Yaşam

Kim Ahlâklı?

Ahlâk konusu belki de insanlığın en çok tartıştığı mefhumdur. Ne olduğu konusunda felsefeciler sonsuz tartışmalar yapmış fikirler ileri sürmüş, dinler tarafından insanlara ahlâk kuralları tavsiye edilmiş, çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır ama net bir sınır çizilememiştir ya da herkes kendi anlayışına göre sınır çizmeye kalkmış, diğerlerini ahlâksızlıkla suçlamıştır. “Ahlâk nedir?” sorusunun felsefî kısmı benim boyumu aşar. Bu tartışma da insanlık var oldukça ...

Devamı... »

Bilgi Çağının Ötesi

Yıllar evvel Alev Alatlı’ya ait, bilimsel gelişmelerin ardından ciddi sosyolojik-felsefi ve siyasi değişimlerin yaşandığına ilişkin, bir yazı okuduğumu hatırlıyorum. (Hangi makale olduğunu ve nerede okuduğumu ne yazık ki notlarımda bulamadım ancak Doğu Batı dergisi olduğunu anımsıyorum.) Mantık kurallarının yalnızca 1 ve 0 gibi uçlarda var olduğu ve Newton fiziği dediğimiz fiziğin etkilerinin modernleşme sürecini doğurduğuna ilişkin tespitleri vardı Alatlı’nın. Günümüzde ...

Devamı... »

“Kader gayrete aşıktır”

İnsanlar hayatları boyunca çeşitli defalar sıkıntılara, hastalıklara, kazalara veya istenmeyen diğer başka türden durumlara düçar olabilmektedirler. Sanırım doğumundan vefatına kadar hiçbir menfi durum yaşamamış insan yok gibidir. Bazen hayatımıza azami özen göstersek bile “kaderin bir cilvesi”, “imtihanın bir parçası” ya da insanlık mertebesini yükseltecek, günahları temizleyecek “bir fırsat” olarak bu türden olumsuzluklarla karşılaşabilmekteyiz. Peki böylesi durum ya da durumlarda ne yapmalıyız? Bir ...

Devamı... »

An’ın Sonsuzluğunda

Bulutların arkasındaki güneş kimin için batıyor? Gri bulutların arkasındaki güneşe hüzünle yaklaşma tarafında değilim şu anda. Sadece düşünüyorum, bu güneş kaç kişinin hayallerini şekillendiriyor? Kaç kişi ona baktıkça hayatının yavaş yavaş akıp gittiğini hissediyor? Güneşin doğması bir umudu simgeler ancak doğan günde olacaklar sadece umudu içermeyebilir. Keskindir bu bakımdan. Günün saatlerini şekillendirirken serttir ve anlıktır. Aydınlığın gözlere fazla geldiği yerde ...

Devamı... »

Hayatın Sihirli Üçgenleri

Kâzım Karabekir’in en önemli özelliklerinden biri, arşivciliği imiş. Yıllar önce izlediğim bir televizyon programında Timsal Karabekir’in (kızı) söylediğine göre babası, yaptığı her işi kayıt altına almakla yetinmez, varsa vesikalandırırmış da. Bir seyahate mi çıktı; tren veya vapur biletini saklar, bilet nâmına bir şey yoksa hangi gün, nereden, nereye, kimlerle, hangi maksat ve vesaitle yola çıktığını, ne zaman ve nasıl döndüğünü ...

Devamı... »

Asla Nadiren Bazen Her Zaman Yalnız Bir Çocuktan Yetişkin Bireye

Kaldırabileceğinden Daha Büyük Bir Yük mü? Ergenlikte bireyin fiziki olarak büyüdüğü ve “yetişkinleştiğini” rahatlıkla görebiliriz. Pek çoğumuz bu süreçten geçmişizdir ve yeni bu sürece gireceklerin varlığı da malumdur. Zor zamanlar olarak da değerlendirilebilir bir yanıyla bu süreç. Yetişkin fonksiyonundaki bir bedende çocuksu bir akıl ve duygu durum genellikle bir müddet sizinle devam eder. Bu durum yaşama güzellik manasında çeşitli renkler ...

Devamı... »

Zeytin mi Maden mi?

Baştan söyleyeyim, bu şekilde bir sual sormak elbette yanlış. Zira bu soruş tarzı, bu şeylerden biri için diğerinden tamamen vazgeçilmesi gerekiyormuş gibi bir izlenim uyandırıyor. Oysa durum bu değil. Yani bir ‘ya hep ya hiç’ durumuyla karşı karşıya değiliz. Tartışılan konu tüm zeytinlik alanlarda değil sadece maden bulunan yerlerde madencilik faaliyetlerine izin verilmesi veya verilmemesi. Başka bir deyişle, ilgili yönetmelikte ...

Devamı... »

Kar Yağınca

İç Anadolu’da yaz dediğin nedir ki; bir buçuk, bilemedin iki ay. Üstüne bir ceket, hırka veya kazak almadan oturamadığın akşamları yazdan saymazsak, koca bir mevsim onbeş-yirmi güne sığar. Eylül ortası gibi kurulan sobalar önce arada bir, sonra her akşam yanmaya başlar. Bir süre sonra gündüzleri de yakmaya başlarsınız. Öğrencilik yıllarımızda, Ekim sonuna kadar kar yağmadıysa 10 Kasım’da mutlaka yağardı. İyi ...

Devamı... »

İspanyol Gribinden Kovid-19’a

Hüseyin Rahmi’nin 1919 yılında yayınlanan Hakka Sığındık isimli romanında Birinci Dünya Savaşı’nın ertesinde İspanyol nezlesinin İstanbul’da yarattığı dehşeti kullanarak mahallenin iki zengininden para sızdırmaya çalışan Abdal Veli’nin hikâyesi anlatılır. Hikâye öyle enteresandır ki salgını unutur, okudukça gülümseten bir polisiye içinde buluruz kendimizi. Hüseyin Rahmi’nin romanda ‘nezle’ diye bahsettiği, 1918-1920 yılları arasında dünyayı saran bir grip salgınıdır, esasen. Birinci Dünya Savaşı ...

Devamı... »

Madalyonun İki Yüzü: Linç Edilmek veya Kahraman Olmak

Geçtiğimiz günlerde 7 Ocak’ta vizyona giren yeni bir Asgar Farhadi filmini (Kahraman) izleme fırsatı buldum. Filmde, bir borçlunun (Rahim Sultani) borcundan dolayı hapse girmesi ve sonrasında alacaklıyla anlaşma çabası ve bu süreçte tesadüfen ve bir anda kahraman oluşu konu edilmiş ve bu hikaye üzerinden dallanıp budaklanan, izlerken izleyiciyi içine çeken harika bir yapım olmuş. Farhadi, filmde, Rahim Sultani’nin kahraman oluşu üzerinden medyanın ...

Devamı... »