.: Mehmet Ali İlkaya

Bendeniz Kamu Okulunda Bir Sırayım

Leonard E. Read’in şiirsel anlatımıyla yazdığı ünlü makaleyi bilirsiniz: “Bendeniz Kurşun Kalem” Read makalesinde, bu küçük, renkli nesnenin inanılmaz sayıda insanın farklı amaçlarının sonucu oluştuğunu anlatır. Benim öyküm ise oluşu açısından benzer bir çeşitliliği sağlayan, sonra da tıpkı kurşun kaleme benzer bir görevle bir kamu okulunda olan sıra ile ilgili…

Benim hikâyem de tıpkı küçük, şirin kuşun kalem gibi başladı. Benim hammaddem de kurşun kalem gibi tahta, yani ağaçtır. Sibirya’daki orman işçileri havayı nefesleri ile ısıtarak benim gibi sıraları oluşturan ağaçları keserler. Tırlar içindeki şoförler gece gündüz demeden keresteleri taşırlar gemilere. … Bir gemide kaç insan bizi varmak istediğimiz yere götürmeye uğraşır, motorlar çalışır… Halatlar toplanır… Dizel motor için 5-10 hortumdan yakıt aktarılır. Her biri farklı amaçlar için bizi taşır, forkliftler devamlı gece gündüz gemi ile rıhtım arasında mekik dokur. Gördünüz! Benim yapım sürecimde farklı sayıda farklı hedefler için pek çok insanın çabası vardır. Bitti mi? Hayır! Daha demir ayaklarım için demir madenleri, demiri işleyen işçiler, boyayan insanlar az da olsa bazı küçük aksesuarlar genç, yaşlı erkekler kadınlar tarafından hazırlanır. Kurşun kalemin oluşmasında emeği, çabası olan özgür bireyler birbirlerinden habersiz benim gibi okul sıralarını da oluştururlar… Kısaca,  kurşun kalem kadar, şirin, kurşun kalem kadar renkli olmasam da benim de özgür insanların hür iradelerinin de bir ürünü olduğum tartışılmaz bir gerçektir.

Kuşun kalem kadar şirin ve renkli olmadığımı söylemiş miydim? Evet! Neyse, benim de hoş bir rengim var. Benim gibi bir sürü sıra yapıldı, sonra kamyonlarla okullara gönderildik. Bazı öğretmen ve genç çıraklar benim parçalarımı birleştirdi. Okul müdürü çalışmaları zaman zaman izledi. Temizlik görevlisi beni, parçalarımı silince pırıl pırıl göründüm. İçim içime sığmıyordu, neşeli, zeki çocukları heyecanla beklemeye başladım. Pazartesi günü okul müdürü benden diğer yeni okul sıralarından bahsetti. Dedi ki: “Sıralar yenilendi onlara iyi bakın iyi koruyun!” Ama o da ne? Koşarak sınıfa giren çocuklar benimle hiç ilgilenmedi, bazı çocuklar “yeni sıralar” dediler ama hemen oyuna daldılar.. Olsun ne çıkar diye düşündüm. Oysa bu karşılama ilgisizliği başıma geleceklerin habercisiymiş… Birkaç gün sonra, sağa sola çekiştirdiler, canım fena yandı… Bir çocuk bir kalemle üzerime benim istemediğim şeyleri yazdı, parlak cildim eskisi kadar parlak değildi… Bir başka çocuk ucu sivri bir cisimle ismini üzerime kazıdı.. Aman Tanrım diye inledim. Az kalsın yere yuvarlanacaktım. Beni hiç ama hiç özenli kullanmadılar, üzerime çantalarını, futbol topunu, ayakkabılarını daha neler neler attılar… Belki her şey düzelir umudunu hep taşıdım… Günler, günleri, aylar ayları derken yıllar yılları kovaladı… Her şey benim ve diğer sıra arkadaşlarım için daha da kötüye gitti. Zaman zaman öğretmenler, okul müdürü çocuklara uyarıda bulundu, kızdılar ama çocuklar bana daha kötü davranmaya devam ettiler. Şimdi ne haldeyim bilemezsiniz. Bir iki parçam eğri, üzerimde yazılar, çizgiler, isimler, küfürler yazılı, kitap bölümünde kitaplar dışında her şey var… Umudum kalmadı, bir süre sonra o kadar yıpranacağım ki beni hurdaya ayıracaklar hem de daha çok erken zamanda…

İnsanlara özgürlük sağlandığında kurşun kalem, sıra, masa, tahta ve milyonlarca kitap yaparlar. Ama bu yeterli değildir, ortaya çıkan ürünlerin özel mülkiyet altında kalması sağlanmalıdır, kamu malı olmak denilen şey, bizleri yok eden şeydir. Sahipsizlik durumu bizi öldüren şeydir… Kurşun kalem eğer bir çocuğun, bir memurun, bir marangozun özel mülkiyetine tâbi olmuşsa onun yaşamı çok kaliteli olacaktır, olmuştur, benim gibi bir sıranın kamu okulundaki hazin öyküsü sahipsizliğimdendir…

İnanılmaz sayıda insanın, çok çok farklı amaçlarla giriştiği, birbirinden habersiz ve bağımsız çalışması özgürlüğün delilidir. Ortaya çıkan ürünlerin özgürce üretilmesi kadar, özel mülkiyete dâhil edilmesi, insan özgürlüğünün kaçınılmaz devamı için şarttır. Kamu okulundaki sıranın hazin sonu insanlığın özgürlüğünü de tehdit etmektedir. 

Ayrıca bakınız...

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Bu yıl Liberal Düşünce Kongresi’nin yirmi ikincisini düzenledik. Her yıl Kasım ayında, Kapadokya’da düzenlediğimiz kongreye, ...