Konaktaki fotoğraf

Bir konağa gidiyorsunuz ve orada size gayet hüsnükabul gösteren kadınları nesneleştiren bir fotoğraf çektiriyorsunuz. Onlar sizinle resim çektirmenin mutluluğuyla etrafınızı almış durumda. Ama siz onları, onlar üzerinden ve onlarla ilgili olumsuz mesaj vermenin aracı olarak kullanıyorsunuz. Duruşunuzdan ve bakışlarınızdan iğrenme duygunuzu anlamayacak olan dostlarınıza da altyazı anlamında bir açıklama yazıyorsunuz: “Yüzümdeki ifadeden ne kadar mutlu olmuşum anlarsınız.” Melek Baykal Yozgat’ta ...

Devamı... »

Doğru bir başlangıç için

Ülkenin seçimlerden önceki halini bir düşünün. Siyasi gerilimin yükseldiği, atmosferin ağırlaştığı, toplumun bunaldığı ve nefes alamaz hale gelmeye başladığı elektrik yüklü bir ortam vardı. Halk fişi çekti ve bir anda bütün tablo değişti. Şimdi yeniden beyaz bir sayfanın açıldığı, seçimlerden önce her zamanki gibi elinden geleni ardına koymayan oligarşi medyasının bile yeniden sempatik mesajlar verdiği kısa bir “ilk durum”u yaşıyoruz. ...

Devamı... »

JİTEM dosyası kapanacak mı?

“Kocamı alıp götüren oydu” diyordu, o gün o mahkemede yargılanan isimlerden birinden söz ediyordu, “iki çocuğumu alıp evine gittim, bırak dedim, ama köpeklerini üstüme saldırttı.” Mahkemeye ara verildiğinde, bana böyle anlatmıştı eşini son görüşünü. Beyaz tülbentleri, gündelik kıyafetleriyle sürekli mahkemeye gelen ve ardı arkası gelmez duruşmalarda adalet arayan çok sayıda ev kadınından biriydi o. Politik figür değildi ve beni ikna ...

Devamı... »

Halk siyasete format attı

Araştırma şirketlerini suçlamanın alemi yok. Siyasi atmosfer iktidar partisi aleyhine o kadar ağırlaşmıştı ki, -yine en baştaki gibi- iki kişiden biri susmuştu. Ama toplum, medyadan, sosyal medyadan, akademiden ve iş dünyasından ibaret değildi. Egemen fikirler aşağıya doğru gidildikçe etkisini kaybediyor ve toplumsal piramidin geniş tabanında tam tersine dönüyordu. Suskun çoğunluk beş ay içinde dikkatle izledi, diğer iktidar alternatiflerini ölçtü, tarttı ...

Devamı... »

Hükümeti nasıl eleştirmeli?

Seçimlere doğru kötü şeyler olacağına dair uğursuz kehanetler yapılmıştı. Ne yazık ki bugün onun içindeyiz. Ankara Katliamı bütün bunlar arasında kıyaslanamaz ölçüde en kötü ve en vahim olanıydı. Ama öncesinde ve sonrasında da bir dizi garabete şahit olduk ve oluyoruz. Bu hadiselerin gölgede kalan yüzlerinden hükümetin gereği gibi haberdar olduğundan emin değilim. Olsaydı, bazıları doğrudan kendisine yönelik görünen bu hadiselerin ...

Devamı... »

Ankara katliamı, sorumluluk ve sorumsuzluk

Ankara’nın göbeğinde korkunç bir terör saldırısı yaşandı. Öncelikle bu katliamda hayatını kaybedenlere rahmet ve yakınlarına sabır diliyorum. Henüz kimin veya kimlerin yaptığını bilmiyoruz. Belki ileriki zamanlarda görüntü netleşecek, belki de karanlıkta kalan önceki birçok olaydaki gibi bilemeyeceğiz. Kötü bir dünyada yaşıyoruz ve pek çok devlet, pek çok örgüt fail olabilir. Böyle zamanlarda herkesin dikkatli bir dil kullanması, peşinen yargı koyup ...

Devamı... »

Vicdan çağrısı ne zaman propaganda olur?

Şehirlere yayılmış bir çatışma ortamında sivillerin öleceğini kestirmek zor değildi. PKK bunu tercih etti ve şimdi bu oluyor. Şimdi onun “devrimci savaş”ını haklı veya mazur görenler, hiç değilse sessizlikle karşılayanlar veya mırıldanarak geçiştirenler, bu tercihin kendisini sorgulamak yerine, sonuçlarına ilişkin“ duyarlılık” sergilemeyi tercih ediyorlar. Alışık olduğumuz üzere seçici bir duyarlılık bu. Genellikle polis ve asker kurşunuyla öldüğü iddia edilen sivillerden ...

Devamı... »

“Fikirlere karşı acımasız insanlara karşı nazik”

Çarşıda pazarda sorun yok. Gündelik hayatta “sıradan insanlar” birbirleriyle alışverişi, selamı kesmiyorlar. Siyaset sözün bir parçası, ama kesinlikle tamamı değil. Gelgelelim, üniversitede, medyada ve beyaz yakalılar arasında öyle değil. Orada siyasi gerilimin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. “Okumuşlar” birbirlerine karşı fazlasıyla tahammülsüz. Sıkça ağızlarını bozuyorlar, asgari bir medeni ilişkiyi yürütemez hale geliyorlar. ** Çok az insan hasar görmeden atlatabiliyor bu sarsıntıyı. ...

Devamı... »

“Fikirlere karşı acımasız insanlara karşı nazik”

Çarşıda pazarda sorun yok. Gündelik hayatta “sıradan insanlar” birbirleriyle alışverişi, selamı kesmiyorlar. Siyaset sözün bir parçası, ama kesinlikle tamamı değil. Gelgelelim, üniversitede, medyada ve beyaz yakalılar arasında öyle değil. Orada siyasi gerilimin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. “Okumuşlar” birbirlerine karşı fazlasıyla tahammülsüz. Sıkça ağızlarını bozuyorlar, asgari bir medeni ilişkiyi yürütemez hale geliyorlar. ** Çok az insan hasar görmeden atlatabiliyor bu sarsıntıyı. ...

Devamı... »

İllüzyon ve gerçek

Çoktan bitmiş bir savaşın hayaletiyle boğuşuyoruz. Ama maalesef onun kurbanları gerçek insanlar. Tabutların ardından bakan çocuklar da, daha dünyaya bile gelmeden babasını kaybeden bebekler de gerçek. Saklandığı ormanda savaşın devam ettiğini sanan Japon askeri gibi, PKK da kendisini 90’larda zannedip, bugünün siyasi ortamında “devrimci halk savaşı” yapmaya kalkıyor. Türkiye’nin eski egemen sınıfı ve onun aydınları da onu “anlıyor” veya anlıyormuş ...

Devamı... »