Biliyorum, Farkında Değilsiniz ama Çok Cahilsiniz

Beyaz Türkler hiç de öyle sandığınız kadar cahil değil. Çok şey biliyorlar. Bizim gördüklerimizi görüyor, bizim işittiklerimizi onlar da işitiyorlar. Okuyorlar, yazıyorlar. Çoğumuzdan daha fazla entelektüel faaliyetlerle meşguller. Buna hem vakitleri hem de kaynakları var.

Öyle bolca makarna falan tüketmiyorlar. Yedikleri içtiklerine dikkat ediyor, dengeli beslenip proteinlerini eksik etmiyorlar. Stresten uzak duruyor, düzenli bir hayat sürüyorlar. Çoğu iyi işlerde, zihin emeğiyle çalışıyor. Büyük evlerde yaşayıp son model arabalara biniyorlar.

Akşamları evlerine gidip televizyon karşısında göbeklerini falan kaşıdıkları da yok. Parti mitinglerine gidip “hüloğğğ” diye bağırmıyorlar. Özenli, sofistike ve bolca yabancı kavramla konuşuyorlar. Sandığınız gibi valsle de o kadar meşgul değiller.

Örneğin Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışanlarından bir tanesi çok iyi bir siyaset bilimci. Bildiklerini öğrencilerine öğretme konusunda oldukça hünerli. Argümanları dudak ısırtan cinsten. Saptamaları çıkmazsa yaptığı işi bırakmayı göze alabilecek kadar da iddialı. Boğaz manzaralı çalışma odasından Anadolu’yu çok iyi görüyor.

Başka bir tanesinin Viyana’ya, Londra’ya da gitmişliği var; Çorum’a, Yozgat’a da. Sanatçı ruhuyla gezdiği bu memleketlerin kültürü ve tarihi ile haşır neşir olmayı çok seviyor.  Konaklarında tarihine dokunup buralarda insanlarıyla bir araya geliyor ve fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmiyor. Birleşmiş Milletler’in medeniyet temsilcisi olarak gittiği bu yerlerin ne kadar geri kaldığının tespitini çok iyi yapıyor.

Bir başkası ise çok başarılı bir işadamı. Türkiye’nin “kapitalist” ekonomisine rağmen zenginleşmeyi başarmış ve var olan büyük eşitsizliğin kaderi olmasına izin vermemiş, oldukça başarılı bir “girişimci.” Malının mülkünün kamulaştırılması ve diğer insanlara paylaştırılması için can atıyor ve eşitsizliğin yok olması için Türkiye’de kapitalizmin tamamen ortadan kaldırılmasını bekliyor. O olmazsa, “devlet kapitalizmine” de razı olabilir gibi görünüyor.

Yüksek bir dehaya sahip haber sunucu bir başka Beyaz Türk ise tam bir “Ortadoğu uzmanı.” Hayatının büyük bir bölümünü Ortadoğu ülkeleri arasında mekik dokuyarak geçirdikten sonra yine bir Ortadoğu ülkesi olan Türkiye’de haber sunmaya karar veriyor. Bundan aslında çok mutlu olmadığı için kariyerinin büyük bir kısmını Türkiye’nin Avrupa ülkesi kategorisinde yer alması için harcıyor. Ne var ki birileri Türkiye’yi zorla Ortadoğu ülkesi kategorisine soktuğu için Ankara patlamalarının Paris etkisi yaratmadığını savunuyor.

Bu örnekler ve bunlar gibi sayılabilecek diğer örnekler sanırım, Beyaz Türklerin hiç de sanıldığı gibi cahil olmadıklarını kanıtlıyor. Onlar her şeyden haberdarlar. Her şeyi biliyorlar. Dünyayı da bu ülkeyi de çok iyi tanıyorlar. Bu yüzden de sözün tek sahibi olmayı, bizim için bu ülkeyi, bu ülke içinse bizi kurtarmayı, her şeyi en baştan kurgulamayı ve kurmayı en iyi onlar biliyorlar. Dolayısıyla en iyi muameleyi de onlar hak ediyorlar. Herkes onlara danışsın, ülke onların kararıyla yönetilsin, toplum onlara göre dizayn edilsin istiyorlar. Bunda da haklılar. Ben de her şeyi bildiğimi sansam, böyle olsun isterdim.

Yalnız ufak bir sorun var sanırım… Çok çok ufak! Beyaz Türkler, toplumun, siyasetin ve ekonominin yalnızca ve yalnızca kafalarındaki pozitivist-kurucu rasyonalist yöntemle şekillendiğini sanıyorlar. Bu da yaptıkları tüm çıkarımları yanlış kılıyor. Bu nedenle AK Parti’nin %40 oy dahi alamayacağını, ilerleme ve medeniyetin ölçüsünün bir konaktaki başörtülü kadınlar olduğunu, fakirliğin ve eşitsizliğin kapitalizmden kaynaklandığını ve Türkiye bir Avrupa ülkesi olmadığı için burada ölenlerin etkisinin daha az olması gerektiğini savunabiliyorlar.

Başta tam aksini söylediğimin farkındayım ama işin daha kötüsü Beyaz Türkler içine düştükleri bu yöntem çıkmazından dolayı yeryüzündeki sonsuz bilgi türünden yalnızca çok çok ufak bir kısmını bilebildiklerinin ve yine sonsuzca bir bilgiye hepimiz gibi cahil kaldıklarının farkında değiller. Bu cehaletin farkında olmadıkları için de yaptıkları bütün yanlış çıkarımlar ve düştükleri tüm çelişkilere rağmen iddialarını devam ettiriyorlar.

Yoo, yoo… Bir zeka sorunu yok aslında. Ortalama hepimiz kadar zekiler. Asıl sorunun toplumu okuma yöntemlerinde olduğunu gördüklerinde, yöntemlerini değiştirmenin kaçınılmaz olduğunu anlayacaklar. Umarım…

Umutsuz vaka değiller. Değişebilirler… Sadece birkaç seçime daha ihtiyaçları var gibi görünüyor. Muhtemelen birkaç seçim sonrasında kendi toplumlarını da anlamayı başaracaklar.

Bu Yazıyı Paylaşın

BU YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZAR PROFİLİ

SON YAZILAR

bizi takip edin
sosyal medya hesaplarımız

0BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
1,714TakipçilerTakip Et