Öne Çıkanlar

Atatürkçü rejimin vesayetçi bürokrasisi: Cumhuriyetçilik

Cumhuriyetçilik bürokratik vesayetin adıdır Türkiye’de Cumhuriyet tarihinden beri rejimlerin en doğrusu ve ahlâkî olanı olarak topluma ve bireye benimsetilmek istenen cumhuriyetçilik, cumhuriyetçi bürokrasinin yönetiminin adı olmuştur. İktidarı saraydan alıp millete-halka verdiğini iddia eden militer-bürokratlar, cumhuriyetin kuruluş yılları itibari ile kendilerine bir oyun alanı olarak cumhuriyetçiliği benimsediler. Kurulduğu günden itibaren doğruların en doğrusu olarak tanımlanan cumhuriyet, bir rejim olarak özünde militerlerin ...

Devamı... »

İnce’nin manifestosu, CHP’nin beyannamesi

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Cumuhuriyet Halk Partisi, ilk 23 senelik rakipsiz iktidarından sonra, sadece, 27 Mayıs 1960’da, ‘rejimin bekçisinin’, siyasetteki rakibini, “arkadan vurduğu dipçikle” yere devirmesini fırsat bilerek, hemen peşinden yapılan 1961 seçimlerinden kıl payı birinci çıkmış ve iktidar olmuştur. O tarihten sonra sadece bir kere daha, 1973 yılı seçiminde birinci olmuş, ama MSP ile kısa süreli bir hükümetin büyük ...

Devamı... »

UBER: Bir çözüm denemesi

Rahmetli hocamız Sadık Acar, demokrasi için ‘toplumun organize olmuş kesimlerinin, olamamış kesimlerine yaptığı kapris’ derdi. Biraz hınzırcaydı belki, lâkin haklılık payı vardı. UBER meselesinde de durum böyle değil mi? T plakalılar (kısaca taksiciler) ile UBER’ciler arasında hem bir ekmek, hem rant kavgası var. UBER’ciler ekmeğinin peşindeyken, taksiciler hem ekmeğinin hem rantının peşinde. Piyasa mekanizmasının işleyişi sonucu ortaya çıkan ranta karşı ...

Devamı... »

Cumhuriyet tarihinin baskıcı totaliter düşüncesi: Atatürkçülük

Atatürkçülüğün baskısı altında Atatürkçülüğün temel özelliği kendisi dışında var olan siyasal düşünce ve aktörlere yaşam şansı tanımamasıdır. Atatürkçülük kendisini tanrısal bir kata yerleştirir. Siyasalı bu yerden ve yönden yönetmek ister. Siyaset alanında her şeyi bilen, her fikrin üzerindeki bir düşünce olduğunu belirtir ve “bildirir”. Birey denilen gerçek varlığı tanımak bir yana bireyin düşüncede bile olmasını engelleme çabasındadır. Toplum onun için ...

Devamı... »

Erdoğan’ın manifestosu, Ak Parti’nin beyannamesi

Bugüne kadar seçim beyannamelerini hiç okumadım. Ne işe yaradığını da bilmem. İçinde yazılanların sıradan vaatler olduğunu düşünürdüm. Siyasetçi için vaat vermek kolay. “Ankara’ya deniz getirmek de, herkese iki anahtar vermek de, her eve açıktan 5000’er lira maaş bağlamak da” vaat olarak verilebilir. Oyu alıp iktidara geldikten sonra, verilen bu vaatlerin tutulup tutulmadığını ise kimse takip etmez. İnsanlar genelde bu vaatlere ...

Devamı... »

Farkında mıyız?

Geçen gün bir arkadaşımla sohbet ederken, “Ak Parti’nin yaklaşık 20 bakanı milletvekili adayı göstermesiyle, bu şahısların yeni dönemde bakan olamayacakları belli oldu” dedim. Bana hayretle, “niye ki, artık milletvekilleri bakan olamayacak mı?” diye sordu. Ben de “artık anayasa ve sistem değişti senin haberin yok mu? Sen geçen sene referandumda oy kullanmadın mı?” diye sordum. Cevaben “kullandım” dedi. “Peki ne oy ...

Devamı... »

Zenginin malı, züğürdün çenesi

Özel kanallarda iftar ve sahur programı sunan akademi kökenli bazı isimlerin aldığı paralar birilerine fena halde dert oldu. Zenginin malı züğürdün çenesini yorar diye boşuna dememişler. Vay efendim bu kadar para alınır mıymış, güya din adamıymışlar, dini öğretmek/anlatmak için para mı alınırmış, hayır için, Allah rızası için yapılacak işlermiş bunlar ve saire… Umumiyetle sol cenahtan gelen bu itirazlar hem bazı ...

Devamı... »

Seçimlerin kazananı yine devletçilik mi olacak?

Türkiye’de devletçiliğin siyasal partilere çok çekici geldiği açık Türkiye’de devletçi fikirler 21.yy’da da yollarına devam ediyorlar. Cumhuriyetin başlangıcını kendimize başlangıç noktası alırsak, sonraki her dönemde devletçilik “devlet” tarafından baş tacı edilmiştir. Ne darbeci askerler, ne TSK, ne de seçilmiş siyasetçiler devletçilikten uzak durmak istediler. Toplumun da devlet kadrolarından farklı düşündüğünü gösterecek pek emare yok. Türkiye’de devlet kutsandıkça devletçilik daha da ...

Devamı... »

14 Mayıs: Özgürlük ve Demokrasi Bayramı

Dün Türkiye tarihinin en önemli günlerinden biriydi. Altmış sekiz yıl önce, 14 Mayıs 1950’de, Türkiye âdeta bir devrim yaptı.  Bu yüzden, 14 Mayıs ‘Hürriyet ve Demokrasi Bayramı’ olarak hatırlanmayı ve kutlanmayı hak ediyor. Ne yazık ki, gündemi her zaman yüklü memleketimizde bu tarihî gün neredeyse sessiz sedasız geldi geçti. Hem de 14 Mayıs’ı gerçekleştirmiş olmamız sayesinde yapmaya muktedir hâle gelebildiğimiz ...

Devamı... »

Geleceğin inşası ve muhafazakârlar

Fırınlarda, pastanelerde ve marketlerde imsakiyelerin dağıtıldığı, hemen her gazetenin bir ramazan sayfası veya ilâvesi verdiği, iftar ve sahur programları, mukabeleler, ilahîler, dinî sohbetler… derken televizyon kanallarının neredeyse pür-dinî yayınlar yaptığı şu günler, eminim bazılarına endişelenmekte ne kadar haklı olduklarını bir kez daha hatırlatıyordur. Endişeli modern tanımlamasını ilk kullanan bir anket şirketi (KONDA) olsa da, bu kavramı kitlelerle Binnaz Toprak buluşturdu. ...

Devamı... »