Mustafa Erdoğan

Kürt açılımı: Ümitler ve tereddütler

Hükümetin “Kürt Açılımı” hem ümitler hem de tereddütler doğuruyor. Gerçi “açılım”ın kapsamı henüz netleşmiş değil ve üstelik ilk izlenimler bunun güvenlik perspektifinin ağır bastığı bir girişim olacağı yönündedir, ama yine de hükümetin bu meselede samimi ve kararlı olduğu görüntüsü iyimser bir hava yaratmaktadır. Ama bu iyimserliği paylaşmayanlar da var. Şüphesiz, hükümetin başlattığı bu sürecin eksik-gediklerine dikkat çekmekte ve bu esnada ...

Devamı... »

Ulus devlet ve uygarlık

Anayasa’nın 2. maddesindeki “Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet” kavramı, 3. maddede belirtilen hususlar ve 66. maddedeki vatandaşlık tanımı bize Türkiye’nin çok, özel türde bir ulus-devlet olduğunu gösteriyor. Kısaca belirtmek gerekirse, Türk ulus-devleti,  başka özellikleri yanında, sivil bir birlik olmak yerine etnik-kültürel bir birlik  olmasıyla da çoğu Batılı demokrasiden ayrılmaktadır. Türkiye’de şöyle tuhaf bir durum var: Resmi makamların olağan söylem ve tutumlarında ...

Devamı... »

Ulus-devletten özgür takım adalarına

Siyasi örgütlenmeye ilişkin olarak ülkemizde hakim olan resmi paradigma şu: “Günümüzde siyasi organizasyonun en ‘iyi’ biçimi türdeş bir ulusun merkezi olarak örgütlenmesine dayanan devlet modelidir. Bu, aynı zamanda tarihsel açıdan da en ‘ileri’ olan modeldir. Ulus veya millet dediğimiz var oluş tarzı da, farklılık kabul etmeyen bütünleşik bir kollektiviteden başka bir şey değildir ve öyle de kalması gerekir. Ulusun, dolayısıyla ...

Devamı... »

HSYK yargının YÖK’üdür

Son olayların belki de en büyük faydası Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kamu önünde daha kapsamlı olarak tartışılmasına yol açması oldu. Bu Kurulla ilgili olarak şimdiye kadar yapıla gelen tartışma, esas olarak, Adalet Bakanı ve müsteşarının Kurulda yer almasının yargı bağımsızlığıyla ‘uyumsuzluğu’ etrafında dönüyordu. Yargı bağımsızlığı, hiç şüphesiz, demokratik bir hukuk devletinin olmazsa olmaz bir şartıdır. Bunu sağlamanın başlıca yolu ...

Devamı... »

Honduras’tan Türkiye’ye

Kasım 2005’te yapılan seçimlerde halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilen ve 2006 Ocak’ı itibariyle göreve başlayan Honduras cumhurbaşkanı Manuel Zelaya’nın askerler tarafından devrilmesi kimilerince pek de önemli bir demokrasi kaybı sayılmıyor. Bunun nedeni, Zelaya’nın ‘kendi başkanlığını sürdürebilmek için’ yürürlükteki anayasayı usulsüz olarak değiştirmeye kalkması. Çünkü anayasa aynı kişinin ikinci defa cumhurbaşkanı seçilmesini yasaklıyor. Zelaya’nın askeri bir darbeyle görevden uzaklaştırılmasına esef etmeyenlerin başka ...

Devamı... »

Askeri vesayet zayıflıyor

Parlamentonun 26 Haziran’da kabul ettiği kanun başlıca iki değişiklik getiriyor. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 3. maddesine yapılan ekle, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması yolu kapatılmaktadır. Bu ‘adil yargılama’ ve dolayısıyla hukuk devleti açısından önemli olduğu kadar, rejimin askeri görüntüsünü kısmen de olsa azaltması bakımından da iyi yönde atılmış bir adımdır. Her iki nokta da Türkiye’nin ‘Avrupalılaşma’ çabasını destekleyici niteliktedir. Esasen, Avrupa İnsan ...

Devamı... »

‘Kağıt parçası’

İki gün arayla, önce Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın ‘takipsizlik’ kararı açıklandı, sonra da aynı konuda Genelkurmay Başkanı basın toplantısı yaptı. Her ikisi de aynı şeyi söylüyor: ‘İrticaya Karşı Eylem Planı’ olarak bilinen belge gerçek değildir, dolayısıyla belgede imzası olan albay hakkında kovuşturma yapılmasına gerek görülmemiştir. Esasen, Genelkurmay Başkanı’nın konuyla ilgili daha önceki açıklaması sonucun böyle olacağının işaretini vermişti. Her ne kadar ...

Devamı... »

İran’da yeşil başkaldırı

İran’da 12 Haziran’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ahmedinecad’ın yeniden kazandığının açıklanmasına Musavi taraftarlarının başlattığı itiraz ve protestolar, yönetimin bunlara karşı baskıcı önlemlere başvurmasının da etkisiyle, gitgide bir başkaldırıya dönüştü. Seçim sonucunda görevdeki cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın %64’lük oyuna karşılık esas rakibi olan Musavi’nin %32’de kaldığının resmen açıklanması Musavi taraftarları kadar Batılı gözlemcilere de inandırıcı gelmedi. Batılı tepkinin, bir ölçüde, ‘reformcu’ Musavi’nin elde edeceği ...

Devamı... »

‘Yargı, Devletin Kendisi’

Prof. Dr. Mithat Sancar başkanlığındaki bir ekip tarafından TESEV için yapılan ‘Algılar ve Zihniyet Yapıları’ başlıklı araştırmada bir vatandaşın yargıyla ilgili şöyle ilginç bir teşhisi var: ‘Yargı devletin kendisi zaten.’Malum, halktan insanlar ‘alim’ değilseler de pekalá ‘arif’ olabilirler. Başka bir ifadeyle, halkta belki ‘ilim’ yok ama ‘irfan’ var. Ve ben ‘yargı devletin kendisi zaten’ şeklindeki ‘irfan’ eseri bu yargının ‘ilmen’ ...

Devamı... »