Burak Ertaştan

Zenginin malı, züğürdün çenesi

Özel kanallarda iftar ve sahur programı sunan akademi kökenli bazı isimlerin aldığı paralar birilerine fena halde dert oldu. Zenginin malı züğürdün çenesini yorar diye boşuna dememişler. Vay efendim bu kadar para alınır mıymış, güya din adamıymışlar, dini öğretmek/anlatmak için para mı alınırmış, hayır için, Allah rızası için yapılacak işlermiş bunlar ve saire… Umumiyetle sol cenahtan gelen bu itirazlar hem bazı ...

Devamı... »

Geleceğin inşası ve muhafazakârlar

Fırınlarda, pastanelerde ve marketlerde imsakiyelerin dağıtıldığı, hemen her gazetenin bir ramazan sayfası veya ilâvesi verdiği, iftar ve sahur programları, mukabeleler, ilahîler, dinî sohbetler… derken televizyon kanallarının neredeyse pür-dinî yayınlar yaptığı şu günler, eminim bazılarına endişelenmekte ne kadar haklı olduklarını bir kez daha hatırlatıyordur. Endişeli modern tanımlamasını ilk kullanan bir anket şirketi (KONDA) olsa da, bu kavramı kitlelerle Binnaz Toprak buluşturdu. ...

Devamı... »

Çörekotları

Ağaçların neredeyse çiçek açmadan meyveye durduğu diyarlardan birinde yaşıyorsanız, mevsimdeki değişmeyi balkonda geçirilen zamanın uzunluğuna bakarak takip etmesini de bilirsiniz. Bütün kış sadece çamaşır asmak veya toplamak için uğranılan balkonlar, sabah kahvaltılarının yapılıp keyif çaylarının yudumlandığı, evin en gözde mekânı hâline geliverir baharla birlikte… Hemen altında ya da üstünde komşumuzun da oturduğunu bildiğimiz hâlde yapmaktan geri duramadığımız apartman dedikoduları bile ...

Devamı... »

15 vekil hadisesi

2002 seçimlerine giderken, favori Ak Parti idi. Ak Parti’nin ve Erdoğan’ın önünü kesmek isteyenler, vaktiyle okuduğu bir şiir yüzünden toplumu kin ve düşmanlığa sevk etme suçundan ceza alan Erdoğan’ın milletvekili adayı olamayacağı itirazıyla Yüksek Seçim Kurulu’na başvurmuşlardı. Dönemin YSK Başkanı Tufan Algan, Erdoğan’ın milletvekili adaylığına yapılan itirazı değerlendirirken takip edecekleri yolu, bakın, Yavuz Donat’a nasıl anlatmış? (20 Eylül 2002, Sabah) ...

Devamı... »

Kısaca Muhafazakârlık

Kültür, bir milletin çağlar boyunca biriktirdiği değerler bütünüdür. Tarih öğretmenimiz, kültürü bu şekilde tanımlamıştı, bize. Ortaokuldaydım. Tanpınar’la tanışınca, zaman-tarih-toplum-kültür-birikim ilişkisi üzerine daha çok düşünmeye başladım. Liberal düşünce geleneğini ve bilhassa Hayek’i keşfim ise, bir dönüm noktası teşkil etti. Okuyup anlamaya çalıştıkça, geleneğe ve onun davranış kalıbına dönüşmüş hâli olduğunu düşündüğüm kültür müessesesine saygım o kadar arttı ki, liberal olmasaydım, muhafazakâr ...

Devamı... »

Yandaş FETÖ’cülere

17/25 Aralık’ın patlak verdiği günlerdi. Hastaydım. İstirahatle atlatamayınca önce hekime gittim, sonra civardaki eczanelerden birine ilaç almaya. Orta sehpadaki Zaman gazetesi, okuyan kimse olmadığı halde, eczane sahibinin ‘büyük kavga’daki yerini göstermek için özellikle açık bırakılmıştı sanki. Böylesine netâmeli bir konuda, müşterilerinin bir kısmının siyasî görüş ve hissiyatını dışlayıcı bir tutum takınmayı göze alması, eczane sahibinin Gülen’e bağlılığıyla açıklanabilirdi, ancak. Ve ...

Devamı... »

Tanıdığım İlk Şakirt

Bugün FETÖ olarak bilinen yapı ile, özel bir dershanenin temsilcisi olarak geldikleri küçük bir İç Anadolu kasabasında lise öğrencisi iken karşılaştım. Yapacakları geniş katılımlı bir deneme sınavına okulumuzu da dahil etmek istiyorlardı. İnternetin olmadığı bir dönemde, taşradaki öğrencilerin ulaşamayacağı bir fırsattı ve hepimizi heyecanlandırmıştı. İdare de münasip görünce, katıldık elbette. Sınavda yüksek puan alınca, beni büyükşehirdeki okullarına davet ettiler: Son ...

Devamı... »

İçindeki Şakirti Öldürmek

Cemaatler, sivil toplum kuruluşları mıdır? 15 Temmuz ihanetinin ana faillerinin cemaat kisvesi altında örgütlenmesi, dine ve her türlü dinî değer, teşekkül ve tatbikata baştan beri mesafeli (hatta karşı) duran bir kesimin ekmeğine yağ sürmüş ve kimi kafaları karıştırmış olsa da, şahsî kanaatim değişmedi: Çıkış serbestisi var iken/ise, mensupları dışında kimsenin hayat tarzına ilişmeme ve yaşam alanını daraltmama (ve elbette suça ...

Devamı... »

Sıradan insanın kaderi ve kapitalizm

Alelâde zamanlarda dik durmak kolaydır. Parlak nutuklar atmak, iddialı cümleler kurmak, özgürlük havarisi kesilmek, darbe olursa tankın üzerine ilk ben çıkarım demek… İnsanın gerçek karakterinin bütün zaaflarıyla ortaya çıktığı zor zamanlar vardır bir de. Havanın bulanıklaştığı, denizin kabardığı, yağmurun gökler delinmiş gibi yağmaya, rüzgârın sert esmeye başladığı zamanlar. Böyle zamanlarda önce yapraklar savrulur. En cılızlar, en savunmasızlar (ve en masumlar) ...

Devamı... »

Sosyalizm: Eşitlik mi kölelik mi?

“Din, dil, ırk, cinsiyet ve siyasî görüş farkı gözetilmeksizin bütün insanlar eşittir”. Birlemiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan bu ifadelerin uluslararası bir hukuk normu hâlini alabilmesi uzun mücadeleler sonunda mümkün olabilmiştir. Bu norma göre bütün insanlar yaşama, düşünce, ifade, çalışma, inanç ve ibadet özgürlüğü gibi kullanmaktan men edilemeyecekleri ve başkalarına devri mümkün olmayan birtakım haklara sahip olarak doğar ...

Devamı... »