İhsan Dağı

Dün şarttı, bugün gereksiz mi?

Biliyorum pek kimsenin umurunda değil, ama yine de Avrupa Birliği’nden gelen eleştiri ve uyarıları dikkate almakta fayda var.  Şimdilerde ‘onlara ihtiyacımız yok’ denildiğine bakmayın. Bugün vesayet geriletildi, yargıya biraz çekidüzen verilebildiyse, asker kışlasında görünüyorsa bunda AB’nin payını inkar etmek mümkün değil. Sanırım bunu en çok AK Parti yöneticileri bilir; kurulu düzene karşı iktidar mücadelesini AB’nin açtığı yoldan ilerleyerek kazandılar. AB’nin ...

Devamı... »

‘Türkiye bu kutuplaşmayı kaldıramaz’

Bunu söyleyen toplumun nabzını sürekli tutan bir araştırmacı, Bekir Ağırdır. ‘Bugünkü kutuplaşma 70’lerdekinden daha vahim’ diyor, Ağırdır, Aksiyon Dergisi’ndeki röportajında. Çünkü sorun siyasetin sınırlarını aştı, topluma nüfuz etti. Siyasette bir ‘barış dönemi’ bile toplumsal kutuplaşma ve gerginliği geri çeviremeyebilir. Üstelik seçim yılına doğru ilerlerken siyasetin yumuşama değil gerginlik getireceği de kesin. Toplum elbette homojen, yeknesak, durağan bir yapı değil. Farklı ...

Devamı... »

Mesele elbette dershaneler değil

Devletin eğitim sektöründeki başarısızlığını telafi etmek üzere toplumun ve piyasanın bulduğu çözümü zorla ortadan kaldırmaya çalışan devlete ne denir?  Eğer devlet dershaneleri piyasadan silmek istiyorsa elindeki eğitim kurumlarını öylesine başarılı hale getirir ki insanlar dershanelere ihtiyaç duymazlar. Yok, bizim devlet dershanelerle ‘rekabet etmek,’ ona yönelik talebi kırmak yerine devlet zoruyla kapatmak istiyor. Veliler, öğrenciler dershanelere ihtiyaç duyuyorlar. Piyasa ve toplum ...

Devamı... »

En önemli iç ve dış politika konusu

Suriye’de yaşananlar sadece bir siyasi kriz değil, aynı zamanda insani bir trajedi. Komşu ülkelere ulaşan mülteci sayısı iki milyonu aştı. Ülke içinde yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalan insan sayısı ise 4 milyon. Ölen yüz bin insan bir yana, kalanların da hayatları altüst oldu. Bütün bunların baş sorumlusu kendi halkını katletmekten kaçınmayan bir yönetim. ‘Rejim güvenliği’nin temel mesele olduğu ülkelerde ...

Devamı... »

Demokrasi kime gerek?

Demek ki neymiş? Demokrasi sandıktan ibaret değilmiş. Öyle olsaydı, demokrasinin sandıktan ibaret olduğunu söyleyenler ‘demokratikleşme paketi’ hazırlama gereği duymazlardı şimdi. Paket, ‘sandık demokrasisi’nin talepleri karşılamaya, ihtiyacı gidermeye, sorunları çözmeye yetmeyeceğinin bir itirafı… Sandık, demokrasinin ‘gerek şartı’dır, ama ‘yeter şartı’ değildir. Sandık var işte. Gelecek yıl iki defa da milletin önüne konulacak. Kimsenin sandığa itirazı olamaz. İtirazı olanlarla da zaten işimiz ...

Devamı... »

Demokrasi varsa doğruya doğru, eğriye eğri

Demokratikleşme paketinin içeriği önemli ama daha önemlisi toplumun ‘demokratikleşme talebi’nin hükümet tarafından anlaşılmış olması. Demek ki hükümet mesajı almış, demokratikleşme ihtiyacının farkına varmış. Elbette pakette eksikler var; ancak bu, olanları görmezden gelmemizi gerektirmez. Artık ilkokullarda çocuklarımız ‘Andımız’ı söylemeyecek. ‘Varlıklarını’ başka varlıklara feda etme yeminleri içmeyecek. Çocuk dimağlarına kimi kolektif kimliklere ‘kurban’ edilebilecekleri, bunun normal ve doğal olduğu fikri sokulmayacak. Çok ...

Devamı... »

Ne oldu da AK Parti dış politikası değişti?

Türkiye’nin demokratikleşmesine, vesayet rejiminin dönüştürülmesine, yeni ekonomik aktörlerin ve düşünce kuruluşlarının yükselmesine, dünyayla entegrasyonuna paralel olarak bu geleneksel ayrım ortadan kalktı. Artık dış politika derken ‘devlet politikası’ndan değil ‘AK Parti politikası’ndan söz ediyoruz. Normal olan da bu; dış politikayı hükümetler yapar, devletin bürokrasisi uygular. Geçmişte farklıydı. Dış politikanın stratejik amaçları, yöntemi, yönelimi ‘devlet elitleri’nin verdiği kararla belirlenirdi. Çünkü vesayet dönemlerinde ...

Devamı... »

Kimlik siyasetinden çatışma ve teröre

Toplumsal gerilimin kitlesel çatışmalara dönüşmesi işten bile değildir, bir kıvılcıma bakar. Fizikî bir çatışma noktasına ulaştıktan sonra da durdurmak, geri çevirmek çok zordur. Gerilimin ve çatışmanın fay hatları genellikle etnik ve dinsel kimlikler veya ideolojik farklılıklardır. Kimlik savaşları modern dönemin ‘kan davaları’; herkesi kabilesinin etrafında toplanmaya, kabile reislerine itaat etmeye zorlar. Ne rasyonalite kalır çoğunlukta, ne hak ve hukuk ölçüsü. ...

Devamı... »

Kimlik siyasetinden çatışma ve teröre

Toplumsal gerilimin kitlesel çatışmalara dönüşmesi işten bile değildir, bir kıvılcıma bakar. Fizikî bir çatışma noktasına ulaştıktan sonra da durdurmak, geri çevirmek çok zordur. Gerilimin ve çatışmanın fay hatları genellikle etnik ve dinsel kimlikler veya ideolojik farklılıklardır. Kimlik savaşları modern dönemin ‘kan davaları’; herkesi kabilesinin etrafında toplanmaya, kabile reislerine itaat etmeye zorlar. Ne rasyonalite kalır çoğunlukta, ne hak ve hukuk ölçüsü. ...

Devamı... »

Peki, Aleviler ne olacak?

Dindarlar, Kürtler sorunlarını çözüyor, kaderlerini ellerine alıyor. Peki ya Aleviler? Alevilerin de sorunları ve talepleri var. Eşitlik, tanınma, temsil, katılım istiyorlar. Postmodern kimlikler çağında bu taleplerine itiraz etmek, hele onlar adına onları tanımlamak imkânsız. Üstelik sadece ‘moral’ bir imkânsızlık değil bu; Alevilerin sıkıntılarının giderilmesi ve taleplerinin karşılanması, toplumsal barışın tesisi için bir gereklilik. Barış istiyorsanız ‘sosyal gerçeklik’e karşı devleti yedeğine ...

Devamı... »