.: Vahap Coşkun

Bir kitap (2) “Öyle ise Türkiye’de cumhuriyet idaresi yoktur”

Süreyya İlmen’in kitabı (*) vasıtasıyla Serbest Fırka’nın hikâyesinden bahsediyorduk.

Peki, Gazi’nin muhalif bir parti kurmak istemesinin sebebi, ardında yatan neydi? Öne çıkan üç amil var: İlki, dünyaya olumlu bir resim vermektir. Bu meyanda Meclis Başkanı Kazım Özalp ile bir anısını anlatır İlmen. Kazım Paşa, bir Avusturya gezisinde parlamento başkanı ile muhabbet eder. Başkan Kazım Paşa’ya Türkiye’de Meclis’te kaç partinin olduğunu sorar. Tek parti olduğunu öğrenince de “Öyle ise Türkiye’de Cumhuriyet idaresi yoktur” diye tepki verir (s. 34).

Mustafa Kemal’in de Batı’da “diktatör” diye nitelenmesinden rahatsız olduğu bilinir. Dolayısıyla bir muhalif partinin varlığı, Türkiye’de demokratik bir cumhuriyet olduğunu dünyaya anlatmada son derece işlevsel bir rol oynayacaktı.

İkincisi, halkta Tek Parti yönetimine karşı duyulan memnuniyetsizlikti. Zafer kazanılmış, ancak refah sağlanamamış, halktaki rahatsızlık büyümüştü. Halk Fırkası ise, İlmen’in sözleriyle, “partinin devam ve bekasını, milleti memnun ederek kazanacağı teveccüh ve reylerle değil, başka türlü temine çalışıyordu” (s. 15). Mustafa Kemal de halktaki sıkıntının farkındaydı. Muhalif bir parti iki fayda sağlayacaktı:

Bir taraftan halktaki rahatsızlığın boyutları görülecek, rahatsızlık siyasi bir mecraya akacak ve muhalif parti Gazi’ye merbut kişilerden teşekkül edeceğinden denetim altında tutulacaktı. Diğer taraftan, mücadele parti ve parti liderleri (İsmet Paşa ve Fethi Bey) arasında sürecek, gerçekte tüm ipleri elinde tutmasına rağmen Mustafa Kemal memlekette yaşanan menfi gelişmelerden mesul olmayacaktı. Partiler ve liderler birbirlerini suçlayacak, neticede Gazi devreye girecek, onlara doğru yolu gösterecek, haklı ve haksızı ayıracak ve milletin şükranını kazanacaktı.

Gizli bir rekabet-i siyasîye

Üçüncüsü, parti içindeki iktidar mücadelesiydi. İlmen vekil olup parti işlerine daha çok karışınca, partide bir ikiliğin yaşandığına tanık olduğunu belirtir. Partide bir Mustafa Kemal ve İsmet Paşa ayrışması vardır. Mustafa Kemal’in yakın çevresi İsmet Paşa’yı sürekli şikâyet etmekte, Gazi’nin masasında hep İsmet Paşa’nın aleyhine konuşulmaktadır. Yine parti kulislerindeki küçük bir gezinti, vekillerin bir kısmının Gazi’ye, bir kısmının ise İsmet Paşa’ya muhabbet beslediğini görmeye yetecektir. Açıktan ifade edilmediğinden bu ikiliğin derinliğini kestirmek güçtür. Ama bir ikiliğin, dolayısıyla bir tehlikenin olduğu şüphe götürmeyecek kadar açıktır.

“Adeta Gazi Paşa taraftarları ile İsmet Paşa taraftarları gibi iki hizip belirdi” (s. 27).

“Halk Fırkası sivrile sivrile bir gün İsmet Paşa lehine ve Gazi aleyhine işi büyüteceği ve bu gidişle yine bir gün Reisicümhur intihabında İsmet Paşa lehine rey verilebileceği ihtimal dâhilinde olduğu cihetle, her halde Gazi için bunu önlemek lâzımdı” (s. 34).

Gazi’ye bağlı bir muhalif parti İsmet Paşa’nın Meclis’teki gücünü kırabilirdi. Gazi, duruma göre partileri iktidar ve muhalefet sıralarına yerleştirir, her şartta kendine bağlı bir idare heyeti teşkil edebilirdi.

“Her ne ise, işte hep bu gibi emareler, birçok zamandan beri Gazi ile İsmet Paşa’nın, suret-i zahirede gayet dost göründükleri halde, aralarında gizli bir rekabet-i siyasîye bulunduğunu gösteriyor. Binaenaleyh, Serbest Fırkanın doğması, bu rekabet-i siyasîyeden geldiği muhakkaktır. Lâkin ben bunları sonradan anlamış ve hakikat halde evvelce bu teşebbüsü bir memleket ihtiyacı, bir vatan meselesi zannetmiştim” (s. 35).

