İktibas Yazarlar

EBA’yı Doğru Kullanıyor muyuz?

Tuhaf bir milletiz vesselam. Bir şeylerin olması gerektiği gibi olabilmesi için ya zor gerekiyor ya da cebimizin yanması. En basiti Türkiye genelinde trafikte pek çok ışıklı noktada insanımız kırmızı ya da yeşili umursamıyor, ta ki oraya EDS (Elektronik Denetleme Sistemi) takılana kadar. Keza hız sınırları için de öyle. Ülkemizde pek çok vergi mükellefi vergi ödememeyi bir alışkanlık haline getirmiş durumda ...

Devamı... »

Tutarsızlık, Şiddet ve Geleceksizlik!

Türkiye ciddi manada bir tutarsızlıklar ülkesi. Kendi küçük çıkarlarımız –tabii ki birileri için de büyük çıkarlar- gereği bu durumdan çoğunlukla rahatsız değiliz. Günlerdir İstanbul Sözleşmesi üzerinden “Aile elden gidiyor!” diye feveran eden ve sözleşmeyi savunanları neredeyse –aslında niyet o- Allah’a isyan ile suçlayan çevreler nedense ülkedeki pek çok hukuksuzluk ve adaletsizliğe hiç ses çıkarmıyor. İçlerinde okuduğu belgeyi anlamayıp 3. kişi ...

Devamı... »

Gazımız demokrasimizi geliştirirse ne âlâ!..

Nedense ülkece bir şeylere sevinmeyi doğru düzgün beceremiyoruz! Karadeniz’de ciddi bir doğalgaz rezervinin bulunması haberi ülkece sevinilecek bir gelişme iken iki tarafın trolleri sayesinde yine birbirimizle kapışmaya vesile oldu. Buradaki öncelikli suçlunun kendini iktidar çevrelerine yakın gören bazı kesimlerin olduğunu söylemeliyiz. Çünkü öyle bir hava estiriliyor ki sanırsınız ülkede muhalif olan herkes hain ve ülke için iyi bir şeylerin olmasını ...

Devamı... »

Karantina Günlerinde Sığınmacıları Unutmayalım

Koronavirüs salgını dolayısıyla evde kalmanın gerektiği günlerdeyiz.  Sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Karantina zamanlarının herkes için maddi ve manevi bir maliyeti var. Yaklaşık 200 bin civarında işyeri kapalı durumda; çalışamayanlar ve işini kaybedenler var. Salgının yükünü hafifletmek için kampanyalar, nakit desteği, kredi vs. borçlarının ertelenmesi gibi önlemler devrede. Dört milyon kişiye iki kez biner lira ödendi ve şimdi “üçüncü faz”a sıra ...

Devamı... »

Muhalefeti kapatalım gitsin!..

Pedogojik olarak küçük yaşlarda öğrenilen bilgi ve alışkanlıkların hayatımızı derinden etkilediği bir gerçek. Ve ülkemizdeki yoğun ideolojik(?) eğitim de bizim demokrasi, laiklik, İslam, insan hakları, Cumhuriyet, devlet vb. pek çok konuda sağlıklı düşünüp, konuşmamızı ve anlamak için tartışmamızı engelliyor. Düşünsenize atlattığımız onca badireye rağmen hala mahkemelerimiz bilinmeyen bir dilde ifade alabilmekte, meclisimizde bir milletvekilinin yaka paça atılması istenebilmekte, 28 Şubat’ta ...

Devamı... »

Fırsat Gelmişken Eğitime Bir El Atalım!

Korona günlerinde, “dünya artık eskisi gibi olmayacak!” diye beylik laflar etmek yerine eğitimde kalıcı ve doğru adımlar atmak için önümüze bir fırsat doğdu. Daha önce yazdığım gibi veliler bu kadar uzun süre ve ders yükü içinde çocukları ile baş başa kaldıkları için bazı gerçeklerle ilk kez yüzleşti. Pek çok öğrenci okul alışkanlıklarını evde de devam ettirirken önemli bir kısmı da ...

Devamı... »

Demokrasiden Vaz mı Geçeceğiz?

Bu günah ve acı dolu dünyada pek çok yönetim biçimi denendi ve denenecek. Demokrasinin kusursuz ya da tamamıyla bilgece olduğunu kimse iddia etmiyor. Aslında, zaman zaman denenmiş olan tüm diğer biçimler dışında, demokrasinin en kötü yönetim biçimi olduğu söylenmektedir.” Winston Churchill Geçmişi hakkıyla anlamak için karşılaştırmalı bir kronolojiye ve bilgiye ihtiyaç var. Bugün artık coğrafya dünkü gibi kader olmasa da, ...

Devamı... »

Korona Günlerinde Eğitim

Korona vesilesi ile milyonlarca çocuk ve genç örgün eğitimden uzaklaşarak ailelerine teslim edildi. Yaşanan bu gelişme bence çok önemli iki soruya uygulamalı olarak cevap verdi. Birincisi, okulların gerekli olup olmadığı; ikincisi de okul dışı eğitimin mümkün olup olmadığı. Okullar gerçekten gerekli mi dersek, bu sorunun cevabı hem “Evet” hem de “Hayır.” Evet’ten başlarsak, okullara ve özellikle de öğretmenlere en azından ...

Devamı... »

Nobel’iniz Batsın!..

Bazen tepkilerimizi o denli abartıyoruz ki sanırsınız dünya sadece bizim etrafımızda dönüyor. Mesela bütün bir yıl unutur ve her yıl Nisan ayı geldiğinde Ermeni Tehciri mi yoksa soykırımı mı tartışmalarına gömülür, bu olayı gündeme alan tüm ülkeleri protesto yağmuruna tutarız. Birkaç hafta sonra yine unutur gideriz. Bir de tuhaf bir Nobel düşmanlığımız var. Tabii ki bizim Nobel ile ilişkimiz öyle aman ...

Devamı... »

“İki Ziya” (1): “Başı Kurşunsuz Ziya” ve “Başı Kurşunlu Ziya”

Rohat Alakom’un “Ziya Gökalp’in Büyük Çilesi: Kürtler” başlıklı kitabı ilk olarak 1992’de (Fırat Yayınları) yayımlandı. Aradan çeyrek asrı aşan bir süre geçtikten sonra bu önemli çalışma Avesta Yayınları tarafından tekrar basıldı.* Yeni baskıya yazdığı önsözde Alakom, 6-8 Ekim 2014 olayları esnasında Diyarbakır’daki Ziya Gökalp Müzesi’nin yakılmasına işaret ederek, Kürtlerin Ziya Gökalp’e tepkilerinin zaman zaman uç noktalara vardığını belirtir. Alakom’a göre, Türkiye’de Kürt meselesi barışçıl bir ...

Devamı... »