Halk siyasete format attı

Araştırma şirketlerini suçlamanın alemi yok. Siyasi atmosfer iktidar partisi aleyhine o kadar ağırlaşmıştı ki, -yine en baştaki gibi- iki kişiden biri susmuştu. Ama toplum, medyadan, sosyal medyadan, akademiden ve iş dünyasından ibaret değildi. Egemen fikirler aşağıya doğru gidildikçe etkisini kaybediyor ve toplumsal piramidin geniş tabanında tam tersine dönüyordu. Suskun çoğunluk ...

Devamı... »

Hükümeti nasıl eleştirmeli?

Seçimlere doğru kötü şeyler olacağına dair uğursuz kehanetler yapılmıştı. Ne yazık ki bugün onun içindeyiz. Ankara Katliamı bütün bunlar arasında kıyaslanamaz ölçüde en kötü ve en vahim olanıydı. Ama öncesinde ve sonrasında da bir dizi garabete şahit olduk ve oluyoruz. Bu hadiselerin gölgede kalan yüzlerinden hükümetin gereği gibi haberdar olduğundan ...

Devamı... »

Ankara katliamı, sorumluluk ve sorumsuzluk

Ankara’nın göbeğinde korkunç bir terör saldırısı yaşandı. Öncelikle bu katliamda hayatını kaybedenlere rahmet ve yakınlarına sabır diliyorum. Henüz kimin veya kimlerin yaptığını bilmiyoruz. Belki ileriki zamanlarda görüntü netleşecek, belki de karanlıkta kalan önceki birçok olaydaki gibi bilemeyeceğiz. Kötü bir dünyada yaşıyoruz ve pek çok devlet, pek çok örgüt fail olabilir. ...

Devamı... »

Vicdan çağrısı ne zaman propaganda olur?

Şehirlere yayılmış bir çatışma ortamında sivillerin öleceğini kestirmek zor değildi. PKK bunu tercih etti ve şimdi bu oluyor. Şimdi onun “devrimci savaş”ını haklı veya mazur görenler, hiç değilse sessizlikle karşılayanlar veya mırıldanarak geçiştirenler, bu tercihin kendisini sorgulamak yerine, sonuçlarına ilişkin“ duyarlılık” sergilemeyi tercih ediyorlar. Alışık olduğumuz üzere seçici bir duyarlılık ...

Devamı... »

“Fikirlere karşı acımasız insanlara karşı nazik”

Çarşıda pazarda sorun yok. Gündelik hayatta “sıradan insanlar” birbirleriyle alışverişi, selamı kesmiyorlar. Siyaset sözün bir parçası, ama kesinlikle tamamı değil. Gelgelelim, üniversitede, medyada ve beyaz yakalılar arasında öyle değil. Orada siyasi gerilimin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. “Okumuşlar” birbirlerine karşı fazlasıyla tahammülsüz. Sıkça ağızlarını bozuyorlar, asgari bir medeni ilişkiyi yürütemez hale ...

Devamı... »

“Fikirlere karşı acımasız insanlara karşı nazik”

Çarşıda pazarda sorun yok. Gündelik hayatta “sıradan insanlar” birbirleriyle alışverişi, selamı kesmiyorlar. Siyaset sözün bir parçası, ama kesinlikle tamamı değil. Gelgelelim, üniversitede, medyada ve beyaz yakalılar arasında öyle değil. Orada siyasi gerilimin yüksek olduğu günlerden geçiyoruz. “Okumuşlar” birbirlerine karşı fazlasıyla tahammülsüz. Sıkça ağızlarını bozuyorlar, asgari bir medeni ilişkiyi yürütemez hale ...

Devamı... »

İllüzyon ve gerçek

Çoktan bitmiş bir savaşın hayaletiyle boğuşuyoruz. Ama maalesef onun kurbanları gerçek insanlar. Tabutların ardından bakan çocuklar da, daha dünyaya bile gelmeden babasını kaybeden bebekler de gerçek. Saklandığı ormanda savaşın devam ettiğini sanan Japon askeri gibi, PKK da kendisini 90’larda zannedip, bugünün siyasi ortamında “devrimci halk savaşı” yapmaya kalkıyor. Türkiye’nin eski ...

Devamı... »

Sonra ne olur?

Bütün etnik çatışma süreçlerinde yaşananlar olur. Bir süre sonra çatışmanın yeniden nasıl başladığı meselesi ikinci planda kalır, taraflar bu sürece nasıl gelindiğini kendi zaviyelerinden izah ederken kendi tabanlarının önemli bir kısmından anlamlı bir itiraz görmezler, sahiden barış isteyenlerin sesi uzaklaşır ve savaş tamtamlarını eline alanların sesi hakim olur. Çözüm Sürecinde ...

Devamı... »

Devlet ‘eşkıyayla’ görüşür müymüş?

Her şeyden önce, devlet ile terör arasındaki mesafe sanıldığı kadar fazla değildir; terör kavramı ilk kez devletin bir faaliyetini anlatmak için kullanılmıştır ve devletlerin hiçbiri bu konuda pirüpak değildir. Bu yüzden “terörist” veya “terör örgütü” kavramlarını fazla tasarruflu kullanmak ve onu sadece bazı silahlı muhalif gruplara özgülemek yanlıştır. Bir devlet ...

Devamı... »

“Yeni yaşam”dan geçtik sadece “yaşam”ı savunsaydınız

Sözü dolandırmaya gerek yok: Geçmişte şiddetin başlamasından defalarca devlet suçluydu ama bu kez PKK suçlu. Erdoğan’ın seçim sürecinde sarf ettiği sözler gerçekten süreci bitirme anlamına gelse bile, bu PKK’nın yeniden “devrimci,” “evrimci” veya başka türden bir “savaş” başlatıp, asker, polis ve demiryolu işçisi öldürmesini meşrulaştırmıyor. ** “AKP” hepten “çözüm istemiyor” ...

Devamı... »