“İdare, polis ve jandarma partisi”

Serbest Fırka kurulduktan sonra halkın büyük bir teveccühü ile karşılaşır. Çünkü halk, Tek Parti yönetiminden fena halde sıkılmıştır. Her yerde teşkilatlar kurulur, parti binaları açılır, Serbest Fırka’nın toplantıları dolup taşar.

Kısa sürede yerel seçimler yapılacaktır. İlmen Fethi Bey’e gider ve seçimlere girilmemesi gerektiğini söyler. Henüz çok yeni bir parti olduklarını, teşkilat bazında daha fazla güce ihtiyaç duyduklarını, aksi takdirde Halk Fırkasının sandıktan dilediğini çıkarmasına karşı koyamayacaklarını belirtir. Ancak onu ikna edemez; Fethi Bey halkın beklentilerini boşa çıkarmamak için seçimlere girme kararı alır.

Seçimler İlmen’in söylediği gibi olur. Askeri ve sivil bürokrasinin hükmüyle CHF sandıklardan çıkar. Ama “bunu, Gazi bile yutmadı, çünkü yutulamazdı.” İlmen, 12 Ekim 1945 tarihli Vatan gazetesinde yayınlanan “Politikada Namus Yolu” başlıklı bir yazıyı, Gazinin itirafı olarak aktarır:

– Bir sabah Gazi soruyor; seçimler hakkında ne haber var? Cevap:

– Her tarafta partimiz kazanıyor. Atatürk bir müddet düşünceye daldıktan sonra diyor ki:

– Hayır, partimiz kazanmıyor, idare, polis ve jandarma partisi kazanıyor. Memleket rejiminin selameti bu yoldaki parti kazançlarında olmaz.  

Velhasıl bu belediye intihabatında Halk Fırkası tarafından her türlü vasıtalara müracaat edilmiş olduğunu Gazi bile itiraf ediyor.” (s. 72)

“Fethi Bey Reisicümhur olacak”

Serbest Fırka’nın kısa sürede gösterdiği inkişaf, Halk Fırkası’nda alarm zillerinin çalmasına neden olur. Kontrollü ilerlemesi düşünülen muhalefet, raydan çıkma temayülü gösterir. Dip dalga o kadar güçlüdür ki, bunun CHF’yi silip süpürmesinden endişe edilir.  CHF’nin ileri gelenleri Mustafa Kemal’i duruma el koyması için uyarırlar.

“Ya Halk Partisinin reisisin veyahut değilsin. Reisi isen bizimle beraber olacaksın; değilsen biz kendimize yeni bir reis intihap edeceğiz! dediler. Ve bu suretle Gazi’yi tehdit etmeğe başladılar. Bu manevraları Ali Çetinkaya’nın idare ettiğini işittim. Hakikati bileme” (s. 74).

Bununla da yetinilmez; Fethi Bey’in cumhurbaşkanı olmak istediğine dair şayialar yayılır. Böylece Gazi’deki korku ayaklandırılır. Gazi, Fethi Bey’i çağırır ve “size parti kurun dedik ama askerliği kaldıracağız, vergileri kaldıracağız, tekkeleri açacağız diye ilan ediniz mi dedik” diye çatar. Fethi Bey, bunların hiçbir gerçek yanı olmadığını belirtir ve Gazi istemiyorsa partiyi hemen feshedeceğini söyler. Böylece Serbest Fırka’nın idam cezası kesilir.

“Ha şöyle olmuş, ha böyle olmuş. Sözün kısası: Gazi’nin canı Serbest Fırkayı kapatmak feshetmek istemiş; şahsiyetine güvenerek fırkayı feshetmiştir.

Serbest Fırka’nın feshinden sonra Fethi Bey ile hiç görüşmedim ve görüşmek de istemedim; çünkü gittiği her yerde halkın büyük tezahüratlarıyla karşılanan Fethi Bey bir parça daha ciddi davransaydı, öteye beriye koşmayarak, benim teklifim veçhile, belediye intihabına iştirak etmeyerek fırkasını sessiz sedasız güçlendirseydi, bir terbiye-i siyasiye dâhilinde, rakibi olan Halk Fırkasını silip temizlemek işten bile değildi.”  (s.74)

“Serbest Fırka’nın mefkûresi bir emirle ölemez”

Süreyya Paşa, partiden bu denli kolay vazgeçtiği için Fethi Bey’e kızgındır. “Malum olduğu üzere Serbest Fırka mensubini Fethi’nin etrafında, Fethi’nin kara gözleri için toplanmış bir sürü değildi. Her halde Serbest Fırka programına ait bir mefkûre etrafında toplanmışlardı. Bu mefkûre, verilecek bir emirle ölemezdi. Fethi’nin ve arkadaşlarının vereceği bir kararla da Serbest Fırka kapatılamazdı. Fırkaca bu selâhiyet kimseye verilmemişti” (s. 27).

