.: Atilla Yayla

Ankara’da bir Liman

Liman, şüphesiz, her dildeki en anlamlı kelimelerden biri.  Limanlar bir kavşak; insanların ve eşyaların toplanma ve dağılma noktası; bir taraftan ayrılmaların ve hüzünlerin, diğer taraftan kavuşmaların ve sevinçlerin mekânı. Malların varış ve gidiş mevkii; ekonomik hayatın akışının, dinamizminin, canlılığının âdetâ motoru.

Limanları ziyaret etmek, limanlarda zaman harcamak daima ilginç. Liman üstlendiği fonksiyonların belki de ilk toplanma alanı. Limanların işlevleri sonradan bir ölçüde merkez garları, otobüs terminalleri ve hava alanları tarafından da icra edilmeye başladı.

Kitaplar beşerî hayatın en mühim ve yararlı araçlarından. Bilgi deposu. Hatıra deposu. Anlama ve anlatma yolu. En yakın arkadaş. Sığınma ve kaçma, öğrenme ve öğretme aracı.

Kitapları ve limanları bildim bileli sevdim. Kitap merakım limanları keşfetmemden çok önce, çocukluk çağlarımda başladı. Kitap sevgim yıllar içinde azalmadan sürdü. Hattâ arttı. Dijital çağa geçiş dahi beni bu sevdadan (iyi ki) vazgeçiremedi. Kitabın klasik olanını –dokunabildiğimi, koklayabildiğimi, okşayabildiğimi, fiziksel varlığını her an görebildiğimi — sever ve biriktiririm. Onları hayatımın ayrılmaz parçaları, en kıymetli maddî varlıklarım olarak görürüm. Limanları da severim. Başka ülkelere seyahat ettiğimde limanlara (merkez garlarına, bazen hava alanlarına) yakın yerlerde kalmaya çalışırım. Oralarda daha hür hissederim ve ihtiyaçlarıma daha kolay ulaşabileceğimi düşünürüm.

Liman kelimesi Ankara’da yeni bir anlam buldu. Bunu yapan, Metin Özer ve çalışma arkadaşları tarafından hizmete açılan Liman Kitap-Kafe. Her ne kadar adı ne olduğu hakkında bir fikir veriyorsa da, özelliklerini tam olarak kavramak için tesisi bizzat ziyaret etmek gerekiyor.

Ben yaptım. Kitap fuarı vesilesiyle gittiğim Ankara’da, zaten fuar alanının çok yakınında olan Liman Kitap-Kafe’yi ziyaret ettim. Karış karış gezdim, gözlemledim, inceledim. Mekânın yöneticisi Osman Bey ile tesadüfen karşılaştım, tanıştım ve sohbet ettim. Ondan da mekân ve maksat hakkında ayrıntılı bilgi aldım.

Ankara’nın Çukurambar semtindeki bu kitap-kafenin Türkiye’de bir benzeri yok. Başka yerlerde var mı bilmiyorum. Mekân her şeyden önce muazzam bir kitapevi. On binlerce kitap sergileniyor. Aralarında dinî veya ideolojik bir ayrım yapılmamış. Her meşrepten, her fikirden aradığınız kitabı bulmanız çok muhtemel. Konulara ve isimlere ayrılan standlarda da ayrımcılık yok. Gene her meşrep ve ideolojiden yazarların  fotoğrafları ortamı süslüyor ve bu isimlerin kitaplarına topluca ulaşılabiliyor. Bu tarz bana eskiden beri taşıdığım bir kanıyı teyit etme ve yeni bir delille destekleme şansı verdi. Benim iddiam şu: Türkiye’de muhafazakârlar solculardan (sosyal demokrat ve sosyalistlerden) daha demokrat ve hoşgörülü. Liman Kitap-Kafe bunun son delili.

Liman Kitap-Kafe’de çocuklar da düşünülmüş. Mekânda zaman harcamaları, ilgilerini çekecek kitap ve malzemeler bulmaları önemsenmiş. Çocuklara hitap eden alanlar var. Nitekim kaldığım süre içinde ailesiyle birlikte oralarda gezinen çocuklar gördüm.

Liman Kitap-Kafe’nin temiz, çeşitliliği tatminkâr bir  kafe-lokanta bölümü de var. Kafede kahvaltı yapanlara, yemek yiyenlere ve çay vs içererek sohbet eden gruplara, ailelere rastladım. Ancak mekânı eşsiz kılan şey kafe-lokanta değil. Benzerleri değişik yerlerde bulunabilir. Farklılık çalışma ve toplantı mekânlarından kaynaklanıyor. On iki kişiye kadar ulaşan büyüklükteki grupların her türlü teknik imkânı kullanarak ders çalışabileceği odaların yanında, kütüphanelerdekilere benzer genel mekânlar da var. Öğrenci ve araştırmacılar tüm ihtiyaçlarını dışarı çıkmadan karşılayabilecekleri Liman Kitap-Kafe’de saatlerce huzur ve güven içinde çalışabilir. Gruplar da, iş toplantılarından akademik topluluklara kadar, 20 kişiye ulaşan kapasiteye sahip rahat odalarda toplantılar yapabilirler.

Doğrusunu söylemek gerekirse mekânı çok sevdim ve İstanbul’da benzer bir mekân olmamasına üzüldüm. Umarım bir Liman Kitap-Kafe zinciri kurarlar. Metin Özer’i ve çalışma arkadaşlarını bu teşebbüsten dolayı tebrik ediyorum. Yaptıklarının aynı zamanda büyük bir kamu hizmeti anlamına geldiği düşüncesiyle takdirlerimi iletiyorum. İnşallah mümkün olan her yerde şube açarlar. Bunu yapamasalar bile en azından başka müteşebbislere örnek olarak böyle yeni mekânların ortaya çıkmasına katkı sağlarlar.

Bundan sonra Ankara’ya her gidişimde uğrayacağım bir mekân daha var: Liman Kitap-Kafe.

Serbestiyet, 27.02.2018

Ayrıca bakınız...

Siyasî pazar mı ticarî pazar mı

Siyasî Pazar mı Ticarî Pazar mı?

24 Haziran’da seçmenler olarak sandıklara gidip partiler ve cumhurbaşkanı adayları arasında siyasî tercihimizi yaptık. Demokrasi ...