.: Yorum Analiz

Çalanlar ve yaratanlar

Kapitalizm, devlete hiç ihtiyaç duymaz. Hatta olmamasını arzu eder. Vergiye giden paranın kapitalistin elinde olmasıyla, devletin dezavantajlı kesime yapacağı faydadan çok daha fazlasını yapacağını bilir. Kapitalizm olmazsa açlık ve fakirlik olur.

Zafer Arapkirli Bey, 11 Nisan tarihli Yeni Yüzyıl yazınızı (“Çaldım ama sor ki bana niye?”) okudum. Ama ne yazık ki ben “kasıklarımı tuta tuta gülmek” yerine hazin hazin güldüm. Maalesef, hayatlarında hiçbir ticari tecrübesi olmayan, yani sadece maaş alarak yaşamış kişilerin, hayatlarını ticaretle (üretimle) kazanan insanları “onca kâra, patlayıncaya tıksırıncaya kadar doldurdukları kasaları ve göbeklerine rağmen” ifadesiyle aşağılamanıza üzüldüm.

Yazınıza âcizane eleştirilerimi şöyle sıralayayım:

1: “Kapitalistler” diye bir sınıflandırma yapmışsınız. Her şeyden önce “kapitalist” diye ayrı bir canlı türü yoktur. O da dünyadaki “her insan gibi bir insandır.” Yani sizden bir farkı olmadığı gibi, sizin de kapitalistten bir farkınız yoktur. Hatta siz de bir kapitalistsiniz. Çünkü her insan bir mülke/mala sahip olur veya olmak ister. Bu malı/mülkü de kendi arzusu ve beklentileri doğrultusunda değerlendirmek/satmak/tasarruf etmek ister. İşte kapitalist budur. Onun doymak bilmez iştahı ise, kapitalist olmasından gelmez, “insan” olmasından gelir. Çünkü her insanda daha iyisini, daha fazlasını isteme dürtüsü/arzusu vardır. Allah insanı böyle yaratmıştır. Nitekim, İslam Peygamberi bir hadisi şerifinde “insanın iki vadi arası altını olsa üçüncüsünü ister. İnsanın gözünü ise bir avuç toprak doldurur” demiştir. Bu çok kötülenen bir davranış olsa da aslında insanlık için bir nimettir. Çünkü onların kazanma hırsı sayesinde diğer insanların iş bulması mümkün olmaktadır.

2: “Vergi” denen zulmü, sanki ilahi bir emir gibi almışsınız.  “Nasıl olur da devlete vergi vermezsin, kaçırırsın, bu hırsızlıktır” demişsiniz. Hayır, tam tersi. Devletin vergi toplamaya çalışması, mülkün gaspıdır. Rıza dışı bir eylemdir. Hiç kimse/kuruluş, bir kişinin kendi emeğiyle kazandığı paradan şu kadarını vereceksin deme hakkına sahip olamaz. İşte off-shore hesaplara para aktaranlar kendi kazançlarını koruyorlar. Bu da tabii bir haktır. Bundan bir tek kesim istisna tutulmalı ve onlara en ağır ceza verilmelidir. O kesim de, devlet adamlarıyla iş tutup, devletin gücünü arkasına alıp, devletten iş alıp, halkın parasını devlet gücüyle hortumlayan devlet zenginleri. Onlar kapitalist değildir. Onlar devlet eliyle türetilen oligarklardır. Karıştırmayalım lütfen. Örneğin Zuckerberg denilen çocuk, bir araba garajında oturmuş, bir bilgisayar programı yazmış. Kimseden destek almamış. Kimseye de malını zorla satmamış. Facebook denilen o fenomen bütün dünya insanları tarafından kullanılır olmuş ve Zuckerberg de dünyanın en zengin insanı olmuş. Şimdi sizin mantığınıza göre o kişi, kasasını çatlayıncaya kadar, karnını patlayıncaya kadar doldurarak “dünyanın parasal varlığının yüzde 80-90’ını sömürmektedir” ve kazandığı paranın büyük bölümü vergi olarak alınmalıdır. Ne hakla?

3: “Duyan da muhtemelen yüzde 2,5-3 karla filan çalıştıklarını…” derken, o 2,5-3 kar oranını nereden buldunuz ki Zafer Bey? Niye 1,5-2 değil de 2,5-3. Ya da 7,5-8 değil de 2,5-3. Bunun bir cevabı var mı? “5 TL.lik maliyetle filan ürettikleri ürünü, 50 kuruş kar koyup…”derken, nereden biliyorsunuz siz, karşıdakinin ürettiği ürünün maliyetini? Adamın muhasebesini mi tuttunuz? Bu mantıkla bakarsanız, Ford markasına şunu mu dememiz gerekecek? “Senin arabanın ağırlığı 1 ton. Demirin fiyatı da 2 lira. Senin araban 2000 liraya mal olur. Sana yüzde 2,5-3 kar payı verelim. 2030 liradan fazlası aşırı kardır. Kasanı ve karnını fazla doldurma.”

