.: Berk Ünlü

Bireysel Otonomi Siyasallaşmanın Karşısında mı?

Siyasal bireysel midir?

Eğer bireyden daha üstün bir siyasal özne yoksa siyasallaşmanın en önemli aşaması bireyselleşmedir. Çoğunlukla kollektivist düşüncelerin tahakkümünde olan siyasal, kollektivist düşünceden ve yaklaşımdan kurtuldukça ve kurtarıldıkça gerçek siyasal özne olan birey siyasalın hâkimi olur. Siyasalın yeni ve yeniden keşfidir bu. Zihinlerimizin uç noktalarına kadar varan kollektivist işgalin sona erdirilmesi bu potansiyeli içinde barındırır. Siyasal bireyselleştikçe adeta yeniden keşfedilir. Yeniden keşfedilen bu siyasal ile siyasalın olması gereken gerçek yüzü ortaya çıkar. Birey kendisi için kendi doğrularını bulur ve uygular. Bireyler arası ilişki gelişmeye başlar ve geliştiği yerde birey kendisini tamamlar, tanımlar ve gerçekleştirir. Kollektivitenin bireyin zihnindeki hâkimiyetine son verilir. Eğer tamamen sonlandırılamayacaksa en azından kollektivist hâkimiyet geriletilir. Birey için bireyden daha üstün bir siyasal otorite tanımlanır.

Kollektivist hâkimiyet içinde siyasal, kollektivist bir düşünce ve faaliyet alanı olarak tanımlanır. Son derece yanlış bir yaklaşımdır bu. Siyasal da diğer kavramlar gibi ancak bireyin zihninde tanımlanır ve en büyük anlamını bireyler arasında gelişen ilişkiler ağında bulur. Siyasallaşma adeta bireyselleşme ile eşdeğer hale gelir. Bireyin kendi kendini yönetmesi en meşru siyasal durum olur. Ahlâkileşmeyi de içinde barındıran bu hal, kollektiviteyi dışlayarak kendisine önemli oranda yer açar. Hâkim siyasal düşüncelerden sıyrılır ve doğru ahlâkilikten türeyerek bireyin yaşamına değer katar. Bireyselleşme noktasında kollektiviteden kurtulmak esas ise siyasalın da bireyselleşme üzerinden kurgulanması son derece önemlidir. Bir kere kollektivite reddedilirse karşılaşılan yeni durum bireyin hâkim olduğu bir siyasal alandır. Birey için doğruyu bilecek olan birey böylelikle çok daha geniş bir alanda ortaya çıkar ve en doğru siyasal yapı kendisini gösterir.

Bireysel otonomi siyasallaşmanın ideal noktasıdır

Eğer otonom devletler oluyorsa bireysel otonomi neden olmasın? Bireyin özgürlükleri her tür siyasal kavramın, eylemin ve düşüncenin ötesinde ise bireysel otonomi de gerçekleştirilmesi gereken en doğru siyasal yapıdır. Başkalarına karşı hakkaniyet çerçevesinde sorumlu olacak birey minimalist-minarşist devlet yapısı içinde kendisini diğerlerinin baskıcılığından koruyabilir ve kurtarabilir. Bireyin özgürlüklerinin tanımlandığı en önemli noktalardan birisidir burası. Evet bir devlet her zaman ortaya çıkacaktır. Bireyin otonomisinde devlete yer olamaz diye de düşünülebilir. Burada kritik bir nokta vardır. O da bireyin sadece güvenlik ihtiyaçlarını karşılaması için devlete izin verip diğer her türlü eylem ve düşüncesinde devletten bağımsız olmasıdır. Bir kere güvenliğiniz karşılandıktan sonra bireysel otonomi ile devletten tamamen bağımsız olursunuz. Dolayısı ile ortada gerçekleştirilebilecek bir siyasal durum vardır.

