Çözüm süreci önemli mi?

Güncel olaylarla ilgili tartışmalarda zaman zaman çözüm sürecine önem verilmesine itiraz edildiği oluyor. Deniyor ki, yolsuzluk, twitter ve youtube’un kapatılması, HSYK’nın yapısının değiştirilmesi gibi olaylar varken ikide bir çözüm sürecine atıf yapmak anlamsız. Bunu yapanların asıl amacı, yolsuzluk olaylarını ve Başbakanın diktatörleşmesini gözden kaçırmak. Şu diktatörlük meselesini sistematik biçimde ayrıca ele almak lâzım. Burada şu kadarını söyleyeyim. Bu suçlamayı yapanlardan ...

Devamı... »

Çerçeveyi mıhlamak

‘Çerçeveyi mıhlamak’ (ya da belirlemek) iletişim teorisinde kullanılan bir kavram. Anlamı, bir olay vuku bulduğunda erken davranarak söz konusu olayla ilgili müteakip konuşma ve tartışmalarda kullanılacak kavramları ve çerçeveyi tayin etmek. Bunu başaran, tartışmaların kendi çizdiği çerçevede kalmasını sağlayabilir, söylem üstünlüğünü ele geçirebilir ve böylece alternatif yaklaşımları dezavantajlı konuma düşürebilir. 17-25 Aralık ve sonrasındaki bazı gelişmeleri bu çerçevede değerlendirebiliriz. Hem ...

Devamı... »

Sandık mı sokak mı?

Bir süre önce, tesadüfen, nasyonal sosyalist bir gazetede bir köşe yazarının satırlarına göz attım. Yazar, 30 Mart seçimlerinin sonuçlarını değerlendiriyor ve duyduğu büyük hoşnutsuzluğu yansıtıyordu. Olabilir; hiç kimse seçim sonuçlarından memnun olmak zorunda değil ve herkes kendi açısından, kendi meşrebince, seçim sonuçlarını değerlendirerek memnuniyet de memnuniyetsizlik de ifade edebilir. Fakat yazı çok ilginç bir şekilde ‘Sokakları ve meydanları sandığa boğdurmayacağız’ ...

Devamı... »

Pınar Kürlerin zihniyet sefaleti

Pınar Kür adlı bir romancı bir televizyon programında pornografik malzemelerde yer alan kadınlarla başörtülü kadınların kendilerini erkeğin hizmetinde bir obje gibi görmek bakımından birbirine benzediğini düşündüğünü söyledi. Örtünmenin özgürlükle bir alâkasını göremediğini ekledi. Altını çize çize, ‘örtünmenin özgürlükle ne ilgisi olabilir, bir türlü anlayamıyorum’ dedi. Bu hanımın ismini daha önce duydum ama kitaplarını hiç okumadım. Romanları okumaya değer mi bilmiyorum. ...

Devamı... »

1 Mayıs kâbusa dönüşmesin!

1 Mayıs çoğu zaman sol çizgiyle özdeşleştirilmekle beraber ne orijinal olarak ne de fiilî olarak öyledir. Efsanenin çıkışının klasik solla bir ilgisi olmadığı gibi bugün dünyanın her yerinde sadece solda yer alanların 1 Mayıs’a önem verip kutlama yaptığı da söylenemez. 1 Mayıs artık çok geniş kitlelere mal olmuş, her kesimin kendine göre değer yüklediği bir gün. Bu ülkede ne yazık ...

Devamı... »

Parayı ve para ticaretini şeytanlaştırmanın zararları

İnsanlar bütün kötülüklerin kaynağı olarak lanetleyebilecekleri, telin edebilecekleri özneler bulmayı seviyor. İlginçtir, bu tavır siyasî yelpazenin her kesiminde, derecesi değişse de, boy gösterebiliyor. Sosyalist düşünce hem klasik hem modern çizgisiyle özel mülkiyeti şeytanlaştırır. Liberal gelenekte Ayn Rand’ın şeytanı irrasyonalizmdir. Klasik muhafazakârlar modernliği, rasyonalizmi ve değişimi şeytan niyetine taşlar. Alman nasyonal sosyalistleri Yahudilerde şeytan bulmuştu. Tarih boyunca en çok şeytanlaştırılan ise, ...

Devamı... »

İfade özgürlüğü kimin hakkı?

İfade özgürlüğünün ne olup ne olmadığını bazılarına bir türlü anlatamadım. Dilim döndüğünce, kalemim yazdığınca ve somut bir olay üzerinden bir kere daha anlatmaya çalışayım. İfade özgürlüğü bireyin özellikle kamusal meselelerle ilgili görüşlerini bir cezaî yaptırımla karşılaşma tehlikesi ve uygulaması olmadan dile getirebilmesi hakkıdır. Pozitif değil negatif niteliklidir. Bu şu anlama gelir: Bir birey, erişebildiği, kullanımına açık yol ve araçlarla fikirlerini ...

Devamı... »

Ben demiştim!

‘Ben demiştim’ diye söze başlamayı hiç sevmem. Açık söylemek gerekirse, başkalarında bu söylem tarzını gördüğümde de pek memnuniyet duymam. Ne var ki, bazen bu söz tam yerine oturuyor. Geride bıraktığımız yaklaşık bir yıl içinde yaşanan bazı olaylar, sanırım, bana, ‘evet, ben demiştim’ deme hakkını veriyor. O yüzden yazıya bu başlığı seçtim. Gezi olaylarının daha ilk gününden itibaren olaylarda yer alanlar ...

Devamı... »

Liberaller kime oy verdi?

Türkiye’de liberallerin siyasî tavrını ve tercihini medyada görünürlüğe sahip Hasan Cemal, Cengiz Çandar gibi kıdemli gazeteciler üzerinden anlamaya ve değerlendirmeye çalışmak anlamsız, zira bu isimler liberal değil. Bazı liberal fikirleri ve talepleri seslendiriyorlar ama ne ciddiye almaya değer bir liberal birikimleri var ne de şimdiye kadar herhangi bir şekilde liberal etiketine sahip çıktılar. Bu şahıslar, daha ziyade, 1960’ların modası modernizm ...

Devamı... »

Politikacıların devleti mi bürokratların devleti mi?

Bir süre önce değerli sosyolog Nurhayat Kızılkan’ın sosyal medyadaki bir tartışmada sarf ettiği bazı sözleri gördüm. Kızılkan, özgürlükleri korumak için devlete karşı çıkılması gerektiğini söyleyen muhatabına, ‘evet, ama iki tane var, tutarlı olmak için ikisine de karşı çıkmak gerekir’ cevabını veriyordu. Bu sözün çok önemli ve anlamlı olduğu kanaatindeyim. Bütün ülkelerde politikacılar ve bürokratlar vardır. Her ülkede, genel olarak, bürokratlar, ...

Devamı... »