4: “Kapitalizm, insanın kendi sermayesi, kendi emeği ve bilgisiyle ürettiği ürünü serbest piyasada alıcıya satması ve bir başka kapitalistten, onun ürettiği ürünü serbest piyasada satın almasıyla oluşan/yürüyen sistemdir.” “Serbest Piyasa ise, üretim kısmına devletin müdahalesi olmadan (yani kimsenin kayırılmadığı) insanların kendi arzularını/emellerini/hırslarını tatmin etmek için başkalarının hizmetlerini gördüğü/karşıladığı süreçtir.” Bir sistem değildir. Sistem, “sosyalizm”dir. Yani bir veya birkaç insanın aklından çıkan ve bütün insanlığa uygulattırılmaya çalışılan ama hiçbir zaman da insanların uygulamadığı, ilk fırsatta, en kısa zamanda kapitalizme kaçtığı (örneğin Çin) bir sistemdir. Kapitalizm ise, insanın doğasında olanı serbestçe uygulamasıdır. O yüzden de kapitalizm türetilmiş değil, kendiliğinden gelişmiştir. Yani bu insanoğlunun bütün hafızasını silip Marsa göndersek, bir süre sonra yine kapitalizmi bulacaktır.

5: “Dünyanın yüzde 1-2’lik kesiminin, dünyanın parasal varlığının……” cümlesi de sıkıntılı. Sanki şuradan hareket ediyorsunuz. Bugün dünyada diyelim ki 100 trilyon parasal varlık var. Bu hep vardı. İlk insanın elinde de 100 trilyon vardı. Zamanla bu para hileyle/çalmayla yüzde 1-2’lik kesimin eline geçti. Böyle bir şey ola bilir mi? Bu 100 trilyon o yüzde 1-2’lik kesimin emeği/bilgisi/sermayesiyle üretildi. (Tabii burada yine devletin müdahalesiyle olanları dışarıda tutuyorum.) Örneğin Bill Gates mevcut servetini bir başkasından çalmadı. İnsanların işlerini çok kolaylaştıracak bir hizmeti üretti. İnsanlar da bunda fayda umdu ve satın aldı. Bill Gates de zengin oldu. Ama onun ürettiği ürünü alanlar da zamanla zenginliklerin arttırdı. Sizin dediğiniz servet aktarımı kapitalist sistemlerde değil, sizin olmasını arzu ettiğiniz devletin müdahil olduğu sistemlerde (vergi aldığı) olur. Yani devlet Gates ve Zuckerberg’den vergi adıyla alır, yöneticilerle ahbap olan bazı kayırılmışlara aktarır. Bu kapitalistlerin mücadele ettiği, rahatsız olduğu, bu yüzden de daha rahat olacağı ülkelere parasını aktardığı sistemdir.

Kısacası, kapitalizm olmazsa açlık/fakirlik olur. Kapitalizm, devlete hiç ihtiyaç duymaz. Hatta olmamasını arzu eder. Vergiye giden paranın, kapitalistin elinde olmasıyla, devletin dezavantajlı kesime yapacağı faydadan çok daha fazlasını yapacağını bilir. Kimsenin, devletin her yıl bünyesine kattığı on binlerce memurun maaşını ödemek gibi bir mecburiyeti olamaz. Devletin, israf yaptıkça açılan bütçesini kapatmak için, tek kaynağı olan kapitalistin cebine elini atması hak değil, yasayla korunan asıl hırsızlıktır. O yüzden kapitalistin kazancının “tazyikli su, plastik mermi, gaz bombası” olmamasını istiyorsak devletin ekonomiden tamamen el çekmesi, türetilmiş kapitalistlerin piyasadan yok olması, siyasilerin iktidar için kapitalistlerden bir şey beklememesi, verginin mümkünse hiç olmayacağı tam rekabetçi serbest piyasa ekonomisini olması lazımdır. O zaman sizin şikâyetlerinizin de bir gerekçesi kalmayacaktır.

Yeni Yüzyıl, 12.04.2016

http://www.gazeteyeniyuzyil.com/haber/yorum/kapitalizm-olmazsa-ne-olur-25791

Ayrıca bakınız...

atilla-yayla-11

Emek, değer belirleyen midir, değeri belirlenen midir?

Yıllar öncesinde bir gün üniversitedeki odamın kapısı vuruldu. Bir kız öğrenci çekingen bir tavırla içeri ...