.: Buğra Kalkan

Asgari ücretin düşündürdükleri

SON seçimlere damgasını vuran önemli seçim vaatlerinden biri asgari ücrete yapılacak zamdı. Özellikle büyümenin yavaşladığı ve enflasyon oranının yükseldiği son yıllarda alt gelir grubuna yönelik vaatler önemli bir oy potansiyelini harekete geçirebilecek duruma geldi. Son seçimde hükümet durumu lehine çevirmeyi başarmışsa da, uzun dönemde avantajını koruyabilmesi ekonomik verimliliğin artmasına bağlıdır.

Hakkaniyetsiz Gelir Transferi

Ekonomistler, asgari ücretin ekonomik verimlilik artışından bağımsız bir şekilde artırılmasının, kayıt dışılığı ve işsizliği büyüteceğini belirttiler.

Yine de alt-gelir grubundan yüksek düzeyde oy alan hükümetin sözünden dönmesi mümkün değildi. Öte yandan kobilerin ve büyük sanayi kuruluşlarının lobicilik faaliyetlerinin etkisi ile hükümet, yaklaşık 20 milyarlık zam maliyetinin 8 milyarını bütçeden ödeyeceğini ilan etti.

Yani bu yıl, vatandaşlar 8 milyar lirayı vergiler yoluyla işverenlere ve işçilere transfer edecekler. Piyasanın işleyişine sürekli olarak müdahale edildiğinden kimin kime transfer yaptığını takip etmek bile zor!

Ama dolaylı vergilerin toplam vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğu ülkemizde, 8 milyar liranın temelde alt ve orta gelir grubundan karşılanacağı açıktır. Tabi maliyetler milyonlarca vatandaş arasında bölüşüleceği için kimse cebinden böyle yüksek bir miktarın çıktığını anlamayacak. Ekonomik durgunluk ve yüksek enflasyonun devam etmesi halinde, bu teşviğin sadece bu yıl ile sınırlı kalmaması da muhtemeldir.

Bu formülün uzun dönemde çökeceği açıktır. Yapılması gereken ekonomik verimliliğin artırılmasıdır.

Ancak ekonomik verimlilik sermaye yatırımlarından çok, devletin ekonomiyi düzenleyen kurumlarının ve regülasyonlarının ekonomik etkinliğe ne derece özgürlük tanıdığıyla alakalıdır. İş açma ve kapamanın zor ve maliyetli olduğu, pek çok piyasaya giriş çıkışların belirli gruplarca engellendiği, ticari anlaşmazlıkların mahkemelerce hızla çözüme kavuşturulamadığı ya da karmaşık ve hakkaniyetsiz vergilerle küçük işletmelerin büyümesinin engellendiği bir ekonomide, ekonomik verimliliğin hızla artması da mümkün değildir.

Kayıt Dışılık Sorunu

Maalesef Türkiye’de hızlı zengin olmanın yolu hâlâ devletten büyük ihaleler ve uygun krediler almaktan geçmektedir. Hal böyle olunca da girişimciler sermayelerini ve zamanlarını piyasada rakiplerini verimlilik artışı ile geçmek ya da yurt dışına açılmak yerine, siyasilerle daha iyi ilişkiler kurmak için harcamaktadırlar.

Ekonomik verimliliğin düşük oluşunun en bariz göstergesi kayıt dışı ekonominin boyutudur. Bazı araştırmalara göre Türkiye’de kayıt dışı ekonomi yüzde 35 ile 40 arasında salınmaktadır. Bu yüksek oran küçük ölçekli işletmelerin ahlaksızlıklarının değil, devlet kurumlarının etkin çalışmadığının bir göstergesidir.

Kayıt dışı çalışan işyerlerinin, devletin sağladığı hukuksal korumadan ya da finansal ayrıcalıklardan faydalanmadan işlerini daha etkin yürütebildikleri görülmektedir.

Bu işyerleri adeta “devlet gölge etmesin, başka ihsan istemez” demektedirler.

Dolayısıyla asgari ücret artışının düşündürdükleri sadece seçim ekonomisine indirgenemeyecek kadar kapsamlı ve derindir. Hükümet bütçe açıklarını üretimden sağladığı vergilerle değil tüketim üzerinden aldığı vergileri artırarak kapatmaktadır.

En kısa zamanda ekonomik verimliliğin artırılabilmesi için, kamu kurumlarının serbest piyasa anlayışına ve fiyat mekanizmasına dost bir şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Yeni Yüzyıl, 05.01.2016

http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/asgari-ucretin-dusundurdukleri-795

Ayrıca bakınız...

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Kartepe Zirvesi ve FETÖ’yü çözmek

Türkiye 15 Temmuz 2016’da sarsıntıları hâlâ devam eden müthiş bir olay yaşadı. Yargı tarafından FETÖ ...