Öne Çıkanlar | Hür Fikirler | Sayfa 10

Öne Çıkanlar

Aşkın Baysal – Aşkın ve ekonominin romanı olur mu?

Bugüne kadar edebiyat dışı yoğun entellektüel üretimiyle bilinen Atilla Yayla, şimdi aşkı ve ekonomiyi biraraya getirmiş bir romanla karşımızda. İkisi bir araya nasıl gelir diye sormadan önce şaşırmamız gereken başka şeyler var: Kitapta da iddia edildiği gibi, ekonomiyle ilişkilendirilemeyecek hemen hiçbir şey yok. Bu ilginç roman, ekonomik ve siyasi görüşleri açısından zıt kutuplarda yer alan iki akademisyenin fikir çatışmaları içinde ...

Devamı... »

Şiddet ve adalet

Türkiye’de şiddet çok yaygın bir problemdir. Şiddet, fiziksel, psikolojik ve sözel olmak üzere üç biçimde tezahür etmektedir. Şiddetin üç biçimini bolca yaşıyoruz. Peki, şiddet olayları “adil şekilde” yargılanıp cezalandırılıyor mu? Bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” diyemiyoruz. Bunun birçok nedeni var, yapısal problemler, kültürel problemler ve hukuk sistemindeki çarpıklıklar gibi faktörler şiddetin adilce mahkûm edilmesini engelliyor. Öncelikle şiddet olaylarını (fiziksel şiddet: ...

Devamı... »

Kemalizmlerin Çatışması

2017 yılının 29 Ekim-10 Kasım sürecinde, Kemalizm bağlamında, siyasî tarihimize geçecek nitelikte gelişmelere şahit olduk. Bu gelişmeler kimi açıdan komik kimi açıdan trajik idi… Ben meseleye komik tarafından bakmak istiyorum. Trajik lakırdılar edip kimseyi üzmek istemem… Bu seneki kutlamaları, evvelkilerden ayrı kılan, Kemalizm yarışına, en sonunda, Ak Parti’nin de katılmış olmasıydı. Böylece Kemalizm portföyümüz iyice zenginleşmiş oldu. *** Ak Parti’nin ...

Devamı... »

Paradan para mı kazanılırmış?

Bir önceki yazımda http://www.hurfikirler.com/faiz-degil-kar-payi-istiyorum/, faizin haram olduğuna inanan insanların, tasarruflarını faizsiz olduğu sanılan kurumlara teslim edip, oradan, tasarruflarına dönem sonunda eklenen kısmının faiz olmaması inancıyla, parasını faizli bankaya yatırmamış olmanın huzurunu yaşamalarından bahsetmiştim. Türkiye insanı, tasarrufların bir yerlerde toplanıp yatırıma ve üretime dönüşmesi gerektiği gerçeğiyle en ciddi karşılaşmasını 24 Ocak 1980 kararlarıyla yaşadı. Zamanın hükümeti (filen DPT müsteşarı Turgut Özal), ...

Devamı... »

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Bu yıl Liberal Düşünce Kongresi’nin yirmi ikincisini düzenledik. Her yıl Kasım ayında, Kapadokya’da düzenlediğimiz kongreye, 2008’den beridir katılıyorum; önceki on kongrede, kongrenin organizasyonunda görev alarak katıldım, bu yıl ilk defa LDT çalışanı olarak değil, katılımcı olarak bulundum kongrede. Benim için duygusal olarak da önemli olan bu kongre, Türkiye’nin fikir tarihi açısından da önemli bir kongreydi. Kongrenin en güzel yanlarından birisi, ...

Devamı... »

“Faiz değil kâr payı istiyorum”

Bir önceki yazıda (“Bitmeyecek Tartışma:  Faiz”) klasik ekonomide üretimin dört faktörü olduğunu, bunlardan birinin olmaması durumunda üretimin olamayacağını söylemiş ve bunlardan “sermaye” faktörünün üzerinde durmuştum. Çünkü en çok üzerinde tartışılan, bu topraklarda kıt olduğu için pahalı olan, pahalı olduğu için de can acıtan sermayeyi “banka aracılığıyla” elde etmenin getirdiği tartışmalara değinmiştim. Bu arada, son yüzyıldaki teknolojik gelişmelerin hayatımıza getirdiği bazı ...

Devamı... »

Sıradan insanın kaderi ve kapitalizm

Alelâde zamanlarda dik durmak kolaydır. Parlak nutuklar atmak, iddialı cümleler kurmak, özgürlük havarisi kesilmek, darbe olursa tankın üzerine ilk ben çıkarım demek… İnsanın gerçek karakterinin bütün zaaflarıyla ortaya çıktığı zor zamanlar vardır bir de. Havanın bulanıklaştığı, denizin kabardığı, yağmurun gökler delinmiş gibi yağmaya, rüzgârın sert esmeye başladığı zamanlar. Böyle zamanlarda önce yapraklar savrulur. En cılızlar, en savunmasızlar (ve en masumlar) ...

Devamı... »

Sosyalizm neden kaçınılmaz olarak diktatörlük üretir?

Sosyalizm en geniş ölçüde 20. yüzyılda uygulanma alanı buldu. 1900’lerin ikinci yarısında yaklaşık 40 ülkede sosyalist rejimler kurulmuş bulunuyordu (fakat sadece 15 kadarı uluslararası komünist harekete dahildi; resmen ve gerçekten komünist parti yönetimleriydi). Bu rejimlerin ortak özellikleri de vardı, farklı yanları da. Şaşmaz ortaklık hepsinin diktatörlük olmasıydı. Sosyalist ülkelerin tamamı fiilî olarak tek parti rejimleriydi ve hangi adı taşırsa taşısın, ...

Devamı... »

Ekim Devrimi’nin 100. yılı münasebetiyle: Sosyalizmin görmezden gelinen başarısızlık ve kötülükleri

Daha önceki yazılarımda da altını çizdiğim üzere, sosyalizm kendi başına bir teori hüviyetinde inşa edilmedi. Bir kapitalizm eleştirisi olarak formüle edildi.  Marksist düşünce zembereği içinde, sosyalizmi bir tez olarak sunmak ve hem sosyalizmden komünizme hangi dinamiklerle ve nasıl geçileceğini, hem de gerek sosyalizmde gerekse komünizmde hayatın nasıl olacağını açıklamak gerekirdi. Sosyalistler bu külfete girmedi. Daha doğrusu bu ağır, muhtemelen altından ...

Devamı... »

Ekim Devrimi’nin 100. yılı münasebetiyle: Sosyalist rejimler birer vahşet rejimiydi

Siyasal rejimler çeşitli ölçütlerle değerlendirilebilir. Benim için en önemli ölçüt insanların hayat hakkına saygıdır. Zira insan hayatı kutsaldır. Bir insanın hayatı bir başkası tarafından hiçbir amaç ve değer uğruna elinden alınamaz. Hiçbir ideoloji, tasavvur, din, siyasal proje veya toplumsal ütopya, insanları öldürmeyi meşrulaştıramaz. Ne insanlar birer melek, ne de insanlık tarihi meleklerin tarihi. Tarih boyunca insanlar birbirlerinin hayat hakkına haksız ...

Devamı... »