Mustafa Akyol

TSK’nın ‘içyüzüne’ dair bir hatıra

Bir “ıslak imza” ile iyice ayyuka çıkan “irticaya karşı eylem planı”, ne kadar tuhaf bir ülkede yaşadığımızı bize bir kez daha gösteriyor. Bu işin “sonuna kadar gidilmesi” ve sorumlu subayların, her ne kademede iseler, sivil yargı önünde hesap vermesi gerektiği apaçık ortada. Ancak karşımızdaki problem bundan da büyük. Çünkü sorun, o bildik “çürük elma” ve “münferit vaka” edebiyatına sığamayacak kadar ...

Devamı... »

Ey PKK, sahi hiç pişman değil misin?

Silah bırakarak Habur’dan Türkiye’ye giren PKK militanlarının ağzından çıkan en çarpıcı laf, “pişman değiliz” beyanıydı. Son günlerde bazı “solcu” kalem sahipleri de bu söze sahip çıktı, “tabii, haklı adamlar, niye pişman olsunlar ki” mealinde şeyler demeye başladı. Allah, Allah… Ortada pişmanlık duymayı gerektiren bir şeyler yok mu gerçekten? PKK üyelerine soralım: – 1970’lerin sonundan bugüne dek, sadece askeri hedeflere değil, ...

Devamı... »

PKK’yı doğru anlayalım artık

Günlerdir Habur sınır kapısından “silah bırakmış” olarak Türkiye’ye giren PKK militanlarının görüntülerinin “kabul edilemez” olduğunu işitip duruyoruz. Peki neye göre “kabul edilemez”? “Bizim”, yani Türklerin “PKK algısı”na göre. Bu algıya göre, PKK, gözlerini kan bürümüş bir katiller sürüsü. Sadece Türk askerlerini değil “Kürt bebeklerini” de öldüren, tüm bunları da “dış güçler”e uşaklık etmek için yapan insanlıktan çıkmış bir çete. Ancak ...

Devamı... »

Liberaller Allahsız mıdır?

Bizim memlekette “anlam kayması”na uğrayan bir sürü kavram var. Biri, “liberal”lik. Bu kelime, pek çok kişinin zihinde, aşağı-yukarı, “Kemalist olmayan, dindarlara saygılı, ama dinle-imanla pek alakası olmayan kişi” anlamına geliyor. Onun için de, tamamen aynı siyasi ve ekonomik görüşleri savunan iki ayrı adamdan viski içenine “liberal”, camiye gidenine “muhafazakar” denebiliyor. İşin bu popüler boyutu bir yana, son dönemde bir de ...

Devamı... »

Önce vatan mı önce adalet mi?

Geçen haftanın tuhaf işlerinden biri “İstanbul’un Kurtuluş Günü etkinlikleri çerçevesinde” bazı camilere asılan tuhaf mahyalardı. Minareler arasında birden bire “ne mutlu Türküm diyene”, “milli birlik esastır”, “ordumuza şükran borçluyuz”, ve “önce vatan” gibi laflar beliriverdi. Akabinde, bunun Diyanet İşleri Başkanlığı’nın değil de, İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün marifeti olduğunu da öğrendik. Bu mahyaları çoğu yorumcu gibi benim de yanlış bulmamın sebebi, ...

Devamı... »

Hem akılcı, hem şahsiyetli…

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Ermeni meslektaşı Nalbantyan ile iki gün önce Zürih’te imzaladığı protokoller, kuşkusuz tarihi bir adımdı. Evet, son anda hiç beklenmedik bir “kriz” çıktı, sinirler gerildi, imzalar gecikti, ama nihayetinde “adım” atıldı. Çok da iyi oldu. Tabii protokollerin hayata geçmesi için her iki ülkenin meclisinde onaylanması gerekiyor. Her iki tarafın ulusalcılarının bunu engellemek için çaba harcayacaklarını da şimdiden ...

Devamı... »

Yıl 2040, yer Kürdistan

KRT (Kürt Radyo ve Televizyonu) 19.30 Ana Haber Bülteni: – Sayın seyirciler, bugün Ulusal Şef tarafından Botan Cumhuriyet Parkı’nda yapılan açıklamada Kürt Ulusal Devrimi’nin kazanımları tüm ulusa hatırlatıldı. Emperyalizme karşı verilen çetin bir savaşımdan sonra elde edilen bağımsızlığın her Kürt için en kutsal değer olduğunun altını çizen Ulusal Şef, on yıl önce kaybettiğimiz Yüce Önderlik’in ilkelerinin önemini de bir kez ...

Devamı... »

Şeyh Said ‘İngiliz ajanı’ mıydı?

Türkiye siyasetinin önemli isimlerinden Abdülmelik Fırat’ı geçen hafta kaybettik. Allah rahmet eylesin. Hem kimliğiyle iftihar eden bir Kürt, hem de PKK terörüne hep karşı çıkan bir demokrattı. Tam bir beyefendi, bir nezaket timsaliydi. Ve, elbette, 1925 senesinde Cumhuriyet rejimine isyan eden Şeyh Said’in torunuydu. O vesileyle merhumun dedesinin gerçek hikayesine biraz değinmek istiyorum. Biz Türkler “milli eğitimimiz” boyunca “Şeyh Said’i ...

Devamı... »

‘Laik Türkiye’nin teokrasimsi halleri

Anayasa profesörü Ergun Özbudun hocanın “pasif laiklik” kavramından söz etmesi ve Türkiye’ye bunun lazım geldiğini söylemesi üzerine yine “rahatsızlıklar” başgösterdi medyada. Ve her zamanki gibi bir dizi evlere şenlik argüman yeşeriverdi. Bizdeki otoriter laikliğin çok iyi bir şey olduğu, bunun tek alternatifinin de “teokrasi” olacağı ezberini bilmem kaç bininci kez okuduk. Bu otoriter laikliğin “demokrasinin olmazsa olmaz koşulu” olduğu hikayesini ...

Devamı... »

Türk ırkçılarının inandığı yalanlar- III

Her Türk Sevr’in gölgesinde büyür. Tarihin tozlu sayfalarında kalmış bu antlaşmayı dünyada hatırlayan pek kimse kalmamışsa da, biz onunla yatar, onunla kalkarız. Bu milli korku sayesinde de darbe yapan generallere, parti kapatan hakimlere veya iki çift dürüst laf edeni (mesela Hülya Avşar’ı) soruşturan savcılara alkış tutarız. “Sevr paranoyası”nın temel işlevi budur. Demokrasi görünümlü otoriter rejimimizi korumaya yarar. Ama bir de ...

Devamı... »