Vahap Coşkun

Herkesin faydası şiddeti terk etmede

7 Haziran, ana-akım Kürt siyasetini temsil eden HDP için yıldızının parladığı andı. Elde edilen büyük başarı, hem siyasi tabanı genişletmek ve hem de Kürt meselesinin siyasi yoldan çözümü için büyük bir imkâna tekabül ediyordu. Ne var ki yıldızın parlaması uzun sürmedi. İki nedeni vardı bunun: İlki, HDP’nin seçim öncesinde kendisine başarı getiren stratejiyi seçim sonrasını taşımasıydı. Oysa seçimle birlikte yeni ...

Devamı... »

Savaşların en güzelini kazanmak

Kolombiya’da 1940’lı yıllarda Liberaller ile Muhafazakârlar arasında çetin bir çatışma yaşanır. 1948’de Liberal Parti lideri Jorge Eliécer Gaitan’ın öldürülmesiyle ülkede on yıl süren “şiddet dönemi (La Violencia)” adı verilen kanlı bir sayfa açılır. İç savaş nedeniyle Kolombiya’da şiddete başvuran birçok grup oluşur. Pedro Antonio Marin, o zamanlar genç bir liberal köylü savaşçıdır. Öldürülen bir sendika liderinin anısına saygıdan “Marulanda” takma ...

Devamı... »

Menbiç’in intikamı

İnsani ve ahlaki herhangi bir sınırı yok İŞID’in. Hedefine varmak için bütün değerleri gözünü kırpmadan çiğneyebiliyor. Bir çocuğu dahi bir katliam silahını dönüştürebiliyor. Genç-yaşlı, çoluk-çocuk, kadın-erkek demeden onlarca, yüzlerce insanın ölümünün altına kanlı imzasını koyabiliyor. IŞİD bu vahşi yüzünü son olarak Antep’te gösterdi. Canlı bomba olarak kullandığı 12-14 yaşlarındaki bir çocuğu bir sokak düğününde patlattı. Çocuklarının, yakınlarının mutluğunu paylaşmak için ...

Devamı... »

Üst akıl ve karşıtların üst aklı

İktidar çevreleri üst aklın lafı ettiğinde, ülke içindeki ve dışındaki karşıtları onlara güler.  Bir türlü somutlaştırılamayan, bileşenleri belirsiz, herkesin kendine göre biçimlendirdiği bir düşmana dayanarak yaşananları izah etmeye çalışmayı Doğu toplumlarına özgü bir geri kalmışlık nişanesi olarak mahkûm ederler. Bilvesile üst aklı dillendirenleri ve hatta aklından geçirenleri de küçümserler. Ne var ki, tersinden bakıldığında, bunu yapanların çoğunluğunun tam da eleştirdikleri, ...

Devamı... »

‘Üst-akıl’ ve taraftarları

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hükümet yetkililerinin ve iktidara müzâhir kalemlerin uzunca bir süredir piyasaya sundukları bir kavram var: Üst-akıl. Bu kavram her geçen gün sahasını genişletiyor, dolaşımını artırıyor ve kamusal gündemde en çok refere edilen kavramlardan biri haline geliyor. Aslında olan-biteni bizim dışımızdaki devasa bir gücün kurguladığı düşüncesi, Türkiye siyasetinde yeni bir durum değil. Her siyasi hareketin kendi meşrebince üst akıl olarak ...

Devamı... »

‘Düşman siyaseti’ ve 15 Temmuz

Türkiye’de sorunlu bir siyasi kültür var. Politik mücadeleye “rekabet” değil, “düşmanlık” damgasını vuruyor. Partiler birbirlerini “rakip” olarak kabul etmiyor. Aksine bir “düşman” gibi görüyor ve ona göre muamele ediyor. Birbirleriyle yaptıkları mücadeleye bugün birinin yarın-ertesi gün bir diğerinin kazanacağı “demokratik bir yarış” gözüyle bakmıyorlar. Politik arenaya birbirlerini “yenmek” için değil “yok etmek” için çıkıyorlar. Velhasıl siyaset, kuralları belli ve riayet ...

Devamı... »

‘Kolektif kandırılma’

Gülen Cemaati’nin gelişip serpilmesinde Erdoğan’ın ve AKP’nin sorumluluğu var. Buna hiçbir şüphe yok, doğru. Lakin 15 Temmuz’un bütün günahını AKP’nin sırtına yıkmak da hakkaniyete uymaz. Elbette Erdoğan’ın ve AKP’nin –kendileri tarafından da ifade edilen- hataları vurgulanabilir. Vurgulanmalıdır da. Bunda bir beis yok. Fakat analizi burada kesmek yanlış olur. Zira AKP ve Erdoğan’la sınırlı bir Gülen tahliliyle olan-bitenler tam manasıyla kavranamaz. ...

Devamı... »

Ne istediler, niye verdiler?

AKP’nin iktidar döneminde Gülen Cemaati’ne verdiği destek, 15 Temmuz’dan sonra gündeme taşınan en önemli mevzulardan biri. Hemen her tartışmada Erdoğan’ın “Ne istedilerse verdik” sözü hatırlatılıyor ve Gülen Cemaati’nin palazlanıp devleti çepeçevre saran bir ağa dönüşmesinde AKP’nin hatalı, kabahatli ve dahi suçlu olduğuna işaret ediliyor. Dolayısıyla Gülenistlerin kanlı bir darbeye kalkışacak gücü bulmalarında en büyük sorumluluğun AKP’de ve tabi ki Erdoğan’da ...

Devamı... »

‘Benim kitabımda bu dersin yeri yok’

Batı’nın siyaset ve medya dünyasının ağır toplarının, 15 Temmuz’da Türkiye’de gerçekleşen kanlı darbe girişimini hakşinas bir biçimde değerlendirmedikleri konusunda genişçe bir mutabakat var. Zaten söz konusu çevreler de, her gün bu yargının kökleşmesine hizmet eden malzeme sunmaktan da geri durmuyor. Yorumlarında darbe kalkışmasını ısrarlı gizleme, paranteze alma çabası göze çarpıyor. Bir darbe olmamış, cuntacılar yönetimi gasp etmeye çalışmamış gibi bir ...

Devamı... »

Batı’da demokrasi maskeleri düşerken

Türkiye, büyük bir halk hareketiyle 15 Temmuz darbe girişimine karşı koydu ve darbecilerin emellerine ulaşmasını engelledi. Toplum, demokrasiye yapılan müdahaleyi reddettiğini aktif bir şekilde gösterdi. Darbecilerin yarattıkları büyük vahşet, halkın gözünü korkutmadı, onu yolundan alıkoymadı. Darbeye karşıt ruh, salt 15 Temmuz’la da sınırlı kalmadı. Meşum darbenin bastırılmasından sonra da halk teyakkuz halini devam ettirdi. Askeri bir hareketlenmenin görüldüğü ya da ...

Devamı... »