Burak Ertaştan

İzmir’in Ayaküstü Lezzetleri

Uzun yıllar İzmir’de yaşadım. Ailem, akrabalarımın bir kısmı, bazılarıyla akraba gibi olduğumuz komşularım, tanıdıklarım, ahbaplarım. Velhasıl beni İzmir’e bağlayan çok şey var. Bu nedenle sık sık giderim İzmir’e. Daha doğrusu, giderdim. En son Mart başında gitmiş, birkaç gün kalıp dönmüştüm. On gün kadar sonra ilk vaka (korona) teşhis edildi. Akabinde getirilen seyahat kısıtlamaları kaldırıldıktan sonra da il dışına çıkmadım. Ta ...

Devamı... »

Sadelik ve Mükemmellik Üstüne

Hatırlar mısınız bilmem, Beyazıt Öztürk ve Kadir Çöpdemir ikilisi, vaktiyle NTV’de Biri Bana Anlatsın isimli bir program yapıyordu. Programın sonuna doğru açtığım için adını öğrenemediğim bir profesörü konuk ettikleri bir bölümünde mükemmelliğin tanımı üzerine konuşurlarken, aklımın bir köşesinde hep var olan fakat hiçbir zaman o netlikte ifade edemediğim bir tespitte bulundu profesör. Mealen dedi ki: “Çoğumuzun sandığının aksine mükemmellik, içinde ...

Devamı... »

İnternet ve İfade Özgürlüğü: Müstear İsimler

Aristo, insanı ‘konuşan hayvan’ olarak tanımlamış. Descartes ise ‘düşünüyorum, öyleyse varım’ demiş. Hangisi daha haklı? Düşünce ve ifade, insanı diğer canlılardan ayıran iki ana özellik. Lakin ifade safhasına geçemeyen düşünce özgürlüğünün pratikte anlam taşımadığı kanaatindeyim. Bu nedenle, sol çevrelerin pek rağbet ettiği ‘düşünce özgürlüğü’ yanlış bir kavramlaştırma. Aklî melekelerimiz yerinde ise, düşünmekte zaten özgürüz. Önemli olan, düşündüğümüzü özgürce ifade edebilmek; ...

Devamı... »

Nazlı

1990’lar ulaşım ve haberleşme teknolojisindeki gelişmelerin dünyayı küresel bir köy haline getirdiği söylenen yıllardı. Küreselleşmeyle birlikte yeni bir çağa giriyorduk. Ulaşım ve haberleşme teknolojisindeki gelişmelerin tarihi ilk binek hayvanının evcilleştirilmesinden tekerleğin icadına, dumanla işaretleşmeden yazının bulunmasına ve posta güvercinlerinin terbiyesine kadar geriye uzanıyorken küreselleşmenin neden son on yıla hasredildiği bu tespitin açıkta kalan yanını oluşturuyordu. Bana göre 90’lı yıllarda yaşanan, ...

Devamı... »

Demiryolları ve Vatan

Anne-babam öğretmendiler. İlk atandıkları köyde tanışıp evlenmişler. İlk hatıralarım o köyde başlar. Tokat-Sivas-Kayseri havalisindeki kasaba ve küçük ilçelerde öğretmenlik yaptılar. Babam Tokatlı, annem Sivaslı olduğundan, mecburi hizmetleri bittikten sonra da o yöreden ayrılmadık. Taa ki ben üniversiteyi kazanıncaya kadar. Sık sık şehre giderdik. En çok da Sivas’a. Küçüklüğümde ‘şehir’ demek, Sivas demekti bu yüzden. Yalnız benim için mi? Büyüklerim anlatırdı: ...

Devamı... »

Yanlış Bilinen Kapitalizm

– Bu kitaplardan hangisini çevirmek istersin? diye sorduğu günü hatırlıyorum. Elinde iki kitap vardı. Biri düz lacivert kapaklıydı ve gayet oturaklı görünüyordu. Diğerinin kapağı yeşil-beyaz ve resimliydi. İç sayfalarda tablolar ve bol sayıda kutucuk vardı. Diğerine nispetle tercümesi daha kolay göründüğü için ikincisini seçsem de, çevirebilir miyim ki demekten kendimi alamadım. Niye çeviremeyecekmişim ki? Hem ne zaman sıkışırsam, ona başvurabilirmişim. Nitekim ...

Devamı... »

Babaannem

Babamın babası, henüz ben dört yaşında iken ölmüş. Hayal meyal hatırlıyorum. Yahut o kadar çok anlattılar ki, hatırladığımı sanıyorum. Annemin annesini ve babasını görmediğimden, birinci derece aile büyüklerinden sadece babaannemi tanıdım. Uzun yıllar aynı evde yaşadık hem de. Okuma-yazma bilmediği halde saati, çarpım tablosunu, ileriye ve geriye doğru üçer-beşer-yedişer saymayı bilir, paraları tanırdı. Piştisinden papaz kaçtısına kadar muhtelif iskambil oyunlarını ...

Devamı... »

Seçimler: Beka Meselesi mi?

Çok partili hayata 1946’da geçtiğimizi sananların tarih algısı, besbelli ki ‘cumhuriyet’le sınırlı. Cumhuriyetten önce de siyasî partilerin olduğunu ve seçimlerin yapıldığını ya bilmiyor yahut bilmezden geliyorlar. Siyasî tarihimizin ilk seçimi 1876’da, birden çok partinin katıldığı ilk seçim ise 1908’de yapıldı. İnkıtaya uğrasa da, bir asrı geçkin bir seçim ve siyasî parti kültürümüz var. 1876-1946 arasında yapılan bütün seçimler iki dereceli ...

Devamı... »

Müslüm ve Freddie Mercury: İki Göçmenin Hikâyesi

İstanbul’un tahtını koruduğu, ancak diğer illerle mesafesinin bu kadar açılmadığı yıllarda, sadece bereketli topraklarıyla değil sermaye birikimi, ticarî ve sınaî kapasitesiyle de müthiş bir çekim merkeziydi, Adana. Öyle ki Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birini bu şehirde kuran Sabancı ailesi bile Talas’tan (Kayseri) gelip Adana’ya yerleşmişti. Göçmendiler. Farklı coğrafyalardan kopup emeğine, sermayesine ve talihine güvenerek bu şehre gelen insanlar Adana’ya ve ...

Devamı... »

Kişisel Gelişim Hikâyeleri, Hatıra ve Biyografiler

Okuma macerası Yaman İzci serisi ile başlayıp, masallar ve foto romanlarla devam eden, Jules Verne, Ömer Seyfeddin, Kemalettin Tuğcu ve Gülten Dayıoğlu’nun kitaplarından önce Zagor, Tommiks, Teksas, Mister No, Flash Gordon gibi çizgi roman kahramanlarını okumuş birinin, kitabın herhangi bir türüne karşı olması mümkün mü? Okuma hevesi, heyecanı ve alışkanlığının hangi virüsle vücudumuza bulaştığının önemi yok aslında. Mühim olan bu ...

Devamı... »