Türkiye İşgal Edilebilir mi?

“Amerikalı diplomat Richard Holbrooke 1990’ların Yugoslavyası konusunda ‘seçimlerin özgür ve adaletli, seçilenlerin ise ırkçı faşistler ve ayrılıkçılar olduğunu düşünün’ diyor. ‘İşte ikilem bu.’  Gerçekten de öyle ve yalnızca Yugoslavya’nın geçmişi değil günümüz dünyası için de. Örneğin, İslam dünyasında yüzleştiğimiz tehdidi düşünün. Genellikle baskıyla yönetilen bu ülkelerde demokrasiye olan ihtiyacın bilincindeyiz. ...

Devamı... »

Vatan’ı Beklemek

Annem, halam ve teyzem, içinde bisküvi, yemek ısmarlama geçen komik bir hatıra… Annem hatırayı nakletmeye şu cümleyle başladı: “Hani vatanı bekliyorduk ya…” Kasdettiği şey, 15 Temmuz sonrası meydanlarda tuttuğumuz nöbetler… O an “Demokrasi Nöbetleri” tamlaması aklına gelmedi fakat esasında o tamlamanın kasdettiği şey buydu: Vatanı beklemek! 15 Temmuz öncesinde, kendi ...

Devamı... »

İşgal’den Önceki Son Çıkış

Amerika’da neden darbe olmaz? Çünkü Amerika’da Amerika Büyükelçiliği yoktur. Bir şaka olsa da aksi ispatlanmadı bu durumun. Aynı şekilde, Amerika haricinde bir ülkede darbenin gelişini haber veren iki şey daha var. Birincisi, eğer Fareed Zakaria bir ülkeye “entelektüel” ilgisini artırdıysa ve o ülkenin, meşhur kitabında bahsettiği “illiberal demokrasi”lerden[1] birisi olduğuna ...

Devamı... »

Dünden Sonra, Yarından Önce

Eski özel harekâtçı Mete Yarar, 15 Temmuz’dan sonra geriye doğru düşündüğünde birleşen noktalar üzerinden çok önemli bir şey söylüyor. 29 Mart 2016’da Amerika İncirlik Üssü’ndeki personelinin ailelerini tahliye etme kararı aldı. Yoğun bir terör ortamında olduğumuz için üzerine çok düşünmedik kamuoyu olarak. Yarar, benzer vakıalara, başka ülkelere baktığında, sadece terör ...

Devamı... »

Batı ve Cemaat’in İşgal İçin Meşruiyete İhtiyacı Yok

Batı bir yalana inanmak istiyor. İşine gelen, ezberlerini bozmasını gerektirmeyecek, zihin konforunu ve hayat akışını etkilemeyecek bir yalan bu. Gülenciler ve “cemaatin liberalleri” de o yalanı söylüyor, alan razı satan razı durumu. Fakat bu bir ikilem. Zihin konforunuz ve hayat akışınız, ikisinden biri bozulmadan devam edebilecek bir dünyada yaşamıyoruz. Eğer ...

Devamı... »

Cahil Kahramanlar ve Dünyanın Rengi

Humans of Ankara (@humansofankara) tarafından paylaşılan bir fotoğraf (9 Ağu 2016, 03:24 PDT) Fotoğrafı kuzenim Ahmet Turan Bozkurt çekti. Kale civarında sokak müziği icra edip harçlık denkleştiren ikili, Neşet Ertaş’ın “Cahildim dünyanın rengine kandım” türküsünü söylüyormuş. “Cahil” kelimesinin Anadolu’da kullanımı sözlük kullanımından biraz farklıdır. “Bilgisiz” olma halini daha ziyade “hayat ...

Devamı... »

Arınma Süreci ve “Cemaatin Liberalleri”

Her camia içindeki darbeci, darbe sever ve darbeye ses çıkarmayan eyyamcılardan arınmalı, onları deşifre etmeli ve aralarına mesafe koymalı. Liberaller dahil. Darbenin başarısız olmasından sonra, liberallikte bayrağı kimseye kaptırmayanların “darbe değil demokrasi” gibi omurgasız birkaç twitle, aklımızla dalga geçmelerini belki cemaatçiler yutuyor veya öyleymiş gibi yapıyorlar fakat kamuoyu yutmuyor, yutmamalı. ...

Devamı... »

İşgal Tehditi ve İşin Ciddiyeti

Nereden duyduğumu ve menşeini hatırlamadığım fakat hiç unutmadığım bir söz var: Bazı devletler kendi ordusunun işgali altındadır. Türkiye yıllarca kendi ordusunun işgali altında yaşadı ve özellikle son on yılda temel mücadelemiz, “askerî vesayetin geriletilmesi” vesair tartışmalarıya, bu işgalin geriletilmesiydi. Başarı sağladığımızı, yol aldığımızı düşünüyorduk fakat tüm bunların tek seferde elden ...

Devamı... »

Ankara’da patlayan canlı bomba size ne kadar uzakta?

Canlı bombalar eskiden Bağdat’ta patlardı. Bağdat bize çok uzaktı. Sonra Suriye’de patlamaya başladı. Suriye sınır komşumuz ama sonuçta başka bir ülke. Ülkemin sınırları dışında patlayan bombalar beni çok da ilgilendirmiyordu açıkçası. Aradan geçen zamanda ülkemin sınırları dışında patlayan bombaların yarattığı iklim ülkeme sızmaya başladı. Sonra ilk bomba 2013’te Reyhanlı’da patladı. ...

Devamı... »

Mozart’ın Penceresi

Bir şehri gezmeye nereden başlarsınız? Ben olduğum yerden başlarım. Bavulumu bıraktığım yeri merkez alarak, bir kilometrekarelik alanda, yürüme mesafesinde ne varsa ilk önce orasını gezerim. Gerçi buna pek gezmek de denemez, belki “vakit geçirmek”… Viyana’ya ilk gittiğimde de aynını yaptım. Otelden çıkıp, etrafta ne var ne yok dolaşmaya çıktım. Kaldığım ...

Devamı... »