.: Atilla Yayla

Anayasa tartışmalarının mahiyeti ve adabı

AK Parti tarafından hazırlanan Anayasa değişikliği teklifi TBMM’ne sunuldu. 21 maddeden oluşan teklif önümüzdeki günlerde Meclis’te ele alınacak. Görüşmeler tamamlandıktan sonra oylanacak. İktidar partisinin umduğu gibi MHP’nin desteğiyle 330’u aşarsa referanduma götürülecek, 330’un altında kalırsa rafa kaldırılacak. Bu durumda birkaç ay boyunca Türkiye siyasetinin ana konusu bu teklif olacak. Daha şimdiden hem siyasîler arasında hem de toplum katmanlarında tartışmalar, değerlendirmeler başladı. Ben de birkaç yazıda bu konuyu ele almak istiyorum.

Teklifin muhtevasına girmeden önce mahiyetiyle ve tartışma ve değerlendirme usulleriyle ilgili birkaç noktanın altını çizmek istiyorum.

En başta söylenmesi gereken yeni bir anayasa hazırlanmadığı ve bu yüzden tartışmaların yeni anayasa kavramı üzerinden yapılmasının yanlış olduğu. Özellikle CHP konuyu böyle sunmaya çalışıyor. Söz konusu olan bir yeni anayasa değil, kısmî bir değişiklik. CHP’nin yeni anayasanın olabildiğine geniş bir mutabakatla yapılmasının gerektiği tespiti doğru. Ancak, dediğim gibi yeni bir anayasa yapılması değil, mevcut anayasada bir değişiklik var gündemde. CHP’nin bunun yapılamayacağı iddiası temelsiz. Daha önce de 1982 Anayasasında, bazılarına CHP’nin de katıldığı, reel ve nominal anlamda değişiklikler yapıldı. Bunun öncekilerden teknik olarak çok farkı yok. TBMM elbette anayasada usulüne uygun olarak değişiklik yapabilir. Bu Meclis’in yetkisi dâhilinde. Kuşkusuz, bu tür değişikliklerin de olabilecek en geniş mutabakatla yapılması arzuya şayan. Neyse ki değişikliğin mimarı yalnıza AK Parti değil. MHP de destek verdi ve böylece bir partiyi aşan bir mutabakat ortaya çıktı. Keşke bir üçüncü parti daha sürece dâhil olsaydı. Ama gerek CHP gerekse HDP sürecin dışında kalmayı tercih etti.

İkinci olarak, değişiklik teklifi olduğu gibi kabul edilse bile Türkiye’nin yeni ve hem yapılış biçimi hem de muhtevası itibariyle daha demokratik bir anayasa ihtiyacı ortadan kalkmayacak. Meslektaşım Berat Özipek’in dikkat çektiği gibi özellikle vatandaşlık ve resmî ideoloji meselelerini çözen bir anayasaya şiddetle ihtiyaç var. Ayrıca, devletin küçük ama meşru var oluş alanlarında güçlü olduğuna işaret eden, devleti sivil toplum alanlarındaki işgallerden toplum lehine geri çeken ve kamu idaresinde mahallî sorumluluk ve yetkileri artıran bir adem-i merkeziyetçiliğe yönelen bir anayasa lâzım. Dolayısıyla, bu paketin akıbeti ne olursa olsun anayasa meselelerini tartışmaya devam edeceğiz.

Üçüncü nokta tartışmaların usulüne uygun olarak yapılması. Türkiye ne yazık ki aşırılıkların kolay filizlendiği bir zemin oldu. Kişiler ve kesimler ağzını açtığında görüşten ziyade sempati veya antipati dile getiriyor. Bir başka deyişle duygular fikirlerin yerini aldı. Bunda asıl sebep de siyasî lider olarak Tayyip Erdoğan’ın daha çok hislere dayanan tavırlara maruz bırakılması. Nitekim hükümet sistemi değişikliği de neredeyse tamamen Erdoğan üzerinde tartışılıyor, savunuluyor veya reddediliyor. Bunun çok sağlıklı bir tutum ve durum olduğu herhalde söylenemez. Liderler elbette önemli. Onların karakter özelliklerinin ve hedeflerinin sistem üzerinde hiçbir tesirde bulunmamasını beklemek gerçekçi olmaz. Gelgelelim, yapılması geren, şahıslar üzerinden değil sistem üzerinden tartışmak, fikir alışverişinde bulunmak.

Dördüncü nokta bir taraftan ideal olanı ararken diğer taraftan gerçekçi olmak. Elbette mükemmel olanını değilse de en az zararlı olan sistemi bulmaya çalışmalıyız. Ancak, anayasa ve siyasal sistem meseleleri bir otomobilin motoru gibi sırf teknik meseleler olarak görülemez. Ne kadar dikkat ederseniz edin zaman içinde önceden tahmin edemediğiniz yeni problemler ortaya çıkabilir. Yetkili şahısların karakteri de sistemin işleyişi üzerinde etkili olur. İyi bir sistem yanlış kimselerin elinde berbat, kötü bir sitem iyi insanların elinde harika sonuçlar verebilir. Bu yüzden beklentileri abartılı şekilde yükseltmeden ama önceki durumdan daha iyiye gitme çabasından da vazgeçmeden yola devam etmek gerekir.

Son olarak, bu işler sadece spekülasyon meselesi değildir. Belli ölçüde uzmanlık gerektirir. Uzmanlık dediysem atla deve değil, amatörce dahi uzmanlık bilgileri elde edilebilir. Bunun için kararlı olmak ve biraz zahmete girmeyi göze almak yeterlidir. Fakat özellikle sosyal medyada bunu yapmaya hiç niyeti olmadan at koşturan ve yalın kılıç elinde aklınca kelle almaya çalışan tipleri görmek mümkün. Bu tür yaklaşımlar tartışmaya katkıda bulunmaya imkân vermez.

Ben ilgili yazılarımda bütün bu hususları dikkate alarak ilerlemeye çalışacağım.

Ayrıca bakınız...

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Liberallerin “Bu Ülke”yle İmtihanı

Bu yıl Liberal Düşünce Kongresi’nin yirmi ikincisini düzenledik. Her yıl Kasım ayında, Kapadokya’da düzenlediğimiz kongreye, ...