Berk Ünlü

Atatürkçülüğün bireyi kimliksizleştirme politikası: Halkçılık

Totaliter Atatürkçülüğün kavramı olarak halkçılık Atatürkçülüğün totaliter bir düşünce olduğunu kökten Atatürkçüler dışında kolay kolay reddedebilecek bireylerin sayısı azdır diye düşünmek zor değil. Atatürkçülük yeni bir rejimi sıfırdan kurmak üzere yola çıktığında kurgularını gerçekleştirmek için çeşitli kavramlar ortaya attı ve bu kavramları rasyonalize ederek kendisinin önemli silahları olarak addetti. Kendince haklı sebepler ortaya atarak bu kavramlara sarılan Atatürkçülük, daha sonra ...

Devamı... »

Seçimlerin kazananı yine devletçilik

Partilerin devletçi vaatleri yine kazanan oldu Seçimlerin çok heyecanlı geçtiği söylemi özellikle seçim günü ve birkaç gün sonrasına kadar devam etti. Bize göre durum böyle değildi. Seçim öncesi vaatlerin de anlattığı gibi seçim sonuçlarının açık galibi devletçilik oldu. Tüm devletçi fikirler partilerin aralarındaki sıralama farklarına rağmen hâkim olduklarını bireylere anlattı -ki liberal fikirleri vaat eden parti yoktu-. Aslında durum en ...

Devamı... »

Diplomasinin dili

Uluslararası İlişkilerde diplomatik dil her zaman geçerli olmayabilir Diplomasi uluslararası ilişkiler için geçerli bir yöntem olmayı koruyor. Ülkeler arasındaki barışçıl veya çatışmacı ilişkilerin gerçekleştiği bir alan olarak kullanılmaya da devam ediyor. Diplomasi yönteminin gerekliliği açıkken diplomasiden uzak uluslararası ilişkiler gerçekleştirmenin manasızlığı da rahatlıkla kavranabiliyor. Diplomasinin ülkelerarası ilişkilerin iletişim tercihi olarak faydalı olduğunu da söylemek zorunluluk. Diplomasi gerektiği yerlerde krizleri engelleyebiliyor. ...

Devamı... »

Atatürkçülüğün izolasyonist, devletçi ırkçılığı: Milliyetçilik

Dünyadan uzaklaşan ülke ve birey Türkiye cihanda bile barış istediği iddiasında kendi içine hapsedilmiş bir ülke idi cumhuriyet tarihinin önemli bir bölümü boyunca. Sanki dünyada sadece kendisi vardı. Vatandaşlaştırılmamış bireyler dünyadan habersiz rejimin piyonları olarak cennet ülkesinde yaşamak durumundaydı. Rejimin bekçisi militer bürokrasi isterse dünya vardı, istemezse dünya yoktu. Cumhuriyetçi bürokrasi kendini, çıkarları doğrultusunda dünyadan izole etti. İzole ettiği aslında ...

Devamı... »

Atatürkçü rejimin vesayetçi bürokrasisi: Cumhuriyetçilik

Cumhuriyetçilik bürokratik vesayetin adıdır Türkiye’de Cumhuriyet tarihinden beri rejimlerin en doğrusu ve ahlâkî olanı olarak topluma ve bireye benimsetilmek istenen cumhuriyetçilik, cumhuriyetçi bürokrasinin yönetiminin adı olmuştur. İktidarı saraydan alıp millete-halka verdiğini iddia eden militer-bürokratlar, cumhuriyetin kuruluş yılları itibari ile kendilerine bir oyun alanı olarak cumhuriyetçiliği benimsediler. Kurulduğu günden itibaren doğruların en doğrusu olarak tanımlanan cumhuriyet, bir rejim olarak özünde militerlerin ...

Devamı... »

Cumhuriyet tarihinin baskıcı totaliter düşüncesi: Atatürkçülük

Atatürkçülüğün baskısı altında Atatürkçülüğün temel özelliği kendisi dışında var olan siyasal düşünce ve aktörlere yaşam şansı tanımamasıdır. Atatürkçülük kendisini tanrısal bir kata yerleştirir. Siyasalı bu yerden ve yönden yönetmek ister. Siyaset alanında her şeyi bilen, her fikrin üzerindeki bir düşünce olduğunu belirtir ve “bildirir”. Birey denilen gerçek varlığı tanımak bir yana bireyin düşüncede bile olmasını engelleme çabasındadır. Toplum onun için ...

Devamı... »

Seçimlerin kazananı yine devletçilik mi olacak?

Türkiye’de devletçiliğin siyasal partilere çok çekici geldiği açık Türkiye’de devletçi fikirler 21.yy’da da yollarına devam ediyorlar. Cumhuriyetin başlangıcını kendimize başlangıç noktası alırsak, sonraki her dönemde devletçilik “devlet” tarafından baş tacı edilmiştir. Ne darbeci askerler, ne TSK, ne de seçilmiş siyasetçiler devletçilikten uzak durmak istediler. Toplumun da devlet kadrolarından farklı düşündüğünü gösterecek pek emare yok. Türkiye’de devlet kutsandıkça devletçilik daha da ...

Devamı... »

Dış politikada objektif bakış açısından uzak olmak

Dış politika, realizm, rasyonel analiz ve doğru bilgiyi edinme Devletlerin birbirleri ile sürekli mücadele içinde olduğunu bize realizm teorisi anlatıyor. Realizm bu mücadelenin rasyonellik üzerinde yürüdüğünü özellikle vurguluyor. Devletler kendi çıkarlarını rasyonel temel üzerinde maksimize etmektedir, deniyor. Kabul edelim ki realizm uluslararası ilişkileri açıklamakta geçerli ve önemli bir teori. Siyasal geçmişi yorumladığınızda bu noktayı görüyor ve realizme hakkını teslim ediyorsunuz. ...

Devamı... »

Kimse savaşmadığında, herkes ölmediğinde…

Savaş zorunluluk olduysa Savaşın gerçekliği yakıcıdır. Kayıplar ve yok olup gidenler. Kazanılanların yanında geri gelmeyecek olan kaybedilenler. Savaş umutsuzluğu besler, hiçliği temsil eder. Her şeyin bittiği noktayı anlatırken, insana yanlışlıklarını söyler. Savaşın bu yanları güzel gelmez. Savaş kaçınılası bir yanlışlıktır. Kaybın bir anlatımı, biten hayatların son noktasıdır. En azından çoğumuz için. Kimin savaşı istediği bir problem olarak karşımızda dursa bile ...

Devamı... »

Kapitalist ülkeler ne kadar kapitalist?

Devletin olduğu yerde kapitalizm Güncel siyaset içerisinde çokça duyarsınız: “Dünyaya “Batı” hükmetmektedir ve Batı da kapitalisttir. Dolayısıyla, dünyada hâkim ekonomi politikası kapitalizmdir. Başka bir ifade ile Batı’nın uyguladığı güç ile dünyanın tamamına yakını kapitalistleşmiştir. Ülkelerin ekonomi politikalarında kapitalizm dışında bir politika oluşturmaları imkânsızlaşmıştır. Global köye dönen dünyada kapitalizm her yeri sarmıştır. Dünün komünist Çin’i bile kapitalist reformlarla ekonomisini geliştirmeye devam ...

Devamı... »