Vahap Coşkun

Arada

Türkan Elçi, eşi Tahir Elçi’yi kaybettikten sonra yaptığı ilk açıklamada onun öldürülmesini kimsenin adamı olmamasına bağlamıştı: “Her kesimden sevildiği için böyle bir şeyle karşılık buldu, hayatı sonlandırıldı. Bir tek tarafın adamı olmuş olsaydı ona yönelik bir şey olmayacaktı. Adım gibi eminim.” Acı bir gerçeğin çarpıcı bir ifadesi bu. Siyasi mücadelenin keskinleştiği dönemlerde mücadelenin tarafları her şeyin hatlarının kesin sınırlarla çizmek ...

Devamı... »

Tahir Elçi’nin ardından

Türkiye’de Kürt meselesi, insan hakları ve hukuk devleti gibi konularda çalışan hemen herkesin Tahir Elçi ile bir irtibatı oldu. Bugün PODEM (Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Merkezi) şemsiyesi altında faaliyet yürüten olarak da bizler de, birçok çalışmada Elçi’yle teşrik-i mesaide bulunduk. PODEM’in Elçi’nin ardından yayınladığı mesajı sizinle de paylaşmak istiyorum: “Uzun yıllardır tanıdığımız, sayısız çalışmada birlikte yer aldığımız, her fırsatta ...

Devamı... »

Yürekten Vurulmak

Söz tükenmez. Söz bittiğinde hayat sona erer çünkü. Sözün tükendiğini kabul etmek, yaşamın manasını yitirmek, kaba kuvvete boyun eğmektir. Söz devam eder. Önce de söz vardı, sonra da söz olacak. Söz hayatın kendisidir. Ama bazen sözü söylemekte zorlandığınız anlar olur. Kelimeler boğazınıza dizilir. Aklınız başınızdan gider, düşüncelerinizin kontrolünü yitirirsiniz. Kızgınlık, korku, endişe, öfke, nefret, acı, ızdırap hepsi birden beyninize hücum ...

Devamı... »

Yürekten vurulmak

Söz tükenmez. Söz bittiğinde hayat sona erer çünkü. Sözün tükendiğini kabul etmek, yaşamın manasını yitirmek, kaba kuvvete boyun eğmektir. Söz devam eder. Önce de söz vardı, sonra da söz olacak. Söz hayatın kendisidir. Ama bazen sözü söylemekte zorlandığınız anlar olur. Kelimeler boğazınıza dizilir. Aklınız başınızdan gider, düşüncelerinizin kontrolünü yitirirsiniz. Kızgınlık, korku, endişe, öfke, nefret, acı, ızdırap hepsi birden beyninize hücum ...

Devamı... »

Kadim mesele (2): Türklük / Türkiyelilik

Aslında hukuki hikâye iyi başlamıştı. 1. Dünya Savaşı’nın ardından memlekette bir kurtuluş mücadelesi veriliyordu. Mücadele eden çok sayıda grup vardı ve hepsi de kimliklerine sahip çıkma ve kendi mahallerini yönetme konusunda duyarlıydı. 1921 Anayasası, grupların bu hassasiyetlerini yansıtıyordu ve iki önemli özelliğe sahipti: Birincisi, herhangi bir etnik kimliğe dayanmamasıydı. Anayasada bir kimliği diğerine üstün kılacak veya bunu ima edecek herhangi ...

Devamı... »

Kadim mesele (1): Türk Milleti / Türkiye Milleti

Leyla Zana’nın Meclis’teki yemininde öne çıkan iki boyut var. İlki, Zana’nın yemine başlarken Kürtçe barış çağrısında bulunması. Kürtçe, bu kez 1991’de olduğu gibi sorun olmadı ama Meclis kayıtlarına “X dili” olarak geçti. Meclis’te Kürtçe konuşmanın bir felaket olarak görülmemesi iyi. Fakat Kürtçenin halen “X” diye nitelendirilmesi çok ayıp. Devletin televizyonunda 24 saat Kürtçe yayın yapılırken, devletin üniversitelerinde Kürtçe lisans, yüksek ...

Devamı... »

‘Kınasan da dert kınamasan da’

Ceren Kenar’ın altını çizdiği bir husus var; Paris saldırısını gerçekleştirenlerin hiçbiri mülteci değil. Hepsi de Avrupa’da doğdular, Avrupa’da büyüdüler. Avrupa’nın eğitim tezgâhından geçtiler, orada sosyalleştiler. Ama bir noktada kendilerini büyüten kültürle irtibatlarını kopardılar, ona düşman kesildiler. Şimdi de diğer Avrupalıları öldürüyorlar. Mülteci değiller; ama onların yaptıklarının faturası Avrupa’daki mültecilere, sığınmacılara, yabancılara ve hatta uzun yıllar önceye Batı’ya yerleşip bulunduğu ülkenin ...

Devamı... »

IŞİD’in herkese karşı savaşı

Ocak ayında Fransa, Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırı ile sarsılmıştı. 12 kişinin katledildiği bu saldırının tesirinden çıkılmamışken Fransa, bu kez çok daha büyük ve korkutucu bir terör eylemine maruz kaldı. Paris, kana bulandı. IŞİD, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana bu ülkedeki en büyük terör eylemini gerçekleştirdi. 132 masum insan hayatını kaybetti. Canice katliamın altındaki IŞİD imzası, örgütün stratejisindeki değişikliği ifade ...

Devamı... »

Asıl sorun muhalefette

1 Kasım’ın göze çarpan üç özelliği var: 1. Katılım çok yüksek bir seviyede seyretti. Seçmenlerin % 86’sı sandıklara koştu. Batılı demokrasilerde nadiren rastlanan bu oran, Türkiye’de halkın kendi kaderini elde tutma gayretinin bir yansıması. Halk, belki siyasetle çok ilgili görünmüyor ama sözünü seçim gününe saklıyor. 2. Seçim sonuçlarına yönelik genel bir hile, yolsuzluk, oy çalınması, vb. gibi iddialar yok. Her ...

Devamı... »

Yeni perde

2013’te Türkiye’de üç önemli olay meydana geldi. Yılın başlarında “çözüm süreci” başladı, ortasında “Gezi olayları” yaşandı ve sonunda da “17-25 Aralık Operasyonu” patlak verdi. Çözüm sürecinin gayesi, ülkenin kadim bir soruna siyaseten bir çare bulmaktı. Gezi Olayları, hayat biçimi üzerinden şekillenen ve sokaklara taşınan yeni bir muhalefeti işaret ediyordu. 17-25 Aralık operasyonları ise, meşru iktidarı temsil eden AKP ile devlet ...

Devamı... »