Hasan Yücel Başdemir

Türkiye Suriye’deki savaşın neresinde?

AK Parti hükümeti, 2002’de iktidara geldiğinden beri her fırsatta içerde ve dışarıda uzlaşmacı bir yol ve barışçıl bir siyaset yürüteceğini söyledi. Etnik, dini ve kültürel grupların haklarının geliştirilmesi için birçok adımlar attı. Sınır komşularıyla “sıfır problem” söylemi ile her zaman iyi ilişkiler kurma yoluna gitti. AK Parti 2002’de açık bir ...

Devamı... »

İslam ve barış

Türkiye’de eskiden kalma bazı hastalıklar hala devam ediyor. Düşünceye ve inanca karşı saygı, bir toplumun en hassas olması gereken değerleri olmalı. Bunlar bir arada yaşayabilmek için zorunlu değerler. Bunlar olmadan ülke kaosa ve şiddete sürüklenir. Bizim sorunlarımızın çoğunun altında bu türden değerlerin ihmal ve ihlal edilmesi yatmakta. Toplumsal sorunlarımızın tamamına ...

Devamı... »

Hükümet programı ve Alevilerin sorunları

Yeni hükümet, güvenoyu alarak görevine başladı. Hükümet programının en can alıcı bölümlerinden biri Aleviler ve Cemevleri ile ilgili olan kısım. Program, bazı düzenlemeler yapılmasını öngörüyor. Programın açıklanmasının hemen ardından Alevi toplumundan olumlu ve olumsuz tepkiler geldi. Bazı aydınlar,Cemevlerine ibadethane denmemesini eleştiriyorlar. Bu konuda devletin bir dayatmada bulunmaması ve inananların kendini ...

Devamı... »

Barış içinde yaşama arayışı

Bazı toplumlar istikrar, refah ve barış içinde yaşarken bazı toplumlar neden sürekli çatışma, şiddet, endişe ve sefaletiçinde yaşıyorlar? Bazı toplumlar, yaşadıkları sorunları çözmek için uzlaşma araçlarına sahipken neden bazı toplumlar bunlara sahip değil? Bunlar, düşünce tarihinin en eski sorularından. Birçok düşünür, bu sorulara cevap arıyor. Ebu Nasr el-Farabi, tam bin ...

Devamı... »

Haklı ve Haksız Savaş

Türkiye, sınırları içindeki son büyük savaşını 13 Eylül 1921’de Sakarya’da yaptı. Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş mücadelemizin en büyük savaşı idi. Türklerin uzun zamandan beri bizzat kazanmış olduğu ilk büyük zaferdi Sakarya; amasonuç zafer de olsa savaşın yıkıcılığı bir kez daha görülmüş, nice vatan evlatları hayatını kaybetmişti. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nda ...

Devamı... »

Din ve şiddet

Şiddetin kaynağının dinler olduğu hikâyesi çok eskidir. Özellikle Marksist ve materyalist temelli çevre ve kadın hareketleri doğaya, hayvanlara, kadına ve genel olarak insana yönelen şiddetin kökenlerini dinsel inanışta bulurlar. Onlara göre şiddeti ortaya çıkaran şey, insani davranış biçimleridir ve bu davranış biçimlerini tarih içinde büyük oranda din şekillendirmiştir. Bu hikâyeye ...

Devamı... »

Terörle ilgili yanlış çözümlemeler

Fransa başbakanı Manuel Valls, Cumhuriyet’e karşı nefret besleyen radikal İslamcılara ve selefi gruplara karşı yoğun bir baskı sürecinin başlayacağını söyledi. Eğer gerçekten şiddeti doğuran şeylerin bunlar olduğunu düşünüyorsa ortada büyük bir yanılgı var demektir. Öncelikle saldırılar, Cumhuriyete karşı beslenen nefretten değil, Batı’nın şiddete duyarsız kalmasından ve teröristlerin eylem alanlarını genişletme ...

Devamı... »

Müslüman dünyada hangi devlet düzeni hakim?

Bugünün dünyasında kabul gören ve işlevsel olan siyasi sistem demokrasidir. Demokrasi, siyasi eşitliğe dayanır, yani vatandaşlar arasında yönetimde söz sahibi olma konusunda fark ve ayrıcalık yoktur. Tarih boyunca tüm yönetim biçimlerini tanımlayan bu türden özellikler vardır. Yönetim biçimleri ile ilgili ilk analitik bilgileri Aristoteles, Politika kitabında yazdı. O, altı tür ...

Devamı... »

Marjinalize ve mobilize edilmenin kısa tarihçesi

Elbette marjinalize olmanın tarihi bir köşe yazısına sığabilecek kadar kısa değildir ancak yaşınız kırkı biraz geçtiyse doğal olarak 12 Eylül 1980 öncesini az çok biliyorsunuzdur. 1990’lı yıllarda Kürtlere yapılanlar ile 28 Şubat sürecini, özellikle de Cumhuriyet mitinglerini yaşadıktan sonra ve geçmişin tecrübesi ile Gezi olaylarına da bakınca marjinalize edilmenin tarihini ...

Devamı... »

Barış için gerekenler: Fedakârlık, uzlaşma, cesaret ve feraset

Bazı zamanlarda insan çok şey söylemek ve yazmak istiyor. Bazen fikirlerinizin doğruluğundan şüphe duyuyorsunuz. Bazen her aklınıza geleni yazacak kadar cesur olamıyorsunuz. Çoğu zaman da düşüncelerinizin karşılık bulamayacağını, yanlış anlaşılacağınızı, gönülleri kırabileceğinizi ve nihayetinde de sözünüzün kıymeti kalmayacağını düşünerek kırpılmış, oto-sansürlü cümleler kurmakla yetiniyorsunuz. İyi mi yapıyoruz kötü mü? Suruç’taki ...

Devamı... »