İhsan Dağı

Böyle bir devlet ister misiniz?

Yıl 1984 idi. Yirmi yaşında bir üniversite öğrencisiydim. İlk gençlik yıllarım 12 Eylül dönemine denk düşmüştü. Darbe sabahı banyo sobasında kitaplarımı yakarken büyüdüm, olgunlaştım. Devleti, otoriteyi, keyfîliği, haksızlığı, hukuksuzluğu o an tanıdım. Devleti çok daha büyük acılarla tanıyan ağabeylerim de oldu… Benim payıma susmak, düşüncelerimi, politik kimliğimi, kitaplarımı saklamak düştü. Yıl 1984 idi. Elime George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen ...

Devamı... »

Dershane kapatan devletle yüzleşmek

Aslında ne dershaneleri ne de eğitimi tartışıyoruz. Konumuz devlet, devletin sınırları. Bizim kurduğumuz ve bizim vergilerimizle yaşayan devletin bizim hayatımıza sınırsız müdahalesi… Devletine sınır çizemeyen, devleti kendi hak ve özgürlükleriyle sınırlandıramayan toplumlar kendi yarattıkları devletin tahakkümü altındadırlar. Sorunumuz bu… Bizde geleneksel olarak devlet kültürü baskındır. Devlet aşkın, adeta kutsal addedilir. Eleştiri, soru değil iktidardakine itaat beklenir. Yoksa ya fitne çıkar, ...

Devamı... »

Kürt siyasetinin yükselişi ve…

Barzani, Talabani ve Öcalan, Kürt siyasal hareketinin üç önemli temsilcisi. Irak’ta merkezî hükümetin cumhurbaşkanı Talabani, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkanı Barzani. Öcalan ise cezaevinde ama Türk hükümetiyle bir süreç yönetiyor ve Suriye’deki örgütü PYD, devlet olmanın eşiğinde… Kürt siyaseti altın çağını yaşıyor. Özellikle Barzani, mevcut konumlarının ne kadar değerli olduğunun farkında. Temel önceliği Irak Kürdistan’ındaki kazanımlarını pekiştirmek. Onca yıllık mücadeleden sonra ...

Devamı... »

Muhafazakâr değil devrimci

Bizim devlet bir acayip. Yüz yıldır değişmedi. Hep en iyiyi, en doğruyu, en çağdaşı, en ahlaklıyı, en dindarı kendisinin bildiğini sanıyor. Sonra da bildiğine göre ‘yeni toplum’ inşa etmeye çalışıyor. Kemalist vesayete karşı mücadele yıllarında rejimin en çok eleştirilen yönlerinden birisi halkın tercihlerini hiçe sayan, halk için neyin iyi, neyin kötü olduğuna kendisi karar veren ‘Jakoben devlet’ zihniyetiydi. Post-Kemalist dönemde ...

Devamı... »

Devletin mahreme girmesi caiz midir?

Devlet, evimize kadar elini kolunu sallaya sallaya nasıl girecek? Senin veya başkasının, herkesin evi mahrem. Devletin ne işi var elin mahreminde? Mesele ne şu ne bu; tepemize dikilen, her şeyimize karışabileceğini sanan bir zihniyetin kendini iyice göstermesi ve de kendini sınırsız, mutlak bir güç sanması. Konumuz öğrenci evleri değil. Herkese, her şeye karışmayı normal gören bir zihniyet; insanların özel alanlarına, ...

Devamı... »

Türkiye 2 milyon sığınmacıya hazır mı?

Bilmiyorum farkında mıyız? Sorun büyük. Ne kadar konuşmasak, gündemimize almasak da Suriyeli sığınmacılar sorunu büyüyerek üzerimize geliyor. Saklayacak, görmezden gelinecek gibi değil. Resmi rakamlara göre sığınmacıların sayısı 600 bin kişiyi aştı. Gayri resmi rakamlara göre ise 800 bin ile 1 milyon kişi arasında. Suriye’de savaş sürdükçe de sığınmacı sayısı artmaya devam edecek. Birleşmiş Milletler 2014 yılı içinde Suriye’den göç edeceklerin ...

Devamı... »

Başörtüsü özgürlüğü değerliyse…

Başörtülü kadınların hikâyesi kulağımıza küpe olsun. Ne zulümler yaptık onlara… Şimdi özgürler.  Ders alalım ve bir daha insanların bireysel tercihlerine karışmayalım; biz karışmayalım, devleti de karıştırmayalım. Anlamı yok, gereği yok, sonuç alacağı yok bu işlerin. Tercihlerden kolektif kimlikler üretmek, sonra da kimlikleri ötekileştirmek ve çatıştırmak siyasetin ‘normal’ mekanizması olamaz, olmamalı. Ama oldu. Başörtüsü de ‘kimlik siyaseti’nin bir sembolü haline geldi; ...

Devamı... »

Tamam, MİT’i sevmeyen ölsün!

‘Muhatabım İhsan Dağı’ demiş, sevgili Mümtaz’er Türköne önceki günkü yazısında. Emin değilim bundan ama tamam, olsun. Öncelikle, Türköne’nin eleştirdiği yazımın esasını, ana fikrini MİT tartışması oluşturmuyor; daha genel bir ‘muhafazakârlar-devlet ilişkisi’ eleştirisi yapıyorum. Dediğim de özetle şu: Özünde ‘sivil bir çevre’ hareketi olan muhafazakârların kendilerini devletle özdeşleştirmeleri onların ‘sivilliğini’, devletin de ‘demokratikleşmesini’ zora sokar. Devletle muhafazakârların aralarında ‘mesafe’ ve ‘eleştirellik’in ...

Devamı... »

Muhafazakârlar devleti çok sevdi

Tartışmanın içeriği ne olursa olsun, başında kim bulunursa bulunsun bir istihbarat örgütünün muhafazakâr-İslamcı çevrelerce bu kadar sorgusuz sualsiz savunulması ilginç değil mi? Özünde ‘sivil bir çevre’ hareketinin ‘devletin derinlikleri’ne bu denli savruluşunu özellikle de muhafazakâr-İslamcı gelenekten gelenlerin düşünmeleri, sorgulamaları gerekmez mi?  Muhafazakârlar kendilerini devletle özdeşleştirmiş görünüyorlar; aralarında ne mesafe ne de eleştirellik kaldı. Bu yeni ilişki biçimi, son dönemde değişimin ...

Devamı... »

Devlete ‘dur’ demek mümkün mü?

Size hizmet eden mi, yoksa size ‘kimlik’ iliştirmeye çalışan bir devlet mi istersiniz? Tercihlerinize saygı duyan ve serbesti tanıyan bir devleti mi, yoksa dilinize, dininize, ahlakınıza, kıyafetinize karışan bir devleti mi tercih edersiniz?  Tamam, devletin size karışmasını istemezsiniz; peki ya ‘size’ benzemeyenlere, ‘ötekiler’e karışmasına ne dersiniz? ‘Ötekiler’i size benzetmeye çalışan bir devlet sizi memnun mu eder, rahatsız mı? İdeolojimiz, kimliğimiz ...

Devamı... »