Vahap Coşkun

Hendeklerin ardından (4)

PKK’nin hendek savaşlarındaki başarısızlığını gerekçelendirmek için ileri sürülen iki argüman var: Biri, PKK’nin halkın devlete karşı ayaklanacağına duyduğu güvendir. Buna göre, PKK 7 Haziran’da elden edilen % 13’lük oyu, hendek ve barikatlara bir destek olarak yorumladı. Bir de PKK üst yönetimine şehirlerden gönderilen raporlar var. Gerek yazılı olarak iletilen raporlarda ve gerek yüz yüze yapılan görüşmelerde halkın ayaklanmaya hazır olduğu ...

Devamı... »

Hendeklerin ardından (3)

PKK’nin şehir savaşlarında başarıya ulaşabilmesi başlıca iki şarta bağlıydı: Birincisi, halkın bu hendek, barikat ve silahlı özyönetim stratejisine destek vermesiydi. İkincisi de, devletin zaaf göstermesiydi. Fakat her iki mevzuda da işler PKK’nin istediği gibi gitmedi. İlk olarak halk, PKK’nin ummadığı bir kararlılıkla, çatışmaların kent merkezine taşınmasına tepki gösterdi. Hendeklerin ve barikatların arkasında durmadı, silahlı özyönetim ilanlarına iltifat göstermedi. Halk silahlar ...

Devamı... »

Hendeklerin ardından (2)

7 Haziran, PKK ve HDP için bir dönüm noktasıydı. Halkın siyasi mekanizmalara ve çözüme olan gösterdiği büyük teveccüh, PKK’yi bir seçim yapmak zorunda bıraktı. Her silahlı örgütün başına gelen PKK’nin de başına geliyordu; yola siyasetle mi, yoksa silahla mı devam edileceğine bir karar vermesi gerekiyordu. Aslında, bu konuda PKK elini daha önceden açmıştı. 2013-Newroz’unda Öcalan, silahın miadını doldurduğunu, artık mücadelenin ...

Devamı... »

Hendeklerin ardından (1)

Kürt meselesi, bir nevi, kaçırılmış fırsatlar tarihidir. Çözüm birçok kez kapıya kadar geldi, ama kimi vakit gereken cesaret gösterilmediği, kimi vakit de basiret bağlandığı için çözümün kapıdan içeri girmesi sağlanamadı. Taraflar bazen güçlerini abarttı, bazen şartları yanlış okudu ve her seferinde çözüm bir kez daha elden kaçtı. 2013-2015 yılları arasında devam eden 2.5 yıllık son süreç, hiç şüphesiz, memleketin yakın ...

Devamı... »

İnsan haklarında sivil ve siyasi hakların önemi

İNSAN hakları, bir kişinin insan olduğu için sahip olduğu haklardır. Bu hakların kaynağında doğal hukuk anlayışı bulunur. Kaynağında “insan” olan ve insanı “tek gerçek gerçeklik” olarak gören doğal hukuk, insanı diğer şeyler için de tek ölçü ve tek kurucu güç olarak görür. İnsan, doğal olarak birtakım haklara sahiptir. Bu haklar mutlaktır, devredilemezdir, vazgeçilemezdir, evrenseldir. İnsan hakları, doğal hakların modern ve ...

Devamı... »

Kürt meselesi ve İmralı süreci

Türkiye Kürt meselesinde, 2011 Haziran’ından 2012 yılının sonuna kadar çok çatışmalı bir dönem yaşadı. Hem iktidar, hem de PKK 2012 yılını bir “final yılı” olarak görüyorlardı. Ortadoğu’daki halk hareketlerinin kendi zeminini güçlendirdiği değerlendirmesi yapan PKK, “devrimci halk savaşı” adını verdiği bir stratejiyi uygulamamaya koydu ve Şemdinli’yi kuşatma altına alarak gücünü göstermeye çalıştı.  PKK, Şemdinli gibi bir yeri uzun bir süre kontrol ...

Devamı... »

Ağır mahalle baskısı (2)

Mahalle baskısı, özü itibariyle, bir kişinin yaşadığı çevrenin ve yakın irtibat içinde bulunduğu kesimlerin sosyal baskısına maruz kalmasıdır. Kişiyi çevreleyen değerler, onun davranışlarına yön verir ve onu bazen arzusu hilafına istikametlere sürükleyebilir. Mahalle baskısının şekillenmesini ve tesirini belirleyen birçok etmen vardır: Misal, kişinin içinde bulunduğu ortam. Kapalı, dar ve cemaatçi değerlerle yüklü kültürel ortamlarda baskı derine işler. Buna mukabil, açık ...

Devamı... »

Ağır mahalle baskısı (1)

Ruşen Çakır, 2007 Mayıs’ında Şerif Mardin ile yeni çıkan kitabı üzerine (Türkiye’de Din, Toplum, Modernlik) bir söyleşi yaptı. Söyleşi esnasında Mardin “mahalle baskısı” diye bir kavram kullandı. Mardin’e göre mahalle baskısı, bilinmeyen ve sosyal bilimce ifade edilmesi çok zor olan bir havaydı. Türkiye’de, AKP’den bağımsız olarak yaşayan bu havanın gelişmesine müsait şartlar oluştuğunda, AKP de bu havaya boyun eğmek zorunda ...

Devamı... »

Ali: Ötekilerin çığlığı

Biz yetişmedik ona. Bizden önceki kuşağın/kuşakların kahramanıydı ilk olarak. Akabinde herkesin ortak kahramanı oldu. Ona dair öyküleri büyüklerimizden, abilerimizden çok dinledik. Televizyon, çok küçük bir azınlığın sahip olduğu bir zenginlikti o zaman. Evinde sihirli kutu olmayanlar için iki yol vardı: Ya bir eşin-dostun evine misafir olunacak, ya da mahallenin kamusal alanı olan kahvehanelerde toplanılacaktı. Nefesler tutulacak, Muhammed Ali’nin attığı yumruklarla ...

Devamı... »

Sehpasız Menderes devri

Türkiye, 1946’da çok partili siyasi hayata geri döndü. Ama gerçek manada adil bir seçim yapabilmek için 4 yıl daha bekledi. 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde halk, daha önce Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka’ya gösterdiği ilgiyi Demokrat Parti’den de esirgemedi. Demokratik bir halk devrimi ile tek parti iktidarını tarihe gömdü. Menderes’in yakın çalışma arkadaşı Samet Ağaoğlu’na göre, DP’nin iktidarını üzerine ...

Devamı... »