Bir ihtimal daha var | Hür Fikirler

.: İbrahim Ayyıldız

Bir ihtimal daha var

Yılan hikâyesi, geri dönüşü olmaksızın bozulan ittifakları, dostlukları anlatmak için sıkça başvurulan hikâyelerden olagelmiştir. Hikâye, kendisine her buluşmada bir adet altın veren yılanla arkadaşlık kuran bilge bir adamın, hastalanınca altını alamaya oğlunu göndermesini, oğlunun altınların tamamına ulaşmak için yılanı öldürmeye çalışmasını ve nihayetinde kuyruğu kopan yılanın çocuğu öldürmesi konu alır. Bilge adamın arkadaşlığın devam etmesi önerisine yılanın, “sende bu kuyruk acısı, bende bu evlat acısı varken biz bir daha arkadaş olamayız” şeklindeki ifadesiyle de sona erer.

Cumhuriyet tarihini, muhafazakâr-İslamcı cenahla, ulusalcı-Kemalist cenah, ya da daha ekonomi politik tabiriyle merkez-çevre arasındaki mücadele ile özetlersek, bugün dershane konusunda Ak Parti ile Gülen Cemaati Cephesi (GCC) arasında, artık iyiden iyiye görünür kılınan mücadelenin nispeten yeni olduğu söylenebilir.

Mücadelenin neden başladığı bu yazının konusu değil elbette. Zira bunu konu alan oldukça yetkin yazılar yazıldı. Ama mücadeleyi kadim cumhuriyet mücadelesinden ayıran yönleri belirtmekte yarar var.

Birincisi, belki de ilk kez bir “pasta” mücadelesi iki çevre grubu arasında cereyan ediyor. İkincisi, belki ilk kez GCC önceki konjonktürlerde yaptığını yapmayıp, itaat yerine mücadeleyi seçmiş görünüyor. Üçüncüsü, GCC’nin çıkarlarına dokunan daha ilk Ak Parti icraatına, 11 yıldır kaybetmedikleri mevzi kalmayan Kemalist-Ulusalcılarla aynı tonda tepki vermesi.

Bugün gelinen noktada Ak Parti ile GCC arasında ‘kuyruk kopmuş, evlat ölmüş’ görünüyor. 

Dershane tartışmasının Ak Parti’nin oy oranına etkisinin ne olacağı ya da Ak Parti’nin yeni bir ittifak arayışında olup olmayacağını bilmek güç. Ama tam bu nokta beni yazımın konusuna getiriyor: Bir ihtimal daha var. O da, GCC’yi de kapsayan Sarıgül çevresinde oluşmuş görünen oldukça geniş oluşum düşünüldüğünde zor görünen yeni bir ittifak arayışındansa, ‘kuyruk kopmamış, evlat ölmemiş” eski bir dostla, liberallerle yeniden bağ kurmak.

Malum yakın zamanda Ak Pati ile liberaller arasında kim kimi kullandı tartışmaları yaşamış, Ak Parti İstanbul il başkanı Aziz Babuşçu, liberalleri Kemalizmi geriletmek amacıyla kullandık, artık onlara ihtiyacımız kalmadı türünden ifadeler kullanmıştı.*

“Bir parti liberal olmaz, olursa iktidar olmaz” anlayışı liberaller arasında yaygın kanaattir. Ancak bu onların kamu politikalarını etkileyemeyeceği anlamına gelmez. Liberaller, tek sermayeleri olan “fikir”lerini arz talep piyasasında işleme sokarak fikirlerinin uygulanmasını sağlamaya çalışır. Bunun için de yer yer siyasi aktörlerle ittifaklar kurar, onları etkilemeye çalışır. Bu işten tek kazançları herkesin kazancı olan “özgürlük” nosyonunun yerleşmesi ve hayat bulması olur. Herhangi bir iktisadi toplumsal güçleri olmadığı için de “pasta” savaşına girip, kazanılmış meşru iktidara, hiç bir çaba sarf etmeden, gayri meşru yollarla ortak olmaya çalışmaz ya da bunu başaramayınca bel altı taktiklere girişmezler.

Sonuç olarak “öğrenci evi” ve “dershane” konularında liberal ilkeler gereği hükümetle ters düşerler belki ama “onlar liberal, biz Müslümansız” cahilliği ve sığlığı ile “artık vesayet yok, liberallere de ihtiyaç…” pragmatizmi tekrarlanmadıkça Ak Parti’nin ilkeli, vicdanlı müttefiki olabilirler. Tabii bunun için önce gönüllerinin alınması gerekir ki, bunun da yolu özgürlükçü ir perspektifin benimseneceğine yönelik işaretler vermek olacaktır.

 

* konu hakkında  detaylı bilgi için: http://www.hurfikirler.com/yazi3046/saf-liberaller.php