.: Mehmet Ali İlkaya

Bireysel Emeklilik ve Bireysel Sorumluluk

1 Nisan 2017 tarihinden itibaren kamuda çalışan ve yaşı 45’in altındakiler zorunlu olarak BES (Bireysel Emeklilik Sistemi)’e dâhil edildi.  Sistemin başlangıcı 2001 yılına dayanmaktadır. Sistem 2004’te toplumla aktif bir şekilde tanıştırılmış ve sisteme kitlesel katılımlar bu yıldan itibaren gerçekleştirmiştir. 2004’ten itibaren BES’i desteklemek ve 18 yaşından büyük tüm bireylerin sisteme katılması için hükümetler bir dizi teşvik programını hayata geçirmiştir. Emeklilik Gözetim Merkezi raporlarına göre sistemde 2004 yılında 334,557 kişi yer almıştır. Bu sayı 2014 yılsonu itibarıyla 5.092.871 kişiye ulaşmıştır. Aradan geçen süre içinde hükümetler sistemi güçlendirmek için pek çok teşvik adımını gündeme taşımıştır. Sonuçta, bütün bu adımların “yeterli” olmadığına karar verilmiş ki zorunlu BES dönemi hayata geçirildi. 1 Nisan 2017’den itibaren 2.5 milyon kamu çalışanı sisteme entegre edilmiş olacak. Katılımcılar iki ay içinde sistemden çıkabilecekler.

BES, hepimizin bildiği gibi bir emeklilik ve sağlık güvencesi değil. Bireysel olarak en az 10 yıl sistemde kalmaya ve gerekli ödemeyi yapmaya dayanıyor. On yıl sonra biriken para, toplu bir şekilde ya da belli taksitler halinde alınabiliyor. Sistem esas olarak “bireysel tasarruf” sistemi şeklinde çalışıyor.

BES’in ortaya çıkmasında üç temel etkenden söz edilebilir. Birincisi, ülke içindeki yetersiz tasarruf miktarıdır. İkincisi ise, kamunun üstlendiği SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu)’nın açıklarının bir türlü kapatılamamasıdır. Son olarak mevcut sistemin “almadan vermek, toplanmayanı dağıtmak” üzerine kurulu anti-ekonomik yapısıdır. Devlet, topladığından daha fazla fonu dağıtmaktadır. Hiç ödenmeyen primi günü gelince alacaklıya ödemektedir. Bütün bunlar sistemde reformu zorunlu kılmaktadır. Bundan böyle bireyler, sırtını devlete dayayarak fonlanmasını ve hayat çizgisinde yer alan riskleri üstlenmesini bekleme hakkına sahip değildir.

Türkiye’de son araştırmaya (TÜİK, 2017) göre ortalama yaşam süresi 78 yıl olarak ölçüldü. Bu durumda bireyin ilk 20-24 yıl ailesinin bakımına muhtaç, 30-35 yıl çalışma hayatında ve 30+ yıl da emeklilik yaşamının içinde olacağını öngörebiliriz.  Ayrıca çalışma yıllarında da hayat çizgisi içinde birtakım sağlık sorunları ve ekonomik kriz yaşama ihtimali bulunmaktadır. İşte burada bireysel sorumluluk devreye giriyor. Hayatın getirebileceği risklere ve fırsatlara karşı olarak hazırlıklı olmak son derece önemlidir. Hem vücut sağlımızın devamı için hem de ekonomik yapımızın bozulmaması için çalışılabilen ve para kazanılan yılların, ayların hatta günlerin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Küçük tasarrufların ileriki yıllarda çok büyük kazanımlar doğuracağını düşünmek, bireysel sorumluluk almak anlamı taşımaktadır. Günün birinde yaşanacak bir krize ancak bu şekilde hazırlıklı olabiliriz. Geleneksel olarak devam eden “devlete havale etme” alışkanlığı artık son bulmalıdır. Bunca yıl onca teşvik adımlarına rağmen kamu çalışanlarının BES’e ilgisiz olması kaygı vericidir. Kamunun “Ağustos Böcekleri”, başlarına bir felaket gelince, devletin tüm imkânlarının ve toplumun seferber olmasını beklemektedirler. “Vermediklerini” “almak” istemektedirler. Her konuya “duyarlı” kamu sendikaları ve diğer örgütler, devlet hazinesinin kendilerine çalışmasını talep etmekten geri durmamaktadır. Oysa kamusal sosyal güvenlik sistemi pahalı, verimsiz ve kalitesizdir. Bunun yerine, özel sektörün yer aldığı, çalışanların tercihte bulunabileceği, esnek bir emeklilik, sağlık güvenlik sistemleri hayata geçirilmelidir. Hepsi yüksekokul mezunu olan bireylerin hayatlarının tüm sorumluluğunu devlete bırakmalarının bir izahı olamaz.

Yeni dönem “zorunlu” da olsa BES sayesinde dikkate değer bir fırsat sunmaktadır. Bireyler yaşamlarındaki çeşitli problemlere karşı daha dayanıklı daha güvende olacaklardır. Bundan böyle sosyal güvenlik sisteminde de radikal değişimlerin önü açılmaktadır. Çalışma hayatının baharındaki bireyler, sağda solda konuşulan iddiaları dikkate almadan “BES” ve benzeri fırsatları değerlendirmelidir.

Ayrıca bakınız...

Uçağın burnu tekrar yukarı kalkar mı

Uçağın burnu tekrar yukarı kalkar mı?

Çok partili siyasî hayata geçtikten sonra CHP’nin elinden iktidarı alan parti Demokrat Parti’ydi. (CHP de ...