Hangi İktisat?

Yirminci yüzyılda yaşanan kıtlıklar ve yokluklar piyasa ekono-misinin değil, muhteris siyasî projelerin, hak–hukuk bilmez diktatoryaların, obur toplum mühendislerinin eseridir. “Tüke¬tim toplumu olma”, “tüketmecilik” gibi lâflar, modası geçmiş, hiçbir anlamı olmayan lâflardır. Hiçbir piyasa ekonomisi müda¬fii yazar,“Tüketebildiğin kadar insansın.” dememiştir. 1– İktisat ciddî bir disiplinse “Başka bir iktisat mümkün” (Radikal 2, 22 Temmuz 2001) diyenlerin literatüre geçmiş iktisat teorilerinden birinin izini ...

Devamı... »

Yargıda reforma ihtiyaç var mı?

Bu soruya, “Ne münasebet, yargıda reform lafı da nereden çıktı! Ülkemizde hukuk sistemi her medeni ülkede olması gerektiği gibi işliyor ve adalet kusursuz tecelli ediyor.    Birinci çizgi, yargıda reform deyince esas itibarıyla bağımsızlığa vurgu yapmayı anlıyor. Bundan kastettiği ise yargının siyasetçilerden etkilenmemesi. Bu görüşü savunanlar diyorlar ki en büyük problem HSYK’nın yapısında. Bu kurulda Adalet Bakanı ve bakanlık müsteşarı ...

Devamı... »

Basın özgürlüğü üzerine

Basın özgürlüğü, bütün demokratik ülkelerde temel özgürlükler arasında yer alır. Genellikle sivil özgürlükler kategorisine dahil edilir. Kendi başına felsefî temellere sahip bir hak olmaktan ziyade diğer hak ve özgürlüklerin bir türevidir. Basın özgürlüğünün iki boyutu olduğu söylenebilir. İlk boyut, gazetecilerin kamuyu ilgilendiren olayları takip edip haber haline getirme hakkıdır. Gazetecilerin bunu yaptıkları için baskı altına alınmaması, kınanmaması, haber kaynaklarını açıklamaya ...

Devamı... »

Tasarruf ekonomiyi öldürür mü?

2008 ekonomik krizinin başlıca sonuçları tüketimi yüceltme, tasarrufu küçültme kültürünün kuvvetlenmesi ve finansal araçlarla finansal pazarların günah keçisi haline getirilmesi oldu.     Kimileri finans piyasalarına lanet okurken tüketim harcamalarını ekonominin can suyu olarak gören yaklaşım da ağırlığını iyice hissettirdi. Tüketimi yararlı, tasarrufu zararlı görenlere göre ekonomik büyümenin anahtarı tüketimdir. Özellikle kriz dönemlerinde tasarruf yapmak, bireysel faydalar sağlasa bile, bir bütün ...

Devamı... »

Yüksek yargı niye hep CHP’yi mutlu ediyor?

Yargıtay Başkanı’nı dinlerken yoruldum. Teorik temeli zayıf, yer yer ideolojik mesajlar veren ve tabii her zamanki gibi CHP’yi hoşnut edecek türden vurguları olan uzun bir konuşmaydı. Gerçi Hasan Gerçeker en azından nezaketli biri. Ama onun bu özelliği, sonuçta kendisinin ve temsil ettiği kurumun ideolojik kimliğini örtmeye yetmiyor. Gerçeker de son tahlilde, diğer pek çok meslektaşı gibi, yüksek yargıya egemen olan ...

Devamı... »

Askerî hatalar da sorgulanmalıdır!

Medenî ülkelerle olmayanlar arasında kolayca tespit edilebilecek birkaç belirgin fark vardır. İnsan hak ve özgürlüklerini esas almamış, anti-demokratik ülkelerde idareci tabaka halkı küçümser, ona tepeden bakar. Kendisini toplumun velinimeti sanır. Bu yazıda üzerinde durmak istediğim, geri ülkelerde insan hayatının kıymetsiz oluşudur. Bu, kısmen ülkenin zenginlik seviyesiyle kısmen hâkim zihniyetle izah edilebilir. Ülkeler zenginleştikçe maddî nesnelerin nisbî değeri azalır. Maddî kayıplar ...

Devamı... »

Yeni şeyler söyleyin, lütfen!

Önyargıları yıkmanın ve kafaya beton gibi yerleşmiş kalıpları kırmanın ne kadar zor olduğunu bugünlerde yeni örneklerle görüyoruz.     Zamanın, hayatın, akıl ve mantığın, sosyal ve siyasi realitelerin çürüttüğü klişeler; Kürt probleminin kaynağı olan fikir, düşünce ve uygulamalar, geçmiş otuz yıl hiç yaşanmamış gibi tekrarlanıyor ve savunuluyor. Çözüm sürecindeki sıkıntılar genelde ifade özgürlüğü kıtlığından ve sağlıklı bir fikir alışverişinde bulunamamaktan kaynaklanıyor. ...

Devamı... »

Atilla Yayla ile Türkiye’nin Acil Problemleri Üzerine

S: Kürt sorunu dün neredeydi bugün nerede? Çözüm yolunda ne kadar ilerledik, ne kadar geriledik? C: Kürt meselesinde ne kadar yol kat ettiğimizi anlamak için bazı donelere başvurmamız gerekli. Ortada bir miktar retorik olmasına rağmen fazla icraat yok. Bu nedenle biraz beklememiz lâzım. Sadece şu söylenebilir: Kürt meselesinin çözümü açısından şu anda daha iyimser bir hava var. Siyasî iktidar meselenin ...

Devamı... »

Konuşmalı, konuşmalı, konuşmalıyız

Geçen haftaki yazımda Kürt meselesini çözebilmek için önce her kişi ve kesimin ezberlerini bozması gerektiğini söylemiştim. Bunun kolay olmadığının farkındayım. Ancak, daha önce kendi ezberlerini bozmuş ve halen gerektiğinde böyle yapmaya kararlı bir akademisyen olarak, bunun yapılabileceği kanaatindeyim. Yıllarca doğru olduğuna inanarak savunulan, olayları ve dünyayı kesinkes açıklamamızı sağlayan ve bize kafa konforu sağlayan ezberlerimizi sorgulamaya ve çürütüldüklerinde onlardan vazgeçmeye, ...

Devamı... »

Ezberlerimizi bozma zamanı

Kürt meselesinde bir çözüme ulaşacaksak ilgili her kesimin ezberlerini bozması ve yıllardır inanmayı sürdürdüğü görüşleri sorgulaması lazım. Bu iki şeyi gerektirir. Önce kuvvetle benimsediğimiz kişisel görüşlerimizi yine bizzat kendimiz sorgulayabilmeliyiz. Sonra bu görüşlerin başkaları tarafından sorgulanmasına ve onlarla taban tabana zıt görüşlerin dile getirilmesine rıza göstermeliyiz. Bununla da yetinmemeli, daha fazlasını yapmalıyız; zıt görüşleri dinlemede istekli ve ısrarcı olmalıyız. Hükümetin ...

Devamı... »