Militarizm ve demokrasimizin geleceği

Militarizm askerî yol, yöntem ve tarzların yaygınlaşması ve sivil alanı işgal etmesidir. Militarizm, bir ülkenin hem sosyal kültüründe kök salabilir hem de siyasi sisteminin yapılanmasında kendisini gösterebilir. Militarizmin baskın olduğu yerlerde askerî anlayış; insana, topluma ve dünyaya askerî bakışı yüceltilir.Sadece savaş zamanlarında değil, barış zamanlarında da askeriyeye abartılı ve gereksiz övgüler yağdırılır. Askeriyenin başka her kurumdan ve askerlerin tüm sivillerden ...

Devamı... »

Militarizmin geriletilmesi ve Almanya örneği

Olaylar ve yaşananlar kelimelerden ve cümlelerden daha fazla anlatım gücüne sahiptir. Geçtiğimiz hafta Almanya’da vuku bulan bir hadise de böyleydi. Alman Genelkurmay Başkanı Wolfgang Schneiderhan görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Bunun sebebi Afganistan’daki Alman birliklerinin Kunduz’da yaptığı bir operasyonda 142 sivilin ölmesiyle ilgili raporların Savunma Bakanı Jung ve hükümetten gizlenmesiydi. Bu rapor basına sızdı ve Bild gazetesinde (Hürriyet’in Alman partnerı mıydı?) ...

Devamı... »

Militarist medyayla demokrasi olur mu?

Yıllar önce Avrupa Komisyonu Türkiye temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg Türkiye’de demokrasinin hali ve geleceği üzerine yaptığımız bir kısa sohbette Türkiye demokrasisinin asıl probleminin ordunun sistem içindeki anormal yerinden çok bağımsız ve demokrat bir medyanın bulunmaması olduğunu söylemişti. İtiraf etmeliyim ki bugün o zaman bana abartılı görünen bu tespitin gerçeğin ta kendisi olduğuna inanma noktasına geldim. Yine seneler evvel bir toplantı ...

Devamı... »

Devlet fetişizmi

Bir gazete yazarı veya bilim adamı serbest piyasa ekonomisini savunduğunda hemen karşılaşacağı suçlama, “piyasaya tapmak” ve “piyasa fetişizmi yapmak”tır. Bununla ekonomik özgürlüğe öncelik verenlerin piyasa ekonomisinin iktisadî özlü her problemi halledeceğine inandıkları, devletin yararlı olabilecek icraatlarını ve mecburen bazı toplumsal roller üstlenmesi gerektiğini görmezden geldikleri ve insan ilişkilerinin bütünüyle ekonomik mübadele ilişkilerine dayandığını sanıp toplumsal hayatın diğer yönlerini ihmal ettikleri ...

Devamı... »

Atilla Yayla – Özgürlük korkusu

Kendilerinin tanımladığı bir liberalizmi liberallerin savunduğu liberalizmmiş gibi eleştirenlerin ve her insan toplumunda karşımıza çıkması mukadder problemlerin liberal ilkelerin uygulanmasından doğduğunu sananların temel korkusu, insanların özgür olmasıdır. Çizgileri teferruatta farklılaşsa da böylelerinin ortak özelliği insana güvenmemek; insanı kendi tercihlerini yapmaya muktedir, akıl fikir sahibi bir varlık olarak görmemek; insanın sıkı bir kontrol ve denetim altında tutulmasını istemektir. Bunu ne adına ...

Devamı... »

Özgürlük korkusu

Kendilerinin tanımladığı bir liberalizmi liberallerin savunduğu liberalizmmiş gibi eleştirenlerin ve her insan toplumunda karşımıza çıkması mukadder problemlerin liberal ilkelerin uygulanmasından doğduğunu sananların temel korkusu, insanların özgür olmasıdır.  Çizgileri teferruatta farklılaşsa da böylelerinin ortak özelliği insana güvenmemek; insanı kendi tercihlerini yapmaya muktedir, akıl fikir sahibi bir varlık olarak görmemek; insanın sıkı bir kontrol ve denetim altında tutulmasını istemektir. Bunu ne adına ...

Devamı... »

Özgürlük üzerine birkaç söz

Farklı dinlere ve kültürlere mensubiyet, insanları aynı varlık türüne dâhil edilmelerini imkânsızlaştıracak ölçüde birbirinden farklılaştırmıyorsa, temel insanî değerlerin en başında gelen özgürlüğün birbirinden tamamen farklı tanımları yapılamaz.  Başka bir deyişle, özgürlük, farklı “irfan ve felsefe havza”larına bağlı olarak farklı şekillerde tanımlanamaz. Tanımlanabileceğini kabul edersek, hem birbirimizle bu kavram aracılığıyla iletişim kuramayız hem de kavram gerekleri konusunda mutabakat sağlayabileceğimiz ve siyasî-hukukî ...

Devamı... »

Atilla Yayla – Bazı ülkeler niçin fakir?

Bazı ülkeler niçin fakir?” aslında yanlış bir soru. Zira, zenginliğin kural, fakirliğin istisna olduğu varsayımına dayanmakta.  Bu sorunun ardında yatan kavrayış-mantık, zenginliğin normal-olağan bir durum olduğunu, fakirliğin olağandan bir sapma teşkil ettiğini esas almakta. Oysa, tam tersinin doğru olduğunu iktisat tarihi çalışmalarından biliyoruz. Tarih boyunca fakirlik genel insanlık durumu olmuş, zenginlik bir sapma teşkil etmiştir. Fakirliğin ve fakirlikten çıkışın tarihi ...

Devamı... »

Bazı ülkeler niçin fakir?

Bazı ülkeler niçin fakir?” aslında yanlış bir soru. Zira, zenginliğin kural, fakirliğin istisna olduğu varsayımına dayanmakta.  Bu sorunun ardında yatan kavrayış-mantık, zenginliğin normal-olağan bir durum olduğunu, fakirliğin olağandan bir sapma teşkil ettiğini esas almakta. Oysa, tam tersinin doğru olduğunu iktisat tarihi çalışmalarından biliyoruz. Tarih boyunca fakirlik genel insanlık durumu olmuş, zenginlik bir sapma teşkil etmiştir. Fakirliğin ve fakirlikten çıkışın tarihi ...

Devamı... »

Atilla Yayla – İslam, Liberalizm ve Özgürlük

Bazı İslamcı yazarlar İslam ile liberalizm veya İslam ile liberalizmin özgürlük kavrayışı arasında karşılaştırmalar yaparak ilginç fakat mantıksız sonuçlara ulaşıyorlar.  En başta belirtmek gerekir ki, tam bir liberalizm-İslam karşılaştırması yapmak hem gereksiz hem imkânsızdır; zira liberalizm gevşek, açık uçlu bir ideoloji İslam ise bir dindir. Tam karşılaştırma her türün kendi içinde yapılmak zorundadır. İslamcıların liberalizme, özellikle liberal özgürlük konseptine yönelik ...

Devamı... »