Vahap Coşkun

PKK şiddetten vazgeçer mi?

Kürt meselesi gibi -içinde şiddet de barındıran- etno-politik sorunlar, ancak müzakere yoluyla çözülür. Fakat müzakere aşamasına geçilmesi, tarafların “şiddeti bir çıkış yolu olarak görmekten vazgeçmiş olmalarına” bağlıdır. Taraflarda şiddet yoluyla birbirlerini maddi ve manevi anlamda ortadan kaldıracaklarına dair bir düşünce var olduğu müddetçe, gerçek anlamda müzakerelere başlanmaz. Ancak şiddetten bir sonuç alınamayacağı görülmüşse müzakereler başlayabilir. Sağlam siyasi irade Müzakerelere başlanması ...

Devamı... »

AKP’nin Uludere’de yaptığı tek bir doğru iş yok

CHP ve AKP Kürtlerin hak meselesi konusunda bir araya geldi. Bu gelişmenin sonrasında Aysel Tuğluk hapis cezası aldı. Herkes ne oluyor diye sordu. Biz de bu soruyu ve daha fazlasını bölgeyi yakından takip eden Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun’a sorduk. Coşkun, geç atılan adımların istekleri daha da keskin hale getirdiğini söylüyor.Kürtlerin hak sorunu meselesinde sizce ...

Devamı... »

Uludere’nin ilk düğmesi

Uludere Katliamı, Mümtaz’er Türköne’nin de dediği gibi “AKP hükümeti için bir ‘bataklığa’ dönüştü; bu bataklığı hükümet kendi eliyle yarattı ve Türkiye’nin vicdanı hükümetin bu bataklıktan elini kolunu sallayarak çıkmasına izin vermiyor.” Uludere , Kürtler için derin bir travmadır. 34 insanın katledilmesi, birbirine karışmış ceset parçalarının dağ başlarından toplanması ve cenazelerin katırlarla taşınmasında ortaya çıkan tablo -sadece Uludere ’de yakınlarını kaybedenlerde ...

Devamı... »

27 Mayıs, vesayet ve Kürt meselesi

Bugün vesayet rejiminin eskisi gibi devam ettiği söylenemez; bu konuda hatırı sayılır mesafe alındı. Ne var ki “vesayet bitti” de denilemez. vesayetten kurtulmanın yolu, hem 27 Mayıs ile oluşturulan vesayetçi anayasal-yasal düzeni sona erdirmekten hem de Kürt meselesini çözmekten geçiyor. Bunlar ise ancak yeni ve demokratik bir anayasa ile mümkün. Kemalistler, 1923-1946 yılları arasında hüküm süren tek parti rejimini, genellikle ...

Devamı... »

Darbecilerin işi zor

Darbecilerin ilk ve kısa vadeli hedefi, yönetimi ele geçirmektir. “Kardeş kanının dökülmesini önleme”, “bozulan millet iradesini tesis etme”, “meşruiyetini kaybetmiş bir iktidarın yerine meşru bir yönetim oluşturma”, “demokrasiye balans ayarı verme”, vb. gerekçeler, asıl maksadı gölgelemek için kullanılırlar. Darbe yapanlar, kesin ve az bir zaman içinde sonuç alacakları reçetelerine güvenirler ve ülkeyi en iyi şekilde kendilerinin yöneteceğine inanırlar. Bu nedenle ...

Devamı... »

İstisnai Eşitlik

8 Şubat sürecinde Türkiye’de genel olarak dindarlara ve özel olarak da başörtülülere yönelik büyük bir zulüm politikası uygulandı. Başörtüsü, Cumhuriyet’in makbul vatandaş projesinin iflasını görünür kıldığından başörtülü kadınlar katmerli bir eziyete maruz kaldılar. Başörtülüler -neredeyse- vebalı muamelesine tabi tutuldular, üniversitelere giremediler, sokak ortalarında başlarını açmaya zorlandılar. “Rejimin kara kafalı düşmanları” olarak mimlendiler. İçinde bulundukları utanç batağını göremeyen ama kendisinde “çağdaşlık” ...

Devamı... »

AKP, kategorik reddiye ve eleştiri

1. Etyen Mahçupyan, benim “bir tarafın parçası olarak konuya baktığımı” belirtiyor: “Özellikle bir tarafın parçası olarak konuya bakanlar, karşı tarafın ‘yeni’ bir şey yapmasını bekliyorlar ama bir yandan da o tarafın hiçbir yaptığının yeni olmadığını kanıtlamaya çalışıyorlar… Bu çerçevede giderek ‘yaygınlaşan bir tür AKP alerjisi’ ise giderek siyasî analizin yerine geçiyor. Vahap Coşkun’un 2 Nisan tarihli Taraf yazısı bu tutumu ...

Devamı... »

Temcit Pilavı

Başarılı bir halkla ilişkiler çalışmasıydı. “Hükümetin Yeni Kürt Stratejisi”ni anlatmak için dört gazete seçilmişti. İkisi (Milliyet ve Taraf) haberi manşetten gördü; diğer ikisi ise (Habertürk ve Yeni Şafak) bu haberi Ankara temsilcilerinin makalelerinde ayrıntılı bir şekilde işledi. Hükümet, toplumun ilgisi istediği yöne çekmeyi başardı. Gündemi, yine o belirledi; televizyon ekranlarında ve gazete köşelerinde “yeni strateji” tartışıldı.Haberin zamanlaması, şapka çıkartılacak kadar ...

Devamı... »

Vatandaşlık meselesi

1924 Anayasasında (m.88) vatandaşlık şöyle tanımlanır: “Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlak olunur.” 1961 Anayasası (m.54) ve 1982 Anayasası’nda (m.66) ise, vatandaşlık için aynı tanım benimsenir: “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Genellikle 1924’teki tanımın 1961 ve 1982’ye nazaran daha yumuşak olduğu söylenir. Çünkü “herkes Türktür” şeklindeki bir ibarenin, 1924’teki en azından ...

Devamı... »

CHP ve Dersim: Kaçınılmaz yüzleşme ihtiyacı

  Bugünlerde elimde bir kitap var. Tarih Vakfı tarafından yayınlanan ve adı “Toplumsal Bellek, Kuşaklararası Aktarım ve Algı: Dersim 38’i Hatırlamak” olan bu kitap Bülent Bilmez, Gülay Kayacan ve Şükrü Aslan tarafından kaleme alınmış. Alan araştırmasına dayanan bu sözlü tarih çalışması çok değerli bilgiler içeriyor ve güncel tartışmalara da ışık tutuyor.  Kitabın “38’de Neler Yapıldığına Dair Beyanlar” bölümü son derece ...

Devamı... »