Mustafa Erdoğan

12 Eylül’e Doğru

Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişiklikleri hakkındaki malum kararı, beklenebileceği gibi, kimseyi memnun etmedi.  Anayasa değişikliğinden yana olanlar da, ona karşı olanlar da kararı eleştiriyor. Ben bu kararın birçok bakımdan yanlış olduğu kanaatindeyim. Ama öyle de olsa, bir şey kesin: Anayasa değişikliği süreci işlemeye devam edecek. Yani, Türkiye 12 Eylül’de referanduma gidiyor. Bu tarihin, 12 Eylül’ün, Türkiye’nin demokratikleşme çabası bakımından sembolik bir ...

Devamı... »

Mahkemeler, hukuk ve siyaset

Mahkemeleri siyasetle ilişkileri bağlamında ele almak çoğu kimseye tuhaf gelebilir. Ne var ki, gerçekte mahkemeler ve onların uygulayıcısı oldukları “hukuk” nihai tahlilde siyasi kurumlardır. Mahkemeler bir siyasi sistemin kurucu unsurları arasında yer alırlar ve en genel işlevleri kurulu düzeni meşrulaştırmaktır. “İyi işleyen” bir yargı düzeni siyasi sistemin yönetilenler nezdindeki meşruluğunun belki de en büyük güvencesidir. Pek az rejim sırf kaba ...

Devamı... »

Anayasa Mahkemesi bildiğiniz gibi

Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişikliklerine ilişkin kısmi iptal kararı birçok bakımdan Anayasaya aykırıdır. Her şeyden önce, daha önce de yazdığım gibi, Mahkeme bu davayı kabul etmekle daha baştan Anayasayı ihlâl etmişti. Mahkeme böylece anayasa yargısı sistemimizde “ön denetim” yolunu açarak kendisini “anayasa-yapımı” sürecinin bir aktörü haline getirmiştir. Daha bildik bir deyimle, Mahkeme kendisine “tali kurucu iktidar”ın ortağı rolü biçmiştir. Bu, Anayasanın ...

Devamı... »

Mustafa Erdoğan – Bireysel Özerklik ve Liberalizm

Özünde ahlâk felsefesine ait bir kavram olan “özerklik”in, başka ahlâki kavramlar gibi, siyasi felsefelerle ilgili sonuçları bulunduğu şüphesizdir. Özerklik kavramının siyasi alana yansımalarının içinde en çok tartışıldığı siyasi doktrin ise liberalizmdir. O kadar ki, bu kavram veya idealin liberalizm içindeki yeri hakkındaki görüşüne bakarak kişinin hangi liberalizm anlayışına bağlı olduğunu çıkarabilirsiniz. Kabaca belirtmek gerekirse, özerkliğin liberalizmin temel değeri olduğunu kabul ...

Devamı... »

Ulus-Devlet Sorunun Kendisidir

Modern toplumsal-siyasal düşüncenin odağında devlet yer alır. Bugün bildiğimiz şekliyle devlet, tarihin daha önceki dönemlerinde örneği bulunmayan, modern zamanlara özgü bir olgudur. Dahası, modern zihin devletsiz bir insani varoluşu tasavvur bile edemez. Modernliğin tanrısı devlettir. Gerçi, devleti ve devletçiliği kutsayan modern anlayışa itiraz edenler yok değildir. Söz gelişi, liberal fikriyatın 20. yüzyıldaki önde gelen temsilcilerinden Ludwig von Mises “Kadir-i Mutlak ...

Devamı... »

1982 Anayasası’na göre Cumhurbaşkanlığı ve vesayet

1982 Anayasası topluma belli bir ideolojik temelde vesayet etme anlayışı üzerine yapılmış bir anayasadır. Anayasaya yansıdığı şekliyle, bu ideolojinin bel kemiğini Kemalizm oluşturmaktadır, ama Anayasaya hakim olan felsefeyi bundan ibaret görmek yanıltıcıdır. Bu, Kemalizmle geleneksel hikmet-i hükümet anlayışını birleştiren bir felsefedir. Bu karma felsefenin kurucu unsurlarından biri ‘devletçilik’tir. Kemalizmin toplumu devlet eliyle dönüştürme/modernleştirme anlayışı ile, ‘devletin bekası’nı toplumsal var oluşun ...

Devamı... »

Bu çıkmazdan nasıl kurtulunur?

Haziran başından itibaren PKK’nın şiddeti yeniden tırmandırmasıyla artan ölümler Kürt meselesinin çözüleceğine dair umutları bir hayli zayıflatmış bulunuyor. Oysa, bir yıl önce “Kürt Açılımı”nın başlatılması, en azından barıştan yana olan çevrelerde nasıl da iyimser bir hava yaratmıştı! Besbelli ki, meselenin bu noktaya gelmesinde hükümetin de Kürt tarafının da kusuru var. Hükümet kendi başlattığı “Açılım”ı genişleterek sürdürme konusunda ne yazık ki ...

Devamı... »

Hoşgörü Erdemi

Bugün her ne kadar evrensel bir değer olarak görünüyorsa da, tarihsel olarak hoşgörünün kaynağı liberalizmdir. Hoşgörü ta John Locke’tan beri liberalizmin temel değerlerinden biridir. Hoşgörü fikrinin Batı uygarlığının şekillenmesinde hatırı sayılır bir rolü olmuştur. Şüphesiz bu, Batılı toplumların tarihin her döneminde “hoşgörü”yü temel bir değer olarak benimsemiş oldukları anlamına gelmiyor. Mesela, 16. yüzyılda Yeni Dünyanın halklarıyla tanışan Avrupalılar uzun süre ...

Devamı... »

Anayasa krizi nasıl aşılacak?

Bundan tam iki yıl önce, Anayasa Mahkemesi’nin kendi yetkisini aşarak Anayasa’nın 10. ve 42. maddesinde yapılan değişiklikleri iptal etmesini bir “yargı darbesi” olarak nitelemiş ve şöyle yazmıştım: “Bu ‘yargı darbesi’nin Anayasa’nın askeri bir cunta tarafından yürürlükten kaldırılmasından özünde bir farkı yoktur. Askeri darbe kaba kuvvete dayanırken, bu darbe resmi mahkeme görüntüsünün saygınlığının kötüye kullanılmasına dayandırılmıştır. Bu biçimsel fark dışında, her ...

Devamı... »

Öğretmen Yetiştirme

Öğretmenliğin toplumun geleceği bakımından önemi tartışma götürmez. Gerçi başka bazı meslekler için de pekalâ aynısı söylenebilir. Meselâ, hem toplumun sağlığı için vazgeçilmezliği hem de “hata kabul etmeyecek” derecede hassas bir meslek olması bakımından doktorluğun fevkalâde hayati olduğunu düşünenler haksız değildir. Aynısı hukuk mesleği bakımından da geçerlidir. Çünkü, bir toplumu barışçı bir şekilde bir arada tutan temel değerlerden biri adalet olduğuna ...

Devamı... »