.: Yorum Analiz

Can Ceylan – Tek yol yeni anayasa

Televizyon kanallarında uzun yıllardır yayınlanmakta olan bir bilgi yarışmasını hepimiz biliriz. “Çok biliyorum” havasıyla çıkıp daha ilk sorularda hayâl kırıklığına uğrayanların yanında, standart eğitim anlayışımıza göre “câhil” sayılanların kitabı tersinden okuttuğu bir yarışmadır. Her sorunun cevâbından “emin olmak” gerekir. Verilen cevap yarışmacının “son kararı”dır.

Bir de “baraj sorusu” vardır. O soruya doğru cevap verildiğinde artık o soruya kadarki kazanımlar kaybedilmez hâle gelir. Şimdiye kadar bu yarışmada en son soruyu bir kişi gördü ama cevâbı bilemedi. Risk aldı ve büyük miktarda bir parayı da kaybetti. Kazansaydı târihe geçecekti, ama kazanamadı. Kazanamama riski vardı; bu lüksü kullandı.

FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ BİR TUZAK

Ama Türkiye’nin böyle bir lüksü yok. Türkiye normalleşme adına birçok engeli aştı. Birçok soruyu doğru cevapladı. Aslında her bir soru kritik bir barajdı ve kaybetme ihtimâli yüksekti. Artık bâzı sorulara geri dönmek ihtimâli yok. Birilerinin “fabrika ayarları” dediği bu sorular, Türkiye’nin daha ilk soruda yarışmadan elenmesine sebep olan engellerdi.

Göstermelik yarışmacı olarak koltuğa oturanlar hâriç, gerçekten ülke için kazanmak adına koltuğa oturanlar, çok çetin sorularla karşılaştılar. Menderes gibi yarışmadan elenmeleri çok hazin şekilde olanlar oldu. Ama Menderes’in bile aştığı ve geri dönülmeyen barajlar oldu; Ezan gibi, dinî eğitim gibi, bâzı demokratik haklar gibi.

Özal daha ilerideki ve daha zor olan baraj sorularıyla karşılaştı. Erbakan’da sorular gittikçe zorlaştı, çünkü kazanımlar bu yarışma kurallarını koyanların zarar etmesine sebep oluyordu. Sorular zorlaştı: Sekiz yıllık eğitim, İmam-Hatiplerin orta kısımlarının kapanması, başörtüsü yasağı, üniversitelerde kat sayı gibi hiçbir jokerin çâre olmadığı sorularla koltukta oturanlar çıkmaza itildi.
Ordu, yargı, akademik çevreler, iş dünyâsı, basın, sanat(!) dünyâsı her türlü engeli ortaya koyuyordu. Verilecek yanlış bir “son karar”, seçilecek yanlış bir şık, her şeyi bitirebilirdi. Türkiye’nin bu riski alma lüksü yoktu ve hiç olmadı.

KAZANIMLAR SAĞLAM TEMELLERE SAHİP

Engeller çıkaran, cevapsız sorular soran odaklar birer birer mevzi kaybetti. Medyada güç dengeleri değişti. Tam denge sağlanamasa da eski dengesizlik ortadan kalktı. Ordu, hizmet edeceği kitleye yakınlaştı. Akademik çevrelerde sesi çok çıkan bir azınlık top çeviri oldu. Sanat(!) dünyâsındaki isimlerin halktan ne kadar uzak olduğu görüldü. Sâhipsiz köyde değneksiz gezip ahkâm kesenler artık pabucun pahalı olduğunu görmeye başladı.

Ancak bunca kazanıma rağmen Türkiye’nin içinde bulunduğu ebedî yarışmada gelip dayandığı bir duvar var. Bu duvar, mutlaka doğru cevaplanması ve aşılması gereken bir sorudur. Cumhuriyet târihinin en önemli baraj sorusudur. Özellikle 1 Kasım seçimlerden sonra sağlanan istikrârın ortaya çıkardığı bir gerçek var. İstikrarsızlık ortamında görülmesi mümkün olmayan bu gerçek, Türkiye’de yaklaşık son on yıldır yaşanan ve son dört-beş yılda meyveleri alınmaya başlanan normalleşme sürecinin kavşak noktasıdır. Yarışmadan çekilme ve mevcut kazanımlarla devam etme ihtimâli yoktur.

BARAJ SORUSUNUN ADI “SİVİL ANAYASA”DIR

Bu soru, sâdece siyâsî otoritenin cevaplayacağı bir soru değildir. Siyâsî otoriteye düşen, sorunun dilini iyi kurgulamak ve altındaki şıkları doğru tâyin ve tespit etmektir. Böylece soruya verilecek cevap ile bu baraj aşılacak ve kazanımlar kaybedilmeyecek şekilde garanti altına alınacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kendine has, millî, yerli kalemleriyle yazılacak sivil anayasa ile normalleşme süreci, güvenli bir liman elde edecektir. Halkın gelecekteki ekonomik, sosyal, siyâsî, kültürel beklentilerinin karşılanması vaadlerle değil, bu anayasanın içeriği ile karşılanacaktır. Bu anayasa ile halk doğasında olan sivil yapıya kavuşacak ve engel olarak sâdece kendisi ve paylaştığı sosyal ortamdaki diğer sivil unsurlarla rekâbet edecektir.

Yeni Şafak Gazetesi, 12.05.2016

Ayrıca bakınız...

ebrops

Ertuğrul Başer ile Söyleşi

Söyleşen: Mehmet Akif Ertaş Ihlamur Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, Yıl: 9, Sayı: 56, Temmuz 2017, ...