Vahap Coşkun

Denklemi tersten kurmak

Başbakan Ahmet Davutoğlu 5 Şubat’ta Mardin’de “Terörle Mücadele Master Planı”nı açıkladı. Plan 10 ana başlıktan oluşuyor, psikolojiden ekonomiye, sosyal rehabilitasyondan kentlerin imarına kadar birçok hususu kapsıyor. Genel bir değerlendirme yapıldığında öne çıkan birkaç noktadan bahsedilebilir: 1. 1990’larda devlet meseleyi tamamen bir asayiş parantezine sıkıştırıyor ve diğer boyutları elinin tersiyle itiyordu.Hatta sorunun güvenlik harici siyasi ve içtimai yönlerine dikkat çekenlere kem ...

Devamı... »

Öğretme özgürlüğüne müdahale

“1960’ların ilk yarısında Mülkiye’de siyaset bilimi okudum, siyasi tarih okudum, sosyoloji okudum. Ama sıkı durun: Kürt sözcüğünü duymadım. Kürt meselesi yoktu. 1915 tek boyutluydu. Ermeni meselesi yoktu. Alevi sözcüğü kulağıma çalınmadı. Cemevi diye bir şey öğrenmedim. Dersim de yoktu, Sason da… Bunların hiçbirini öğrenmeden mezun oldum 1965 yılında Mülkiye’den…” İfadeler Hasan Cemal’a ait. (Milliyet, 17.01.2010) Düşünün, Mülkiye ülkenin en güzide ...

Devamı... »

Yol üstündeki taşlar

IKYB’nın bağımsızlığı, Ortadoğu’da yeni bir sayfanın açıldığı bir dönemde gündeme geliyor. Lakin dikensiz bir gül bahçesinden bahsetmiyoruz. İç ve dış birçok parametre bağımsızlığa direkt tesir edecek ağırlıkta. İlk etapta beş tanesini saymak mümkün: Evvela ekonomi darboğazda. Merkezi hükümet ile ekonomik meselelerdeki anlaşmazlıklar had safhada. Petrol fiyatları sürekli düşüyor. Geliri azalan hükümet, memur maaşlarını ödemekte aciz kalıyor, elektrik kesintilerinin önüne geçemiyor. ...

Devamı... »

Şişeden çıkan cin

IKYB Başkanı Mesud Barzani, kısa bir süre önce Guardian’a verdiği beyanatta mühim noktalara temas etti. Uluslararası camianın da Irak’ın ve özellikle de Suriye’nin yeniden birleştirilemeyeceğini kabul eder bir noktaya geldiğini söyleyen Barzani, Ortadoğu’daki sınırları belirleyen 1916 tarihli Sykes- Picot Anlaşması’nın da hükmünü yitirdiğini belirtti. Barzani’ye göre, dinsel ve mezhepsel bölünmelerin yaşandığı coğrafyada toplumları korumak için yeni bir anlaşma yapılmalı. Bu ...

Devamı... »

Mümkün olanın sanatı

Her çatışma sürecinde iktidar çevrelerinde bir tez öne sürülür. Denilir ki “PKK’yi ve Kürtleri birbirinden ayıralım, PKK ile savaşıp Kürtlere şefkatle yaklaşalım ve Kürt meselesini PKK’yi işin içine katmadan çözelim.” Ayartıcı bir tez bu; devlet bakımından cezbedici bir yönü ihtiva eder. Dolayısıyla her vakit bu tezin çok sayıda talibi ve savunucusu olur. Lakin tezin küçük (!) bir zaafı var; gerçekçi ...

Devamı... »

İşe yarar ifade

ABD Federal Yüksek Mahkemesi, 1949’da ifade özgürlüğüne dair anıtsal bir karar verir. Olay kısaca şudur: Peder Terminiello, Chiago’da 800 kişilik bir topluluk önünde bir konuşma yapar. Komünistleri ve kendi ifadesiyle “Siyonist Yahudileri” sert bir dille eleştirir. Bir grup bu konuşmayı protesto eder, olaylar çıkar ve Peder “her türlü huzur bozma”yı yasaklayan bir yasaya muhalefetten tutuklanır. Davayı gören mahkeme, “toplumu öfkeye ...

Devamı... »

Değişen tavırlar (2): Süreç taraftarları

Önceki yazıda çözüm sürecine muhalefet edenlerin çatışmalar sonrası değişen tavırlarına değindim. Kısa bir süre öncesine kadar bir bütün olarak değersizleştirdikleri ve ellerinin tersiyle ittikleri diyalog ve müzakereye bugünlerde önem yüklediklerini belirttim. Am değişim tek taraflı değil. Sürece destek olan bazı kesimler de değişiyor. Ve maalesef bu kesim sürecin ruhuna ters bir istikamete savruluyor. Şöyle ki: 2011 Temmuz-2012 Aralık tarihleri arasında ...

Devamı... »

Değişen tavırlar (1): Süreç karşıtları

Çözüm süreci, çok bahtsızdı. Elbette asgari yüz yıllık bir mesele sulha kavuşturmak istendiğinde bazılarının buna karşı durmaları bekleniyordu. Nihayetinde siyasi kimliklerini çatışmanın varlığı üzerinden temellendirenler vardı ve onların sürece cansiperane muhalefet etmeleri doğaldı. Asıl garip olan, süreci en çok sahiplenmesi beklenenlerin sürece tersten çakmasıydı. Her daim demokrasi mücadelesi içinde var olan ve “barış” kelimesini duyduğunda harekete geçen çok sayıda ismin ...

Devamı... »

Çözüm bulmak devletin görevi

Müzakere masası her çöktüğünde film tekrar başa alınır. Silahların konuşmaya başlamasıyla demokratik çözümden bahsetmek zorlaşır. Siyasetin yol açıcılığına dikkat çekenlere kötü gözle bakılır, cebri metotları savunanların yıldızı parlar. Makul sesler kısılır, her taraftan “sonuna kadar gidelim” diyenler prim yapar. Daha önce duymadığımız herhangi bir laf çalınmaz kulaklara. Tarafların dilinden aynı nakaratlar dökülür. PKK her beyanatının içine bol miktarda “halk”, direniş”, ...

Devamı... »

Milletvekiline dokunma!

2 Mart 1994’te Meclis’te bir darbe yapıldı. Darbenin muhatabı da, mağduru da ve ne yazık ki faili de Meclis’ti. Meclis önce DEP’lilerin dokunulmazlığını coşkuyla kaldırmış, ardından da onların polislerce hırpalanmasını seyre dalmıştı. Rahmetli Orhan Doğan’ın başının bastırılarak polis minibüsünün içine zorla sokulması, mıh gibi çakılmıştı zihinlere. Aslında tahkir edilen ve teslim alınan Doğan değildi. Milli irade gasp edilmiş, Doğan’ın şahsında ...

Devamı... »