.: Harun Kaban

Bob Ross ve mirası

Bizde TRT ekranlarında görünen “küçük mutlu çalıcıklar”, neredeyse tüm dünya televizyonlarında göründü ve halen ara ara karşımıza çıkıyor. Bob Ross Türkiye ekranlarından bize gülümsediğinde aslında bu dünyadan göçmüştü. O 1995’te kanserden hayatını kaybettiğinde, biz hala guaj boyalarımızı alıp ekran karşısına geçiyorduk. Her ne kadar onun gibi yapamasak da Ross’un kilit iki cümlesinden birisi, her seferinde yeniden denemeyi, vazgeçmemeyi ve ortaya çıkan şey her ne olursa olsun sonuçta “benim yaptığım” olduğu için mutlu olmayı garanti ediyordu. Hata yoktu, küçük tatlı aksaklıklar vardı.Böylece aslında yeşil çimenler çizmek için elimize aldığımız fırçanın ucundaki fazlalığı spatulamız ile düzeltmeye çalışıp sonunda küçük mutlu çalıcıklarla resmimizi bitiriyorduk.

Bob Ross artık bir kült. Fakat izleme alışkanlıklarımız değiştiği için kendisi daha çok karşımıza “global televizyon”umuz olan YouTube’da çıkıyor.

“Herkes”in Televizyonu

YouTube, uzunca bir zaman “komik video izleme” yeri idi. Zaman içinde Türkiye açısından en önemli özelliği “Atatürk’e hakaret eden video nedeniyle kapalı” olan bir internet sitesiydi. Garip bir inatlaşma ile yıllarca devam eden bu durum kalktığında YouTube artık bambaşka bir mecraya dönüşmüştü. Google’dan sonra en çok ziyaret edilen ikinci arama motoru YouTube. Sadece YouTube için yapılan klipler müzik piyasasında farklı bir yere geldi, şarkıcıların reytingi artık kaset satışlarıyla değil, YouTube skoru ile ölçülüyor vesaire… Hasılı zaman içinde geçirdiği evrimle bambaşka bir noktaya geldi.

Yeni dünyanın bütün ürünleri gibi YouTube da giderek kişiselleşti ve kişisel bilgisayar veya cep telefonu gibi artık vazgeçilmez bir “araç” halini aldı. E-posta hesabı olan herkesin artık yayın yapabileceği bir mecra. Bu “demokratikleşme” ile büyük TV kanallarının sitelerinden daha fazla izlenme oranına sahip kanallar var ve bu kanalların sahipleri mesela 8 yaşındaki bir kız olabiliyor; yayınladığı tek video da yeni aldığı oyuncaklarını açtığı, bu esnada yorum yaptığı “tek kişilik show”lar… Benzer şekilde, bilgisayar oyunu oynayan ve oyunlarını kaydedip yayınlayan bir genç yüzbinlerce takipçiye, milyonlarca izlenme oranına ulaşabiliyor.

Artık “her şey”in videosunu YouTube’da bulabiliyorsunuz. Bu “her şey” tanımı abartı sayılmaz, mesela giderek artan oranlardan en çarpıcı olanı şimdilik şu: YouTube’a her bir saniyede bir saatlik görüntü yükleniyor.

“YouTube Usta”

YouTube üzerindeki bu yoğunlaşmanın belki de en ilginci “eğitim” alanında yaşananlar. Yüklenen videoların önemli bir kısmı eğitim videoları. Bu mecrada her şeyin eğitimine dair video bulabiliyorsunuz, yemek yapmaktan düğme dikme yöntemlerine, dolap içi düzenlemekten kitap kapağı tasarımına kadar, “herkes” bildiği “her şey”i YouTube kanalına koyuyor ve taliplisine öğretiyor. Böylelikle usta-çırak kavramı da kendiliğinden globalleşmiş oluyor.

Bob Ross’un ekran başında “herkes resim yapabilir” diye başlayan programı, YouTube sayesinde bir “eğitim yöntemi” haline geldi. Keza 2015 cirit atma (Javelin) şampiyonu Kenyalı Julius Yego’nun bir röportajında sorulan soruya verdiği cevap: “Ustam YouTube!” şeklindeydi. Yego, kendisine dünya çapında altın madalya getiren cirit atma yeteneğini aslında YouTube’da nasıl cirit atılacağını öğreten videoları izleyerek edindiğini belirtti. Kenya’da bir cirit atma öğretmeni bulmak mümkün olmayabilir. Ama bir bilgisayar ve internet aslında size ciritte dünya şampiyonluğu getirebilir.

Her ne kadar şimdilik “informel” olarak devam etse de, ileriye dönük projeksiyonlar gösteriyor ki, üniversiteler istese de istemese de bir süre sonra “YouTube diploması” diye bir şeyin varlığını kabul edecek.

Yeni Yüzyıl, 12.12.2015

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/bob-ross-ve-mirasi-418