.: Your Name

Ceren Kenar – CHP’nin Suriye Hakkında Bilmek İstemedikleri

Tüm dünya kamuoyu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Suriye’yi destekleyen Rusya ve Çin bile, Suriye rejimini göstericilere karşı şiddet kullanmaması konusunda uyarırken, bizim ülkemizin ana muhalefeti Esad’ın şiddetini meşru görüyor, göstericileri terörist ilan etmekten çekinmiyor. Peki, CHP olarak sizin anti-emperyalizm hamasetinizden ve mealen “1982 Hama gibi yapmalı”dan daha başka ve öte diyeceğiniz hiçbir şey yok mu?

Gösteriler başladığından beri 4000 kişi öldü, on binlercesi işkence ve tutuklamalara maruz kaldı 

Cumhuriyet mitinglerindeki “Türkiye’nin güvencesi Kemalist orduyu bağrımıza basıyoruz! Kemalist ordu konuşacak!” ifadeleriyle zihnimize kazınan Birgül Ayman Güler, Suriye gezisi sonrası görünen o ki, Esad’ın ordusunu da bağrına basmaya karar vermiş.

Kaddafi-Kim Jong İl-Chavez-Saddam Hüseyin gibi şanlı anti-emperyalist diktatörlerin birbirlerini ağırlayıp övdükleri turların bir benzeri Suriye gezilerinin akabinde bir basın açıklaması yapan CHP’liler, Suriye meselesinde tüm dünya kamuoyunun yanıldığına kani olmuşlar. Suriye’de yaşananların uluslararası bir komplo olduğunu saptayıp, göstericileri “terörist” ilan etmişler.

Senelerdir “Türkiye İran olmayacak” sloganı ile ortalığı inleten Kemalist çevreler, görünen o ki şu an Türkiye’nin İran gibi Suriye meselesinde Esad’a destek vermesini temenni ediyor. CHP bir adım ileriye gidip “ulusalcı enternasyonel” vari dünya üzerinde pan-anti-emperyalizm söylemi altında, kendi halkına eziyet eden ülkeler ile bir dayanışma ağı kurmadan önce, Suriye’de yaşanan son derece sevimsiz bazı hadiselerden haberdar olsa isabet olacak. Zira ben tüm iyi niyetim ve naifliğimle, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye’de gerçekten ne olup bittiğini bildiği takdirde, partisi adına bu açıklamaların yapılmasına sessiz kalmayacağına inanmak istiyorum.

Bizler Kurban bayramını sevdiklerimizle kutlarken, güya geçen hafta Arap Ligi’nin hazırladığı barış planını kabul etmiş olan Esad, bayram sürecinde en az 60 kişi öldürdü. Homs şehri kana bulandı…

Gösteriler başladığından beri 4000 kişinin öldüğü, on binlercesinin işkence ve tutuklamalara maruz kaldığı belirtiliyor.

Ama tüm bunlar istatistik. Siz de Stalin gibi kitlesel ölümler istatistiktir mi diyorsunuz? Yeterince içimize işlemiyor değil mi? O zaman gelin bu 4000 kişiden bazılarının isimlerini, hikâyelerini öğrenelim. Bu yazının bundan sonrası ağır ölçüde şiddet ve terör içerecektir. Kalbi kaldıramayacak olanlar lütfen okumasın.

10 Nisan 2011

Suriye ordusunda albay olan Rami Kataş, emrindeki 14 askerle beraber, Suriye istihbaratı, Muhabarat tarafından öldürülür. Kataş silahsız göstericilere rastgele ateş açma emrine karşı gelmişti.

29 Nisan 2011

Hamza Ali Elkatib Suriyenin el-Cizeh kentinde babasıyla bir rejim karşıtı gösteriye katılır. Tutuklanır, ağır işkenceden geçirilir. Öldüğünde tüm vücudunda işkence izleri, sağ kolunda ve karnında kurşunlar vardır. İşkence sırasında erkeklik organı parçalanmıştır. Hamza öldüğünde 13 yaşındaydı. Babası ölümünden sonra Hamza’nın cesedinin resimlerini ve video kaydını kamuoyuyla paylaştı ve bunun sonucunda tutuklandı. Hamza’nın babasından haber alınamıyor. Suriye Hamza’nın ölümü ile ilgili soruşturma başlatılacağını söyledi. Soruşturmanın sonucu Suriye devlet kanalı vasıtasıyla açıklandı: Hamza’nın silahlı, cihad isteyen bir terörist olduğuna kanaat getirilmişti.