Gerçekler önemlidir ancak idealden de vazgeçilemez. Üstelik bireyselleşme noktasındaki bir otonomi de gerçek dışı olarak görülemez. Siyasal alan bireyselleştikçe bireyin varlığı tamamiyle siyasallaşmayı yansıtır. Bireyler arasında gelişen ilişkilerin tümü siyasal kavramı ile tanımlanır. Birbiri karşısında bağımsızlaşmış bireyler devletin gücünü de sınırlandırdıkça -minimize ettikçe- birey için en sağlıklı siyasal yapı ortaya çıkar. Siyasal olan özgürlükçü temele oturur ve kendisini çok daha olumlu olarak ifade eder. Birey için en doğrunun ne olduğunu yine birey belirledikçe siyasalın oluşturacağı baskılardan da kurtulmak mümkündür. Üstelik bu durum kendisine siyasalda yer de bulur. Bireyler arasındaki özgür sözleşmeler bu durumun bir yansımasıdır. Bireylerin devlet karşısında bağımsızlaşması yine bu durumu açıklar. Bireysel otonomi bu noktada bir imkânsızlık durumunu yansıtmaz. İfade edildikçe ve düşünüldükçe hem gerçeklikte yer bulur ve bulmuştur, hem de gelecekten beklenecek özgürlüklerin gelme potansiyelini bireye sağlar.

Bireysel otonomi sürecin devamlılığıdır

Siyasal olan bir süreçse bireysel otonomi de bunun bir parçasıdır. Her türlü ilişki ağının ifadesini bulduğu yerdir. Birbirinden bağımsızlaşmış bireylerin sürekli olarak özgürlüklerini yaşadığı, koruduğu ve devam ettirdiği bir alandır. Son derece değerlidir de. Sürekli olarak korunması ve gözetilmesi gerekir. Bir süreklilik içinde var olur, eğer bireyci ahlâk zarar görürse yok olma tehlikesi ortaya çıkar. Bu tehlike de devletin otonomisine katkı sağlar. Böylelikle bireyin özgürlükleri baskılanır hatta ortadan kalkar. Devlet bu noktada bireyin siyasallaşmasını engeller. Devletin devamlılığı hâkim düşünce haline geldikçe bireyin elinden siyaset yapma hakkı alınır. Devlet her türlü siyasalın karar alıcısı olarak tekel konuma gelir. Devlet otonomlaştıkça bireylere hesap vermez halde olur. Minimalist-minarşist yapı geriler ve totaliter devlete doğru giden yol adım adım kurulur. Devlet bağımsız ve otonom oldukça bireylerin özgürlükleri geriletilmiştir. Kollektivite siyasal olanı kapsamıştır ve bireyin siyasal hakları ortadan kalkmıştır.

Öyle düşünceler vardır ki bireyin, kollektivitenin bittiği yerde başladığı iddia edilir. Bu mazeretle, siyasal bireye adeta yasaklanır. Kollektivite birey için bir siyasal oluşturur ve bu oluşturduğu siyasalı birey üzerinde hâkim kılar. Bu durum sağlıklı bireysel bir yaşam için kabul edilebilir değildir. Olabilecek gerçekçi ve ideal nokta kollektivitenin siyasal yapma tekelinin kırılıp siyasal hakların otonom bireylere aktarılmasıdır. Birey kendi siyasetini yapmada tekel konumuna gelir. Onun için kimse ona bir siyaseti dayatamaz. Birey kendisi için yaşar, kendi doğrularını belirler. Gerçek siyasal ilişki ağı bireyler arasında kurulur. Otorite birey olur, devlet sınırlandırılmış yapısında bireye sadece hizmet eder. Belirli bir alandaki en üst siyasal otorite birey olur ve devlet sadece bireyin bu hakkını korumak için siyasal otoritesini kullanır. Üst otorite olarak birey bireysel otonominin alanını genişlettikçe özgürlükler çok daha geniş alanda yaşanır ve siyasallaşma en anlamlı ifadesini bulur.

29 Ocak 2019