Vahap Coşkun

İYİ Parti kimin için “İYİ”?

24 Haziran’da halkın önüne konulacak olan sandığın iki önemli ve yeni özelliği var. Birincisi, partilerin seçim öncesinde ittifak yapabilmeleridir. İkincisi de yasama ve yürütme organlarının ayrı seçilecek olmasıdır. Her iki özellik de belirleyici bir nitelik taşıyor. Partilerin alternatiflerini çoğaltıyor ve onlara geniş bir alan açıyor. İmkânları iyi değerlendirebilenlere avantajlar sağlıyor. AK Parti ve MHP, bu düzenin mimarları olarak, seçimlerin çok ...

Devamı... »

Barışı hep akılda tutmak

Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI), Norveç’in başkenti Oslo’da ana başlığı Zor Zamanlarda Türkiye’de Kapsayıcı Bir Diyalogu Güçlendirmek olan bir yuvarlak masa toplantısı düzenledi. İki gün süren toplantı Çatışma Çözümünde Medyanın Rolü konusuna odaklandı. Bu çerçevede dünya örnekleri ele alındı, üzerlerine tartışmalar yapıldı. Norveç çatışmaları sonlandırmayı amaçlayan birçok sürecin içinde yer alan bir ülke; bu nedenle Oslo da çatışma çözümü alanının en önemli merkezlerinden biri. Başta ...

Devamı... »

Etik sorgulamanın doğru adresi

CHP’den 15 milletvekili Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla partilerinden istifa edip İYİ Parti’ye katıldılar. Katılımlarla birlikte İYİ Parti Meclis’te grup kurabilecek bir vekil sayısına erişti ve seçimlere katılma hakkını elde etti. Zira ilgili mevzuat, Meclis’te grubu bulunan partilerin seçimlere katılmalarına imkân tanıyor. CHP’nin yaratıcı bir hamleye imza attığına şüphe yok. AK Parti-MHP bloku seçim tarihini tespit ederken İYİ Parti’yi oyunun dışında ...

Devamı... »

Taşeron işçinin ekmeğine göz koymak

Bizde “devlet memuru” olmak çok makbuldür. Her zaman böyleydi bu. Gerçi daima maaşlardan şikâyet edilir, tatmin edici bulunmaz. Ama yine de “devlete kapağı atmak” insanlara kendini güven altında hissettirir. Büyük bir kaza-belâ olmazsa işini kaybetmeyeceğini bilmek, insanlara iyi gelir. Dolayısıyla devlet dairesine rağbet hep yüksek olur. Bu yüzden, hükümetin taşeron firmalarda çalışan işçileri devlet kadrolarına alacağını açıklaması, kamuoyundan takdir aldı ...

Devamı... »

Zeytindağı (2) “Tarihin hakkı tarihe, Cemal’in hakkı Cemal’e”

Enver, Talât ve Cemal Paşalar arasında Cemal’e yakınlık duyar Atay. Ona göre, kendi gençliğinin beklediği özgürlükleri — yani kadın, düşünce ve hayat özgürlüklerini — ancak Cemal Paşa ve onun kafasındakiler sağlayabilir(di). Onun maiyetinde Dördüncü Ordu’da çalışmaya başladığında Atay’ın ilk dikkatini çeken, Osmanlı’nın bu topraklardaki zayıflığı oluyor.   “Çıplak İsa, Nasıra’da marangoz çırağı idi; Zeytindağı’nın üstünden geçtiği zaman, altında kendi malı ...

Devamı... »

Zeytindağı (1) “Yok kanun, yap kanun”

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay’ın Zeytindağı eserini “Cumhuriyet devri edebiyatının en büyük hadiselerinden biri” olarak kıymetlendirir. Behçet Kemal Çağlar, Zeytindağı’nı okumanın “adeta bir borç ve vazife” olduğu kanısındadır. Hüseyin Cahit Yalçın ise Zeytindağı’nı “ Türk’ün acı günlerini bütün neşeleri, heyecanları ve ıstırapları ile yaşatan bir abide” olarak niteler ve ekler: “Bir muharrir, bütün ömründe böyle bir kitap yazabilmişse, dünyaya beyhude gelmemiş demektir.”   Zeytindağı, I. Dünya Savaşı’nda Dördüncü Ordu Komutanı ...

Devamı... »

Mehmet Altan kararı (*)

Mehmet Hasan Altan, 10 Eylül 2016’da gözaltına alınır. 21 Eylül 2016’da Savcılık huzuruna çıkarılır. Savcılığın tutuklama istemi üzerine İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilir. 22 Eylül 2016’da hâkimlik, Altan’ın “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırma veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma” suçlarından tutuklanmasına karar verir. Altan, 28 Eylül 2016’da tutuklanma kararına itiraz eder. İtirazı reddedilince 8 ...

Devamı... »

Resmî ideolojinin gücü (4)

Uzunca bir ara oldu. Son yazının üzerinden epey bir vakit geçti, köprülerin altından çok sular aktı. Ancak çıkılan yoldan geri dönmek de olmaz. Onun için Orbay’ın anıları üzerinden bahsini ettiğimiz resmî ideoloji derslerini tamamlamak lazım. Ama önce biraz hatırlatma ve toparlama yapmalı. Orbay’ın yaşadıklarından hareketle başlıca üç ders çıkarabileceğimizi söylemiştim. Birincisi, geçmişte çok nazik makamları işgal etmeniz ve kudretli olmanızın ...

Devamı... »

Resmî ideolojinin gücü (3)

Rauf Orbay’ın siyasî hâtıralarından çıkardığımız derslere devam edelim. Önceki yazıda ilk dersten söz etmiştim. İkinci ders ise, iktidarın kısmî bir krizi kendisi için genel bir fırsata dönüştürme ve yerel bir hadiseyi bütün muhalefeti susturmak için kullanma maharetine dairdir. Orbay ve arkadaşlarının Şeyh Sait İsyanı’ndan sonra başına gelenler de bunu teyit eder. Halk Fırkası’ında Cumhuriyetin ilânı ile başlayan tartışma bir türlü ...

Devamı... »

Oyunu bozmak yetmez; oyun kurmak lâzım!

Fenerbahçe maçı için Trabzon’a gittim. Niyetim maçı seyredip dönmekti. Bordo-Mavili şehirde olduğumu gören Ali Fikri Işık, “Hamsi tadında bir maç yazısı bekliyorum” dedi. La Liga’da Real’in, Süper Lig’de de Trabzonspor’un nahoş gidişi nedeniyle uzun bir müddettir elim futbol yazmaya gitmiyordu. Arada Işık’ın yazdıklarıyla giderdim açlığımı.  Onun yazılarını daima merakla beklerim; hevesle okur ve hep yeni şeyler öğrenirim. O böyle bir istekte bulununca ...

Devamı... »