.: Mehmet Ali İlkaya

Bir liberalin bir vergiyi savunması

Bilenler için bir tekrar gibi olacak ama liberalizm, serbest piyasaya dayalı, insan hakları merkezli, demokratik ve sınırlı (özellikle ekonomi) devlet yönetimi teorisidir. Buradan “liberalim” diyen birinin vergileri savunması söz konusu değildir. Bu satırların yazarı da kendini “liberal” olarak tanımlamaya çalışan bu açıdan liberalizmi öğrenmeye araştırmaya çabalayan birisidir. O halde hangi vergiyi, hangi gerekçelerle savunmaya çalışacağımı izah etmeye başlayayım.

Geçtiğimiz günlerde yeni OVP (Orta Vadeli Program) açıklandı, ama programı tartışan yok zira 2018 yılında “hususi” araçlardan alınan MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi)’ne bir defalık %40’a çıkaran bir zam yapılacağı planı ortaya atıldı. Başta sosyal medya olmak üzere konu hararetle tartışılmakta. Çorbada benim tuzum bulunsun kabilinden düşüncelerimi aktarmak isterim. Konuya temel iki açıdan yaklaşmaya çalışacağım:

1. Sosyal Devlet, “…Kazan Öldü…”,

Nasrettin Hoca’nın fıkrasını bilirsiniz, “komşunun kazanını ödünç alan hoca, bir süre sonra komşusuna bir tencere vererek ‘senin kazan doğurdu der’ kazan sahibi çok mutlu olur.  Uzun zaman geçmesine rağmen kazanını geri alamayan komşu hocanın kapısını çalar. Hoca bu sefer: ‘kazan öldü’ der… Şaşıran ve “kazan ölür mü?” diye isyan eden komşuya: Hoca“doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne niye inanmıyorsun” yanıtını verir Türkiye’deki sol, sağ kollektivistler sosyal devletten çok memnunlar,  2018 hedefi olan 74 bin kamu çalışanı alma planını büyük bir memnuniyetle karşıladılar. Onlara kalsa 740 bin ya da 7 milyon alsa daha iyi. 4 milyon kamu personeli, 12 milyon emekli bilmem ne kadar kişiye sosyal destek ödemesi… bütün bunlar bu kesimlerce hiçbir zaman eleştiri konusu olmuyor. Yani onlar hep kazanın doğurmasını istiyorlar. MTV zammı ise kazanın bazen ölme ihtimalini de hatırlatması gerekiyor. “Sosyal devlet” tanımı oldukça yüksek bir ekonomik yük demektir, bu durumda hükümetler en büyük bütçe girdi kalemi olan vergilere başvururlar. Bir vergiyi haksız, adaletsiz, ölçüsüz buluyorsanız önce devletin ekonomik yaşamdaki müdahalelerine nasıl baktığınızı bir değerlendirin derim…

Devletin sürekli büyüyen ekonomik aktivitelerini olağan bulup, artan vergiden şikâyetçi olmak tutarsızlıktır.

2. Alternatifler,

Bir olaya ilişkin hüküm verirken alternatifleri düşünmeden, irdelemeden yargıya kapılmak son derece yanlıştır. MTV zammına ilişkin 3 alternatif belirleyip duruma bakalım:

2.a. MTV zammının geri çekilmesi: Bu durumda beklenenden fazla bütçe açığı söz konusu olacaktır. Son yıllarda sağlanan bütçe disiplini sarsılacak açığı kapatmak için iç-dış borç alınacaktır. Bu durumda borçlanma maliyeti (faiz) oranı artacaktır. 1990’lar boyunca Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik istikrarsızlık günleri geri gelecektir. Oluşan yeni maliyet her birey için % 40’lık MTV’den katbekat fazla olacaktır.

2.b. Başka vergi kalemlerine zam: Hükümet bütçe açığını azaltmak için giderlerini azaltmak, gelirlerini arttırmak için çaba sarfetmek zorundadır. Gelirler için ise başvuracağı en gerçekçi yol vergilerdir. MTV artışından vazgeçilirse diğer vergilere zam kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda KDV ve ÖTV akla gelmektedir. MTV yerine % 8’lik KDV kalemlerine mi (genellikle gıda ve temel tüketim ürünleri); yoksa zaten yüksek olan %18’lik KDV kalemlerindeki ürün ve hizmetlere mi; yoksa ÖTV oranlarında mı zam uygulanmalı? İster KDV veya ÖTV’de yapılacak zamlar enflasyonun yükselmesine neden olacaktır. Maliyet daha fazla olacaktır.

2.c. Gelir Vergisi veya Kurumlar Vergisi: Bankalar tüm toplumun ortak düşmanı olarak %20’lik kurumlar vergisi oranının %22’ye çıkarılmasıyla zaten cezalandırıldılar. Haberin ajanslardan geçmesinden sonra BİST bankacılık hisselerinde bir düşüş gözlendi. Yani Bankaların piyasa değeri düştü. Gelir vergisi kulağa hoş gelen ama tam anlamıyla uygulanamayan vergi kalemidir. Deneyim sahibi hazine uzmanları bu durumu gayet iyi bilirler. Tahsil edilemeyecek vergi kalemine zam yapmak güvenilir bir yol değildir. Diyelim ki gelir vergisi oranlarını arttırdık, şirketler, kişiler bu vergiden kaçmak için bir sürü yol yöntem kullanacaklardır. Ödemek isteyenler ise ürettikleri mal ve hizmete zam yapmak yoluna gideceklerdir. Yani olan vatandaşa olacaktır.

Başladığımız noktaya geri dönersek, devlet Tanrı değildir, olmayanı yaratamaz, insanlığın hizmetine sunamaz. Devletin “sosyal sorumluluk” adına ekonomiye müdahalesi, iç-dış güvelik ve adalet alanlarının dışında faaliyet göstermesinin bir maliyeti vardır. Oluşan maliyet hükümetlerin tüm yurttaşlardan topladıkları vergiler yoluyla finanse edilir. Vergilerin artmasını istemeyenler, öncelikle devletin tanrılık rolünden çıkmasını istemeliler. Kamuya alınacak devasa memur rakamlarından, memurlara yapılan zamdan, memurların sosyal tesis vb. ayrıcalıklarından yakınmayanların vergiden dert yanma hakları yoktur.

Hükümet bu satırların yazıldığı saatlerde %40’lık MTV zammını biraz düşürmek için adım atıyordu. Oran biraz düşecek ama tamamen ortadan kalkmayacaktır. Bizlerin yapacağı, hükümeti özellikle kamu personeli hacmini küçülmek, en azından frenlemek üzere çağrı yapmaktır. Ayrıca hükümet denk bütçe kararlılığını ortaya koymalı ve bunu gerçekleştirmelidir. Sürekli büyüyen bir bütçe ve bütçe açığı zamanla kapatılmaz hale gelecektir.

Ayrıca bakınız...

şiddet ve adalet

Şiddet ve adalet

Türkiye’de şiddet çok yaygın bir problemdir. Şiddet, fiziksel, psikolojik ve sözel olmak üzere üç biçimde ...