.: Adnan Küçük

Avukatlık Ciddi Meslek Haline Geliyor

Her Hukuk Mezunu Avukat Olamayacak

Türkiye’de yıllar yılı Avukatlık mesleğinin icra edilmesi için bir mesleki yeterlik imtihanına tabi olunmaları yönünde, hukuk çevrelerinden talepler gelmekte idi. Bu talepler doğrultusunda geçmiş yıllarda Avukatlık Kanununda yapılan bir değişiklikle, avukatlık mesleğine giriş için avukatlık imtihanında başarılı olma şartı getirilmişti. Ama söz konusu kanun hükmü değiştirilerek bu yöndeki hüküm uygulama imkânı bulamadan yürürlükten kaldırıldı. Muhtemelen bazı Hukuk Fakültelerindeki eğitim ve öğrenci kalitelerindeki zayıflıklar sebebiyle yürütülen yoğun çabalar, bu değişiklikte etkili olmuştur.

Avukatlık mesleğine giriş için imtihan şartını öngören düzenlemenin kaldırılması, hukuk devleti ilkesi ve adalet duygusunu ciddi manada örselemiştir. Avukatlık mesleğini icra edebilmek için imtihan şartının mutlaka getirilmesi konusunu sürekli dillendirdik. Bazı özel üniversiteler, yasama meclisi tarafından getirilmek istenen imtihan şartını “sulandırmak” için, bitirme tezi vb. beyhude çabalara giriştiler ise de, Meclis bu çabaları göz ardı ederek, lüzumlu kanuni düzenlemeyi yapmıştır.

17 Ekim 2019 Tarih ve 7188 Sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunile avukatlık mesleğine giriş için imtihana girme şartı getirilmiştir. 7188 Sayılı Kanunun 3. Maddesi ile değiştirilen 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 16/1. fıkrasına göre, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, Türk hukuk fakültelerinden birinden mezun olmak veya yabancı memleket hukuk fakültesinden mezun olup da Türkiye hukuk fakülteleri programlarına göre noksan kalan derslerden başarılı sınav vermiş bulunmak, bu (Avukatlık) Kanuna göre avukatlığa engel bir hali olmamak şeklindeki şartları taşıyan ve “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı”nda başarılı olanlardan, stajyer olarak sürekli staj yapmalarına engel işleri ve 5. maddede yazılı engelleri bulunmayanlar, staj yapacakları yer barosuna bir dilekçe ile başvururlar.

Hukuk Mesleklerine Giriş sınavı sadece avukatlık mesleğine giriş için öngörülmüş değildir. Adli ve idari yargı hâkimliği görevleri ile noterlik mesleğine girebilmek için de bu imtihanda başarılı olmak gerekmektedir. Bu imtihanın niteliğinin yüksekliği oranında, söz konusu imtihan, bu meslek ve görevlerde çalışacakların mesleki yeterlik standardını yükseltecektir. Bu da hukuk alanında liyakatin artmasına katkı sağlayacaktır.

Fakat bu kanunun uygulanması maalesef 4 yıl sonraya ertelenmiştir. 4 yıl içinde Türkiye’de neler olur, neler olmaz pek bilinmez. Bu hükmün, 7188 Sayılı Kanunun en olumsuz ve zayıf halkasını teşkil ettiği kanaatindeyim. Çünkü Türkiye’de bazı Hukuk Fakültelerinde Üniversite Giriş İmtihanında ilk 170000 içerisine giren öğrencilerin okuduğu bilinen bir gerçekliktir. Bu öğrencilerin mezun olduktan sonra hiçbir imtihana tabi olmaksızın avukat olmaları, hukuk devleti ve hakların etkin savunulması açısından zaaf teşkil edecektir.

Diğer yandan, önceki avukatlık imtihanını öngören kanunu kaldırtan güçlerin hükümet ve Meclis üzerinde bu dört yıllık süreç içerisinde kurmak isteyecekleri yoğun ve etkili baskı sebebiyle bu kanunun değiştirilmesi riskinin de mevcut olduğu söylenebilir. Bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde, dağ fare doğurmuş, hukuk devleti ve adaletin sağlanması yönünde tekrardan geriye gidilmiş olunacaktır. Umarım hükümet ve Meclis, özellikle öğretim ve öğrenci kalitesinin değişik ölçülerde zayıf olduğu bazı özel üniversite yönetimlerinden gelebilecek yoğun baskılara kararlılıkla direnir ve bu imtihan şartı 4 yıl sonra da olsa uygulamaya geçirilir.

