın her alanında yaygınlaşacağı ve entegre olacağı bekleniyor. Kaynak verimliliğini arttıracak ve düşük karbon ekonomisine geçişi teşvik edecek yeni ürünler geliştirilmesi karbon kaynaklı çevresel sorunların çözümünde önemli bir aşama olacaktır. Son yıllarda ülkelerin patent ofislerinden alınan emisyon azaltımı ve enerji verimliliğine yönelik çevresel patentler artmaktadır.

Yakıt verimi yüksek yeni motorlar, elektrikli araçlar, hibrit araçlar, enerji depolaması, hidrojen üretimi, karbon dışı kaynakların dağıtımı, depolanması, hava kirliliğini azaltıcı yöntem ve teknolojiler, ısı yalıtımı, izolasyon, sera gazlarını yakalama, depolama, imha etme, hava kirliliği kontrolü, su kirliliği azaltma, toprak iyileştirme, çevresel izlemeler, enerji etkin binalar ve aydınlatma gibi alanlarda alınan bu patentlerin sayısının artması çevre sorunlarının çözümünün de teknolojik ilerlemelerden geçeceğini gösteriyor.

Kaynaklar:

> EEA, Global Megatrends Assessment, EEA Technical Report No 11/2015, 2015.

> Fred Pearce, “New Green Vision: Technology As Our Planet’s Last Best Hope”15 Jul 2013http://e360.yale.edu/feature/new_green_vision_technology_ as_our_planets_last_best_hope/2671/

> Gore, Al, Gelecek: Global Değişimi Yaratan 6 Dinamik, Mediacat Kitapları, İstanbul, Ocak 2014.

> OECD, Industrial Biotechnology and Climate Change: Oppurtunities and Challanges, 2011.

> Saçlı, Ahsen, ULUSLARARASI Çevre Politikaları Çerçevesinde Çevre-Teknoloji İlişkisi, Doktora Tezi, Anakara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Çevre Bilimleri Anabilim Dalı, Ankara, 2009.

Dernekler Dergisi, 19.02.2016

Ayrıca bakınız...

İyi Parti Seçime Katılabilir Mi

İyi Parti Seçime Katılabilir Mi?

24 Haziran erken seçimi ilân edilir edilmez İyi Parti’nin seçime katılıp katılamayacağıyla ilgili tartışmalar başladı. ...