Peki, Gazi’nin ve CHF’nin gazabı karşısında Fethi ve arkadaşları ne yapmalıydı? “Onların vazifesi, ya sonuna kadar dayanmak veyahut istifa edip fırkanın başından çekilmekti. Fırkayı fesh ettik diye bir ilana hiçbir vakit hakları yoktu. Velhasıl kanaatime göre, kanuni bir surette, Serbest Fırka feshedilmemiştir. Bence Serbest Fırka yaşamaktadır” (s. 27).

Serbest Fırka ile olan hesap partinin feshi ile bitmez, sonrasında da devam eder. Gazi, Serbest Fırka’nın ipini çektikten hemen sonra üç aylık bir yurt gezisine çıkar; gittiği her yerde toplumun her kesiminden insana “Serbest Fırka’yı kapatmakla iyi mi ettik yoksa fena mı ettik” diye sorar, halkın tepkisini ölçmeye çalışır. Gazi’nin bu gezisine iştirak eden Ahmet Hamdi Başar, Atatürk’le Üç Ay kitabında, Gazi’nin bütün muhalefeti kendi şahsına yapılmış bir muhalefet olarak kabul ettiğini anlatır. İlmen de bu kitaptan bir olayı nakleder:

Gazi, yurt gezisi kapsamında Samsun’a uğrar. Samsun valisine çok kızgındır, zira burada belediye seçimlerini Serbest Fırka kazanmıştır. Akşam onuruna verilen yemekte belediye başkanını görmeyen Gazi sinirlenir, onu hemen çağırtır.

“Belediye Reisi buldurulup getirtiliyor, sofraya oturtuluyor. Gazi, Belediye Reisini sol tarafına alıyor:

– Ne o! Reis beyefendi! Yoksa rakı günah diye içilmiyor mu? diye soruyor.

– Hayır, efendim yemek yemiş bulundum da!

-Ya demek bizim geleceğimizi bilmiyordunuz, öyle mi?

-Yok, efendim; teşrifi devletinize bütün halkla beraber ben de muntazırdım.

– Şu halde, beraber yemek yiyeceğimizi düşünebilirdiniz!

– Evet, efendim, bendeniz de o şerefe nail olmak ümidinde idim; fakat çağrılmadım.”

Bunun üzerine Gazi, önce valiye neden belediye reisini çağırmadığını soruyor. Fakat çok üzerinde durmuyor. Bazı konular konuşulduktan sonra Gazi sözü esas meseleye, yani Serbest Fırka’nın kapatılmasına getiriyor. Serbest Fırka’nın kendisinden beklenenleri yerine getirmediğini; devrim karşıtı ve gerici cereyanların istifadesine imkân verdiği için kapatıldığını belirtiyor. Ardından belediye reisine dönüyor:

“- Şimdi, reis beyefendi, zat-ı aliniz de artık feshedilmiş bir fırkanın belediye reisi olarak vazifenize devam etmek istemezsiniz, değil mi? İstifa ediniz, yeniden intihap yapılsın; belki gene zat-ı aliniz seçilirsiniz, emrini veriyor. Belediye reisi de cevaben:

– Bendeniz, Paşam, Serbest Fırka’yı tanımıyorum, reisliğe de o partinin namzedi olarak seçildiğimi kabul etmiyorum. Bu intihap halkın şahsa karşı itimadı şeklinde tecelli etmiştir. Mesele sırf seçimin serbest olmasından ibarettir. Eğer bu vaziyette istifa edersem halkın bu teveccüh ve itimadına küfranı nimette bulunmuş olurum. Eğer bendenizin bu işte kalmam arzu buyurulmuyorsa hükümetin elinde kuvvet vardır, Şurayı devlet vardır. İntihabı fesheder. Bendeniz de o zaman mahcup bir vaziyette kalmam, diyor. Gazi de:

– Düşündüğünüz doğru! Arzu ettiğiniz gibi olsun, cevabını veriyor.”

Belediye reisi, bu bahisten sonra önemli bir işi olduğunu söyleyerek izin istiyor ve saygılı bir şekilde kalkıp gidiyor. Mustafa Kemal bunun üzerine patlıyor:

“- Vali Paşa Hazretleri Belediye reisi seçtiğiniz bir adamın yaptıklarını gördünüz mü? Her şeyden evvel terbiyesiz! Şehirlerine misafir geliyoruz, soframıza yemek yiyerek geliyor, içki ikram ediyoruz, içmiyor. Sonra da Reisicümhur sofrasında, biz kalkmadan kalkıp def olup gidiyor. Reisinizin hareketlerini beğendiniz mi?”  (s. 76-78)

Peki sonuç? Gazi ayrıldıktan iki gün sonra valiye işten el çektiriliyor, belediye seçimleri iptal ediliyor ve belediye başkanı görevden alınıyor. İlmen’in bu hadiseden çıkarttığı netice çarpıcı: “Hükümet müdahalesi olmaksızın yapılan intihaplarda Halk Fırkası daima kaybedecektir.”

(*) Süreyya İlmen, Zavallı Serbest Fırka (1951; Derin Tarih Kültür Yayınları, İstanbul, 2015).

Serbestiyet, 28.01.2017