Bu ihtiyati uyarıları yaptıktan sonra biraz da bardağın dolu tarafına bakmakta fayda vardır. Tehirli de olsa Avukatlık mesleğine girişin imtihan şartına bağlanması, tekrar ifade etmek isterim ki, hukuk devleti, hakların korunması, âdil yargılanma hakkı, hak arama hürriyeti ve adaletin daha iyi tecelli edebilmesi adına olumlu olmuştur. Çünkü dünyanın hiçbir demokratik hukuk devletinde avukatlık mesleğine, hiçbir imtihana tabi olmaksızın girilemez. Bunun sebebi, bu ülkelerde avukatlık mesleğinin hâkimlik ve savcılık kadar muteber, ciddi, saygın bir meslek olarak görülüyor olmasıdır.

Diğer yandan hak arama ve âdil yargılamanın temel gereklerinden biri hâkimler, diğeri ceza davalarında cumhuriyet savcıları, diğeri de avukatlardır. Avukatlardaki yetersizlikler çoğu davalarda adaletin gerçekleşmesini engellemekte, daha kaliteli avukatların bakmaları halinde belki de beraatle sonuçlanacak davalar, avukatın yetersiz savunması sebebiyle aleyhe sonuçlanabilmektedir. Bu da âdil yargılanma ilkesi ile çelişmektedir.

Diğer yandan, hukuk devleti ve anayasal demokrasinin zaruri gereklerinden bazıları da, temeli hakların korunması ve teminat altına alınması, haklara yönelik ihlallerin bertaraf edilmesi ya da âdil yargılama yoluyla ihlallerin düzeltilmesidir. Bunun için de hak bilincinin üst düzeyde inkişaf etmesi gerekir. Bu bilinç eksikliği, hakların korunması noktasından eksikliklere, ihmallere sebep olabilmektedir. Bu bilinç güçlenmesinin bir neticesi olarak imtihan şartı getirilmiştir. Fakat bu bilinç yükselmesinin avukatlar nezdinde de söz konusu olması icap eder. Umarım gerek hukuk eğitimi, gerekse Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı bu bilincin güçlenmesine katkı sağlar. Bu güçlü hak koruma bilinci ve avukatlık mesleğindeki kalite ve liyakat derecesinin artması, bu mesleği çok daha saygın hale getirecektir. Halk arasında yaygın olarak var olan “avukatlık demek yalancılık demektir” şeklindeki yaygın kanaatin yıkılması halinde, bu dönüşüm, hem hukuk devleti ve âdil yargılanma açısında, hem de avukatlık mesleği açısından son derece olumlu olacaktır. Çünkü âdil yargılanmaya güvenin bir kanadını da avukatlık mesleği teşkil etmektedir.

Elbette ki her iyileşme mükemmel olmayabilir. Asıl olan bardağın hangi tarafının dolu ya da boş olduğudur. Ben burada, gecikmeli de olsa, avukatlık mesleğine girişin imtihan şartına bağlanmış olmasının, bardağın dolu tarafını büyük ölçüde artırdığı kanaatindeyim. Artık bundan sonra, en azından bu hükmün yürürlüğe gireceği dört yıl sonraya yönelik olarak, Hukuk Fakültesine girebilmek için ilk 50000’e girme şartının getirilmesi, Hukuk Fakültesindeki eğitim modelinin yeniden revize edilmesi vb. diğer reformların yapılması halinde, bu gecikmenin zararlarının nispeten azalacağı söylenebilir.

Bütün bunlardan sonra, bir iyimserlik temennisi olarak şu söylenebilir: “Avukatlık artık ciddi bir meslek haline gelmiş olacaktır. Ciddi ve kaliteli bir imtihan, Avukatlık mesleğini icra edeceklerin mutlaka liyakat ve kalitesini artıracaktır. Bu sebeple, her Hukuk Fakültesi mezunu Avukat olamayacaktır. Bu da ülkemizde hukuk devleti ve âdil yargılanma hakkının işlevselliği ve etkinliği açısından son derece önemlidir”.

* Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi