.: Konuklar

yorum@hurfikirler.com

Ceren Kenar – Suriye’de hakikat anı

Hakikate tanıklık etmek zordur, zira tanıklık vebal getirir: “hakikate tanık olanlar, olmayanlara anlatmakla” yükümlüdür. Haksızlığa, adaletsizliğe tanıklık etmek daha da zordur, çünkü gördüğünüz, bildiğiniz şey konusunda susmak sizi “dilsiz şeytan” kılar. Tüm dünyanın gözü önünde olan bir katliamı eliniz kolunuz bağlı izlerken, kendinizi mazlumun gerçekten mazlum olduğuna ikna etmeye çalışırken yakalamak ise zuldür.

Aslında basit bir imtihan var karşımızda. Kırk yıldır bir ülkeyi bin bir zorbalık ile yöneten bir aile diktası ve artık yeter diyerek sokağa çıkan Suriyeliler…

Arap devrimlerinin başlamasıyla yıllardır içlerinden biriktirdikleri öfkeyi döken, en insani taleplerini dillendiren göstericiler. Gösterilerin başladığı mart ayında sokağa “ıslah” yani reform diyerek çıkan ve muhtemelen bu reformlar yapılsa tatmin olacak göstericiler. Esad’ın devrilmesini şiddetin en korkunç hallerini tecrübe ettikten sonra dillendirmeye başlayan göstericiler. Protestoların ilk altı ayı boyunca tamamen silahsız olan göstericiler.

Ve karşılarında Esad rejimi…

Suriye tarafından öldürülen Lübnanlı gazeteci ve akademisyen Samir Kassir’in eşinin daha protestolar başlamadan önce Suriye rejimini tarif ederken kullandığı “Aklına gelebilecek her türlü kötülüğü yapabilecek bir rejimden bahsediyoruz” sözü kulaklarımda çınlıyor.

Esad rejimi o kadar “anti-emperyalist” bir rejimdir ki yan komşusu Lübnan’ı iç savaş sırasında Amerika’nın isteği ve onayıyla, Filistin Kurtuluş Örgütü’nü silahsızlandırmak amacı ve vaadi ile işgal etmiştir. “Anti-emperyalizmin” gereği olarak da bu ülkede 30 yıl işgalci güç olarak kalmıştır. Bu süreçte Lübnan’da Suriye’yi eleştiren onlarca yazar ve siyasetçinin öldürülmesi ise elbette olsa olsa “anti-emperyalizm” zayiatıdır.

Esad rejimi o kadar “mazlum” bir rejimdir ki, bundan 25 yıl önce Hama’da çıkan bir isyanı son derece “nazik” yollar ile bastırmış. En az 20 binin üzerinde insan öldürmüş, şehirlerin üzerinden silindirlerle geçmiştir. İsyanın kökünü kazımak için kimyasal gaz ile bir şehri haritadan silmiştir.

Esad rejimi o kadar “sevilen” bir rejimdir ki, halkının bu sevgi selini göstermesi yönünde engeller oluşmasın diye dört tane farklı istihbarat servisi kurmuş, Suriye halkını zehirlemek isteyen “hainler” ile mücadele etmek için dünyanın en sofistike işkence teknikleri konusunda uzman birlikleri itina ile yetiştirmiştir. Halkının kafasını karıştırabilecek siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının kurulmasını yasaklamıştır, halkın tek tercihi olan Baas partisinin tüm siyasi hayatı kontrol etmesine imkan vermiştir. Yine halkı yanlış yollara sevk edebilecek ve “cici” demokrasinin icadı olan basın ve ifade özgürlüğü gibi mefhumlara prim vermemiştir.

Esad rejimi o kadar “şeffaf” bir rejimdir ki, olaylar başladığından beri yabancı basının ülkeye özgür erişimine izin vermemiştir. Protestocuların ve Arap Liginin uluslararası kamuoyundan temel talebi olan uluslararası medyanın Suriye’ye girişini engellemiş, devlet yayın organı olan SANA ile farklı düşen yorumu “kara propaganda” olarak tanımlamıştır.

Esad rejiminin bundan önce yaptıkları, şu an yaptıklarının ve yapacaklarının teminatıdır. Bu teminatın gerekleri konusunda bizleri hayal kırıklığına uğratmayan Esad rejimi 11 aydır bilfiil 7 bine yakın insan öldürmüş, 11 yaşındaki çocuklara işkence etmekten bile çekinmemiştir.

Tüm bunlara rağmen Suriye halkının protesto etmesi için yeterli sebep görmeyenler, bunun kendi inisiyatifleri ile değil ama başka ülkelerin kışkırtması ile olduğunu iddia edenler için yapabileceğimiz bir şey yok elbette. Otoriter rejimlerin ellerindeki yegâne yönetim aygıtı çekiçleri olduğu için her sorunu çivi olarak görmeleri tabiatları gereği normaldir. Tek analitik araçları “anti-emperyalizm” olanların ise şiddetin en vahşi şeklini kullanmaktan tereddüt etmediğini defalarca kanıtlamış bir rejimin katliamlarını insani boyuttan azade analiz etmeleri şaşırtıcı değildir.

Şaşırtıcı ve ikiyüzlü olan, her vesile ile Türkiye bir dikta rejimine doğru gidiyor diye isyan edenlerin, hemen yanı başlarında hüküm süren ve katliam yapan gerçek bir dikta rejimi konusundaki sessizlikleridir…

 

Taraf, 06.02.2012