.: Mehmet Ali İlkaya

Beyaz Türk Araştırması

Yapılmalıdır…..

            Bu sefer araştırmanın nesnesi onlar (Beyaz Türkler) olmalıdır. Yani, İstanbul’da Kadıköy, Şişli, Nişantaşı, Ankara’da Çankaya, Çayyolu, İzmir’de; Karşıyaka, Alsancak, Balçova sakinleri araştırılmalıdır. Buralara ek olarak, Bodrum, Çeşme gibi sahil şeridinden de yerler eklenmesinde yarar var. Son 30 Mart yerel yönetimler seçiminden sonra aklıma ilk gelen –beyaz Türk araştırması- bu oldu. Seçim sonucunda bu bölgelerde CHP, Ak Parti’ye acayip fark attı. Bu sonuçları seçimden önceki kutuplaşmaya, gergin siyasal ortama bağlamak fazlasıyla kolaycılık olacaktır. Bu güne kadar, “diğerlerini” kategorize etme hakkını kendinde gören bu kesimlere yakından bakılmalı, içinde bulundukları fenomenolojik (her olaya, her duruma kişiye özgü yorumlama biçimi)  alan tespit edilmelidir.

            Böyle bir araştırma olabildiğince çok katılımlı olarak yapılmalı, bu sınıfın, dünyaya, olaylara bakışı, tutum ve davranışları ortaya çıkartılmalıdır. Yapılmasını istediğim araştırma öncesinde hipotezlerimi şöyle sıralayabilirim:

            A. Beyaz Türk mahalleleri üç katmandan oluşuyor. 1. Çekirdek, (Coğrafi ve Ana) Merkez, Şişli’de Nişantaşı gibi. 2. Biçimsel (Coğrafi olarak birinci çevre) mahalle 3. Öykünmüş  (merkez içinde yaşadığını varsayanlar) mahallesi.  Kısaca, Beyaz Türklerin yaşadığı eski, yerleşik alanlar, bu alanının çevresine sonradan eklemlenmiş kısımlar ve mahallin içinde coğrafi olarak bulunmak ile birlikte esasen o sınıfa dâhil olmaya öykünen çoğunlukla alt sınıfa mensup olanlar, Şişli’de Okmeydanı gibi bölgeler.

            B. Beyaz Türkler Türk eğitim sisteminin içinde en fazla yer almışlardan oluşmaktadır. İlkokuldan, üniversiteye değin kapsamlı bir Kemalist tedrisata uzun yıllar maruz kalmışlardır.

            C. Beyaz Türkler, ekonomik olarak sırtını devlete yaslamış, bunun dışında bir çabası olmamış kişilerden oluşmaktadır. Rejimin bugüne değin dağıttığı “ulufeler”den en fazla yararlanan kesimi oluşturmaktadırlar.

            D. Beyaz Türkler, kendilerini “Türkiye’nin esas sahibi” duygusu ile motive etmektedirler. Buradaki sahiplik daha çok “paternalizm- çocuk”tan ziyade “efendi-köle” ikilemi içinde tezahür etmektedir.

E. Ayrıcalık ve kayırmanın, artık lehlerine olmadığının korkusunu hissetmektedirler. Sayılan “kaygı ve korkular” içinde en somut olan bu durumdur.

            F. Beyaz Türkler, “ülkedeki zenginlik ve kalkınmanın” kendileri için “sakıncalı” olduğuna inanmaktadırlar. Beyaz Türk’ü güçlü kılan; zenginliğin yaygınlığı değil, sadece onlarda olmasıdır. Somutlaştırmak gerekirse, yurt dışına sadece kendileri çıkmalıdır.

            G. Beyaz Türkler, görünüşün aksine, kaba kuvvete, şiddet ve gayri-nazik eylemlere aşina ve kullanılmasında tereddüt göstermemektedirler, yani gayr-i medeni insanlardır.

            H. Beyaz Türkler, gerici ve statükocudur, hatta en gerici olan gruptur.

            I. Beyaz Türkler’in önemli bir kısmının “gerçeklik” algısı bozulmuş, çoğu için bu durum, psiko-patolojik hal almıştır.

Bu ve benzeri hipotezlerin ışığında bir araştırma veya araştırmalar dizisi ile durum ortaya konulmalıdır. Siyaset, sosyoloji ve psikoloji bilimi ile uğraşanların önceliği bu bahsettiğimiz araştırma olmalıdır.

            Peki, böyle bir araştırma ile neler kazanılabilir? Ortaya çıkacak sonuçlarla, bilimsel bir veriler olmasının yanında; toplumsal olayları, olguları daha iyi değerlendirme imkânına sahip olabileceğiz. Bundan sonra kriz durumlarında “nasıl oldu?” sorusuna daha iyi yanıtlar verilebilecek. Daha da önemlisi, başta eğitim sistemi olmak üzere, yönetim, demokrasi, adalet gibi temel alanlardaki reform arayışlarına ışık tutacaktır. Bu araştırma, toplumsal sağlımızı iyileştirecek, barışı sürekli hale getirecek ve ilerlemeyi hızlandıracaktır.

            Ne dersiniz ?