16 Mayıs 2011

Dara’da gerçekleşen askeri bir operasyondan 15 gün sonra, halkın sokağa çıkmasına izin verilir. Dara sakinlerinin bir kısmı sokakta yürürken keskin bir koku geldiğini fark eder. Bir delikte Abdülrezzak Abdeleza Ebu Zeyd’in karısı ve 3 yaşındaki bebeğinin cesedi bulunur. Cesetlerin elleri arkalarından bağlanmıştır.

8 Haziran 2011

Suriye’nin Dara şehrinde, Tamer Muhammed Elşeri’in cansız bedeni ailesine teslim edilir. Yüzü işkenceden tanınmayacak kadar parçalanmış, vücudunda delikler açılmıştır. Tamer öldüğünde 15 yaşındaydı. Mideniz kaldırabilirse, youtube’da bu güzel çocuğun maruz kaldığı vahşetin izlerini, cansız bedeni üzerinde görebilirsiniz. Suriye devlet televizyonu Tamer’in silahlı bir terörist olduğunu açıkladı.

29 Haziran 2011

Üst teğmen Emjed Muhammed Elhamid ordudan firar eder. Gerekçesi doğduğu ilçe olan Ar Rastan’da gördükleridir. İlçe Suriye ordusu tarafından defalarca bombalanmış, onlarca eve ateş açılmış, elektrik ve su ulaşımı kesilmiştir. Teğmenin kuzeni Abd Elhamid ordu tarafından öldürülmüştür. Aile fertlerine tecavüz edilmiştir.

11 Temmuz 2011

Ibrahim Kaşuş, Suriye Devriminin kanaryası lakabı ile biliniyor. Hama’da Esad’ın istifa etmesi gerektiğine dair sözleri içeren bir şarkı besteledi. Yakalandı ve boğazı kesilerek öldürüldü. Görüntüleri internetten bulabilirsiniz.

10 Eylül 2011

26 yaşındaki barış aktivisti Ghiath Matar’ın vücudunun bazı parçaları ailesine teslim edildi. Karısı hamileydi. İşkence sonucu ölümü batı kamuoyunda infial yarattı. Avrupa Birliği kınadı. Suriye’de görev yapan Amerikan büyükelçisi cenazesine katıldı. Sonrasında babası, kardeşleri ve kuzeni tutuklandı. Suriye devlet televizyonu cenazeye Amerikan büyükelçisinin katılımını Matar’ın Amerikan ajanı olduğunun bir kanıtı olarak sundu. Ailesinin tutuklanmasını bu gerekçeyle açıkladı.

Bir tane de “teröristlerin” nasıl “terörist” haline geldiği hikâyesi:

M.A. 25 yaşında. Halep Üniversitesinde yüksek lisans öğrencisi. 31 Nisan’da yurt odasında tutuklanır. İşkenceye maruz kalır. Başar Esad resmi karşında secde durup, Başar Allah’tır demesi “rica edilir”. Cinsel organından elektrik verilir. İstenilen arkadaşlarını gammazlamasıdır. Vermez isimleri. Ailesi karakola getirilir. Annesine tecavüz edileceği ve ailesinin geri kalanının öldürüleceği söylenir. Şu itirafnameyi imzalar: “Lübnan ve Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Selefi bir organizasyonda yer aldığımı kabul ediyorum. Gösterilere katılmak için para aldım.”

Nisan ayından beri Suriye’de ölen 4000 kişinin hikâyeleri bunlar. Eline silah almadan, sadece insan gibi yaşamak için sokağa dökülen, arkasında gözü yaşlı aileler bırakan insanlar… Artan devlet terörüne, şiddetine rağmen azalmayan insanlar bunlar…

Tüm dünya kamuoyu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Suriye’yi destekleyen Rusya ve Çin bile, Suriye rejimini göstericilere karşı şiddet kullanmaması konusunda uyarırken, bizim ülkemizin ana muhalefeti Esad’ın şiddetini meşru görüyor, göstericileri terörist ilan etmekten çekinmiyor. Peki, CHP olarak sizin anti-emperyalizm hamasetinizden ve mealen “1982 Hama gibi yapmalı”dan daha başka ve öte diyeceğiniz hiçbir şey yok mu?

Tayyip Erdoğan’ın Suriye siyasetini beğenmeyebilir, eleştirebilirsiniz. Lakin Suriye’de yaşanan katliamı meşru görmek, göstericileri terörist ilan etmek ayıptır, günahtır, vicdansızlıktır. Esad’ın elinin kanını partinize bulaştırmak tüm Türkiye için, züldür, utançtır. Sahiden, 13 yaşındaki Hamza’nın katiline suç ortaklığı yapmayı içinize sindirebiliyor musunuz? Kendinize bunu yakıştırabiliyor musunuz?

 

Taraf, 13.11.2011